Bay Muhalif

İsmail Beşikçi

Allah zeval vermesin.Bize Kürt`de Arap`da Rum`da lazımdır.Idrisi Bitlisi`de zamanında kendine „Kürt" derdi.Ama rahmetlinin Türk milletine hizmetleri büyük olmuştur.Bizlere İran kapılarını bile açmıştır.

Selim Çürükkaya / Değerli muhalif arkadaşlar, bu günkü yazımda İsmail Besikçi olarak tanınan adam hakkında sizleri uyarmak istiyorum. Bu adam çok tehlikeli bir duruma geldiği için uyarmayı bir görev olarak biliyorum.

Türkiye toprakları üzerinde hiç kimsenin aklına gelmeyen şeytanlıkları düşünen bu adamı, çok iyi tanımanız gerekiyor. Beşikçi denen adam, daha 1960 larda bütün Türk aydınlarının vatan millet aşkıyla, kahraman ordumuzun gururuyla, yanıp tutuştukları bir ortamda kalktı, Kürtlerin bir ulus olduğunu, Türkiye de dahil, birkaç devletin sınırları içinde yaşadıklarını söyledi.

Kırk milyon, altmış milyon, orta asyadakileri de katarsak 120 milyon Türkün sorunlarıyla uğraşmayan bir Türkün, kalkıp böyle bir iddiada bulunması hepimizin onurunu beş paralık etti. Ama biz yedi düvelle savaşmış, üç kıtada at oynatmış, bir milletin ahfadıyız. Beşikçi’ye Papuç bırakacak değiliz.

Biz bu toprakları ecdat kanlarıyla kazandık.
Şeyh Sait gibileri de bir zamanlar isyan etmişti.
Atalarımız, kanları pahasına bu eşkıyalara gereken dersi vermişti.
İçimdeki tarih şahlandı.
Beşikçi konusuna tekrar döneyim.
Evelallah devlet- millet elele vererek Beşikçi’yi Üniversitelerimizden kovduk.

Bilim ve ilim yuvalarımızda, birinin böyle tehlikeli düsünceler ileri sürmesi, devletimizin ve milletimizin ahlak ve törelerine sığmazdı. Sonra sağcısı solcusuyla bütün yazarlarımız, aydınlarımız, aydın olmayanlarımız vatan aşkıyla Beşikçi’ye karşı tavır aldık.

Yazarlar sendikası başkanı Büyük yazarımız, mizah ustası, uluslararası üne sahip gözbebeğimiz Aziz Nesin Beşikçi’ye  „Gözlerin İngilizlerin gözlerine benziyor, sen İngiliz ajanısın” diyerek bir gerçeğe (!) parmak bastı.

Büyük Aziz usta o zamanda çok doğru bir tesbitte bulunmuştu. Lakin bir Türk Doçentin  “Kürdistan sömürgedir” iddiasında bulunup bu doğrultuda kitaplar yazması, akla hayale sığmaz bir durumdu.

Demekki devlet imkanlarımızla okumasına rağmen, devlet terbiyesi, devlet geleneği, devlet bilinci almamış bir adamdı Beşikçi. Milliyetçiliğin zerresi damarlarında dolaşmıyordu.

Biz ki ordu millet geleneği ile yetişmiş, tepeden tırnağa milliyetçilik dolu bir ırkın ahfadıydık!
Nasıl olduda bizden böyle bir adam çıktı? Büyük Aziz usta aslında bu soruya cevap bulamadığı için Beşikçi’nin gözlerini İngilizlerin gözlerine benzeterek, Türk olmadığını söyledi.

Aziz usta solcu olsa da devletine, milletine çok bağlı bir insandı. Mustafa Kemal`de 1925 Kürt ayaklanmasını İngiliz parmağına bağlamıştı. Aziz ustanın “Parmak” teorisinden hareketle “göz teorisini” ortaya atması, yukarıda belirttiğim gibi önemli bir tespitti.

Onun gibileri milletimizin demokratı, ilericisi ve devrimcisi oldukça bizler, evelallah Balkanları tekrar ülke topraklarımıza katar, orta asyadaki Türk kardeşlerimizle birleşir, Kıbrıs’ı zenginlerimiz, yazar ve artistlerimiz için tatil adası yapar, Arap’ları tekrar kendimize bağlar, Kürtleri un gibi öğütürüz.

Ah şu Beşikçi ah!
Bunun gibileri olmasaydı her şey ne kadarda iyi gidiyordu!
Kardeşim sana ne Kürt’lerden?
Bilim adamıysan git kurbağaları, kaplumbağaları, kelaynak kuşlarını incele!
Elin bilimadamları böcekleri, sürüngenleri yıllarca inceliyor, boşuna mı?
Biz bu alana neden el atmıyoruz?
Ülkemizde yılda kaç kaplumbağanın, kurbağanın sorgusuz sualsiz öldürüldüğünü, kelaynak kuşlarının soylarının neden tükendiğini araştıran oldu mu?
Bu konuda herhangi bir araştırmamız var mı?
Yok kardeşim yok!
Beşikçi bu konuları araştırmış olsaydı, ülkemizde hem bilimin öncüsü olur, hem üniversitelerimizin saygın bir Profesörü, hem de uluslararası bir üne kavuşurdu.

Sık sık televizyonlara çıkar, devletimizin ve milletimizin temeli olan gençliğe milli şuuru aşılar, böylece devletin olanaklarından yararlanırdı. Adamda devlet terbiyesi olsaydı bunu  yapardı.
Olmadığı için gitti Kürt’lerle uğraştı.
Yine kabahat bizde kardeşim!
Böylelerine yumuşak davranıyoruz…..
Salt hukuka saygılı olduğumuzu göstermek için cezaevine atıyoruz.
Böylelerini cayır cayır yakacaksın kardeşim, yakacaksın!..
Ah nerden getireyim engizisyonu?
Eskiden Avrupa da Beşikçi gibi biri varmış.
Neydi onun adı?
Ha.. ….!
Bruno!
Avrupada her kes kilise gibi düşünüyorken, O kalktı, kilisenin söylediklerini red etti.
Adamı cayır cayır yaktılar.
Beşikçi devletimizin, aydınlarımızın söylediklerinin tümünü red etti, biz ne yaptık?
Sadece afaroz ettik, on yıl da hapise attık, hepsi bu kadar.

Neymiş bizde demokrasi varmış!
Olmaz ki kardeşim.
Türkiyede demokrasi vardır desinler diye vatanımızı, yüce milletimizin çıkarlarını korumayacak mıyız?
Bu adama karşı aydınlarımız bile yeterince görevlerini yapmadılar. Aziz ustanın diğerlerine göre daha aktif davranmasının nedeni başkadır.

Onuda açıklayacağım:
Aziz usta mizahçı ya!
Beşikçi  “Kürtlerde insandır, ulustur, ulusal hakları, dilleri ve kültürleri vardır” dedi.
Aziz usta buna kızdı.
Kızar, çünkü Kürtler Beşikçi’nin dediği gibi olsalar, bizim Aziz ustanın mizah kaynağı tükenir.
Elinizi vicdanınıza koyun!
Kürtler yarın devlet kursalar, doğru dürüst adam olasalar, bizim Aziz usta kimleri mizahının konusu yapacak?Kürtlerin bu günkü durumu Aziz usta için bulunmaz bir hazinedir.
Çünkü Kürtlerin her biri bir palyaço haline getirilmiştir.
Beşikçi bunları adam edip bizleri gülme zevkinden mahrum bırakmak istiyordu.
Aziz ustanın kızgınlığı birazda buradan kaynaklanıyordu.

Devletimiz, milletimiz, aydınlarımız, Beşikçi üzerinde çok, çok, çok hassasiyetle durmadıkları için, adam hapishanede de rahat durmadı. Bildiklerini sağa sola anlattı, kitaplar mektuplar yazdı, didindi uğraştı, “lanetli” olarak girdiği cezaevinden “kahraman” olarak çıktı. “Resmi ideoloji” denilen anlaşılmaz bir tanımı tekrarladı, bir çok insanımızın, aydınımızın kafasındaki milliyetçi kaleleri yıktı. Ordu millet geleneğini sarstı.

Şimdi bizim ırkımızdan olan, bizim kanımızı taşıyan bir çok insan “Türklerle Kürtler kardeştir, Kürtlerde Türklerin sahip olduğu haklara sahip olsunlar” diyorlar.
Kardeşim bunlar söylenecek laflar mı?
Rahmetli Atatürk sağ olsaydı ve Emekli Kenan Paşa başımızda bulunsaydı da bunların haddini bildirseydik.
Ah kardeşim, ah!
Ne günlere kaldık?
Aydınlarımız, demokratlarımız, sağcılarımız, solcularımız sus pus olmuş durumdadırlar.
Bu ortamdan yararlanan Beşikçi, 1960 larda kendisini aforoz eden bütün aydınlarımızı ikna  etmiş durumdadır.
Devletimiz bile ona boyun eğmiştir.
Hepiniz duydunuz veya biliyorsunuz, geçen yıl bir kaç ay kadar İstanbul’da tutuklandı.

Bütün dünya onu konuştu.
Bazı kanı bozuk Türkler ve Kürtler neredeyse yargılandığı mahkeme salonunu basıp adamı kaçıracaklardı.
Devletimiz çaresizlikten adamı serbest bıraktı.
Burada bir gerçeği inkâr etmemek zorundayız.
Bu gün aydınlarımızın büyük bir çoğunluğu ne yazıkki 1960 lardaki Beşikçi’ nin düşündüğü gibi düşünüyor.
Bu yalınız Beşikçi`nın başarısından dolayı değildir.
Bu işte Kürtlerin kandırılması söz konusudur.
Hepinizin bildiği gibi son yıllarda Abdullah Öcalan denilen „baldırı çıplak” bir adam ortaya çıktı.

Bu adamın soy isminden oldum olası hiç hoşlanmam.
Her duyduğumda, tüylerim diken diken olur.
Neyse bu adam, İsmail Beşikçi`nın Türkleri kandırmasından daha çok Kürtleri kandırdı.

Onlara:
Siz Türk değilsiniz, Kürtsünüz, sömürgesiniz, alçak bir konumdasınız, kölesiniz, bu aşağılığı nasıl kabul edersiniz?
Sizin diğer dünya halklarından eksik neyiniz var?
Niye devletiniz yok?
Niye okulunuz yok?
Niye dilinizi konuşamıyorsunuz?
Niye radyo eviniz yok?
Niye baskı altındasınız?
Bakın çingeneler bile devlet kurmaya çalışıyor, niye kimse sizi adam yerine koymuyor?
Benim dediklerimi yaparsanız sizi eşitliğe, sosyalizme, adalete, insanlığa kavuştururum”
deyip onları uyuttu ve başlarına geçti.

Abdullah denen adam „isyancı başı,” Kürtlere bunları söyledi.
Cahil Kürtler de dediler ki: „Doğru söylüyorsunuz ama biz korkuyoruz”. İsyancı başı” Abdullah: „Neden korkuyorsunuz?” dedi
„Silahtan” dediler.
„O zaman siz de silahlara sarılın!”
İşte zavallı Kürtler böyle kandırıldı.

Silaha sarıldılar, devlete darıldılar, öldüler, öldürdüler ve milletimizin bir kısmı Kürtlerin varlığını kabullenince Beşikçi aklandı.
Aklandı ama yine rahat durmadı.
Bu kez 1960 ta yaptığından daha kötü bir suç işleyerek milletimizin düşmanı, devletimizin başına büyük belaler açan PKK’ yi desteklediğini açıkladı.
Bu vahim durum karşısında aydınlarımızın gıkı bile çıkmadı.
İşin kötüsü Beşikçi`nın yolundan gidenler arttı.

Yeni bir doçent daha çıktı.
Buda tuhaf biri, Yalçın Küçük mü ne diyorlar adına!
Doğu Perincek, Mihri Belli bilmem daha kimler!
Bu eski tüfeklerin hepsi ordu millet geleneğimizi teperek (!) nankörlük yaptılar.

Velhasılıkelam Beşikçi, vatanımızın ve milletimizin birliği, beraberliği ve bekası için
potansiyel bir tehlike durumunu koruyor.
Artık bizim aydınlardan da umudumu kestim.
Hepsi korkak, hepsi ödlek.
Binlerce idiler, bir Beşikçi ile baş edemediler.
Ama ben muhalefetime ve mücadeleme devam edeceğim.

Umudumu yitirmeyeceğim.
Bende Kürtlere el atacağım, onlarla onları vuracağım.
Devletimiz büyüktür.
Allah zeval vermesin.
Bize Kürt`de Arap`da Rum`da lazımdır.
Idrisi Bitlisi`de zamanında kendine „Kürt” derdi.
Ama rahmetlinin Türk milletine hizmetleri büyük olmuştur.
Bizlere İran kapılarını bile açmıştır.
Beşikçi gibi „Türkler” olacağına, İdrisi Bitlisi gibi „Kürtler” milletimiz için daha yararlıdır.
Biz becerikli bir milletiz, Kürtler o halleriyle bizim aydınlarımızı kazanırlarda, biz yıllarca okullarımızda eğitmiş, güzelcene terbiye etmiş, Kürt’lerle onların iflahını sökmez miyiz?
Sökeriz kardeşim, sökeriz siz tamaşa edin!…

BAY MUHALİF

26.Ocak1991 Ceyhan Cezaevi

Etiketler

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı