Dizi Yazılar

Talimatla Kitap Yazmak 21

Cemil Bayık ile Duran Kalkan’ın içinde bulunduğu arabanın sinyal vermeden geçmesi, Mazlum Doğan ve arkadaşlarının bulunduğu arabanın durdurulması da PKK’ nin resmi tarihine ‚tesadüfi’ bir olay olarak yazılacaktı.

Selim Çürükkaya / Akşam üzeri kapının zili çalındı, kapıyı açmaya giden İ. Aydın Cemil Bayık ile birlikte içeri girdi.Hal hatır sorma faslından sonra, Cemil, kendi durumunu izah etti: Elazığ’da yapılan geniş çaplı operasyonda ben de gözaltına alındım, bizi bin sekiz yüz eveler denilen yere götürdüler, üstümü aradılar, mark buldular, bunları nerden getirdin diye sordular, bende babam Almanya’ da çalışıyor bana yolladı dedim. Uzun saçlarıma baktılar, üstüme başıma göz attılar, kafalarına bir şey yatmamış olacak ki beni serbest bıraktılar, dedi.

Cemil Bayık’ın 1979 Mayıs ayında Elazığ’da göz altına alınması ve serbest bırakılması tarihe ‚tesadüfi’ olarak geçti.1979 Kasım ayında, Urfa’da PKK Merkez Komitesinin bir toplantısı yapılır. Bu toplantıda Kürdistan’da silahlı mücadeleyi koordine edecek ve yürütecek bir askeri örgüt oluşturma kararı alınır. Örgütün komuta kademesinin kimlerden oluşacağı konusu karara bağlanır. Alınan bütün kararlar tutanaklara geçirilir, toplantı bitince, alınan karaların tutanakları Cemil Bayık ile Duran Kalkan’da kalır. İki araba temin edilir, bir arabanın çamurluğunun altına toplantının belgeleri yerleştirilir.

Gerekli hazırlıklar tamamlanınca, Cemil Bayık ile Duran Kalkan, Urfa’ dan Mardin’e gidileceğini, iki arabanın hazır olduğunu, ilk arabada Cemil Bayık ile Duran Kalkan, bir de şoförleri binecek, bu araba önde gidecek, yolu kontrol edecek, herhangi bir tehlike karşısında sinyal verecek ve ikinci araba geri dönecekti. Belgelerin bulunduğu arabaya, PKK Merkez komite üyesi Mazlum Doğan, PKK Merkez Komite üyesi Yıldırım Merkit, PKK Merkezi basın kurulu üyesi Aysel Çürükkaya ve şoför Hacı binecekti! Mazlum Doğan, İbrahim Şenol, Yıldırım Merkit, Kadir Merkit, Aysel Çürükkaya, Ayşe Öztürk sahte kimliğini kullanıyordu.

Birinci araba Mardin istikametine doğru yola çıktı, ikinci araba onu izliyordu. Mardin Urfa arasında trafik polisleri, ikinci arabanın önünü kesti, birinci arabadakiler sinyal vermeden geçip gitmişlerdi. Kuşkulu gözlerle ikinci arabanın içindekilere bakan, sorular soran trafik polisleri, arabada arama yapınca, çamurlukların altındaki belgeleri gördüklerinde, siyasi polisler olay yerine gelmişti. Bileklerine kelepçeler vurulan Mazlum Doğan, Yıldırım Merkit, Aysel Çürükkaya ve Şoför Hacı(8) Urfa Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştü.

Buradan Diyarbakır’a sevk edilerek tutuklanmışlardı.

Cemil Bayık ile Duran Kalkan’ın içinde bulunduğu arabanın sinyal vermeden geçmesi, Mazlum Doğan ve arkadaşlarının bulunduğu arabanın durdurulması da PKK’ nın resmi tarihine ‚tesadüfi’ bir olay olarak yazılacaktı.

1979 Yılının yaz ayları idi.

Diyarbakır’da arkadaşlar yanıma, esmer bir genci getirdiler, kendisiyle konuştum, “Hayri Durmuş arkadaşın selamları var” dedi, cebinden çıkardığı bir pusulayı bana verdi. Açtım, okudum, Hayri bir mühür istiyordu, yuvarlak olacak ve üzerinde ‘Serxwebun’ ibaresi yazılacaktı. Pusulayı getiren kişi, Cemil Bayık’ın kardeşi Ahmet Bayık’tı. Bir yerlerde barınması için Ahmet’i sempatizanlara teslim ettim. Üç gün sonra mühür hazırdı, bir evde Mührü Ahmet’ e verdim ve ayrıldım. Sonradan öğrendim, Ahmet otobüs ile Kızıltepe’ye giderken yolda arama oluyor, polis Ahmet Bayık’ın cebindeki mührü buluyor. Serxwebun kelimesinden şüpheleniyor, mührü nereye götürdüğünü sorunca, Ahmet, Kızıltepe çarşısındaki Davut Kurtay’ın (9) dükkanının adresini veriyor, “bu dükkana götüreceğim, gelecek birisine vereceğim” diyor!

Polis Ahmet’i alıp dükkana götürüyor, arama yapıyor, bir ize rastlanmayınca, dükkan sahibinin evini aramaya karar veriyorlar, eve girdiklerinde‚ gökte aradıkların yerde buluyorlar. Davut Kurtay’ın evinde kalanlar, PKK merkez Komite üyesi M. Hayri Durmuş, PKK Mardin ayalet sorumlusu Ferhat Kurtay’ dı. (10)

Ve polis ikisini de yakalayıp mahkemeye sevk ediyor.

Cemil Bayık’ın kardeşi Ahmet Bayık’ın mührü yakalatması, alıp atmaması, yok etmemesi ‚tesadüfi’, Davut Kurtay’ın dükkanını adres olarak vermesi “tesadüfi” Polisin Davut Kurtay’ın evinde arama yapmaya kalkması ‚tesadüfi’, M. Hayri Durmuş ile Ferhat Kurtay’ın o evde bulunması da ‚tesadüfi’ olarak tarihe yazıldı. Bu kadar tesadüfün ard arda olması da bir ‘tesadüftü’ herhalde!

Bu olanlardan on altı yıl sonra kitap yazan Sakine Cansız, hiç bir şeyi kurcalamak istemiyor. O hazır veri olan resmi görüşü tekrarlamakla yetiniyor! Mesela Elazığ operasyonlarının ardından Ali Gündüz ve Şahin Dönmez çözülüyor, biri PKK Polit büro üyesi, diğeri Merkez Komite üyesidir. Elazığ’ da Örgüt ile ilgili her şeyi biliyorlar. Bildikleri bütün adreslere baskınlar düzenletip yaklaşık olarak 23 örgüt üyesi ve sempatizanını yakalatıyorlar. İlk yakalanan Ali Gündüz oluyor, zaten Celal Aydın’ın kafasına tek kurşun sıktığından beri bunalımdadır.Bu kadar kişinin o tarihlerde Elazığ da toplanması da boşuna değildir. Örgüt Elazığ’ın en asi çocuğunu yargılamak istiyordu. Onun da sonu büyük bir ihtimalle Celal Aydın’ın sonu gibi olacaktı.Sakine bunu biliyor, ama aradan 16 yıl geçmesine rağmen kitap yazarken bu konuya dokunmuyor! Belki de Ali Gündüz ikinci bir cinayet işlemek istememişti. Ve ilk yakalattığı kişilerden biri infaz edilecek kişiydi. Sakine bu konuların üzerinde hiç durmuyor. Celal Aydın’ın mazlum ruhunun peşlerini bırakmadığını görmek istemiyor! Ve o ruh Ali Gündüz’ün uykularını kaçırıyor. Ali de; ha bire arkadaşlarını yakalattırıyor, yakalananlar, çözülüyor, onlarda tanıdıklarını yakalatıyorlardı.Karakolda yüzleştirmeler yapılıyor.

Nasıl oluyorsa, böylesi bir ortamda Şahin Dönmez’den sonra Örgütün en önemli Merkez Komite üyesi Cemil Bayık serbest bırakılıyor? Şahin Dönmez Elazığ polisine örgütün Merkez komite Üyesi Abdullah Öcalan’ın Diyarbakır’da Günaydın apartmanında kaldığını itiraf ediyor. Ama polis gidip alamıyor! Örgütün bir numaralı yetkilisini almıyor, iki numaralısını elindeyken salıyor! Bizim Sakine ise bu salmayı şöyle yorumluyor:

“Cemil arkadaşın sürekli diğer tarafa bakması, yan duruşu, tanınmasını zorlaştırmış olabilirdi. Belki de vicdanlı davranıp söylememişlerdi.” Elazığ gurubundan kimseler tesadüfi olarak yakalanmadı ki! İlk yakalananlar çözüldü, isim verdi, yer gösterdi ve Polis bunun üzerine operasyonlar düzenleyip tek tek kişileri karakola götürdü.Ama Sakin’e Cemil Bayık’ın serbest bırakılması, ya itirafçılara gösterilirken yan durmasından, ya da bir itirafçının “vicdanlı” davranmasından kaynaklandı diyor. Herkese karşı “vicdansız” davranan itirafçıların, Cemil Bayık’ a karşı “vicdanlı” davranmalarının nedenlerini de açıklamıyor.Şahin Dönmez’in ifadesinin ardından, Abdullah Öcalan’ı gidip Günaydın apartmanından almak istemeleri ve alamamaları konusuna ise hiç dokunmuyor. Aradan yıllar geçiyor, bu konuda yazılanlar ister istemez dikkat çekiyor:

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi savcılarının İmralı iddianamesinde şöyle denildi:

“Mayıs 1979 tarihinde PKK Merkez Komitesi üyesi ve örgütlenme Genel Sorumlusu Şahin Dönmez ile birlikte Elazığ Bölge Komitesi üyelerinin büyük çoğunluğunun yakalanması örgütte paniğe yol açmıştır.Şahin Dönmez’in itirafları ile birlikte güvenlik kuvvetlerinin başlattığı bir dizi operasyon nedeniyle Abdullah Öcalan, Diyarbakır’da saklanmakta olduğu evde yakalanmaktan son anda kurtulmuştur.” (11) Abdullah Öcalan Yalçın Küçük’le uzun bir röportaj yapıyor, orada: „Ama Şahin, “gidip elimizle koyduğumuz gibi alalım” diyor. … ‚Oda Siverek olayları geliştikten sonraya rastlar ve aslında ondan önce bana yönelik bir tutuklama kararı yoktur!’ (12)

Düşünebiliyor musunuz Şahin Dönmez 17 Mayısın 1979 da yakalanmış, bildiği her şeyi, işlenen bütün cinayetleri anlatmış, Celal Aydın’ın öldürme kararını ben, Cemil Bayık ve Abdullah Öcalan birlikte aldık demiş ve Celal Aydın’ın cesedinin gömülü olduğu yeri bizzat kendisi göstermişti. Ama buna rağmen 14 Temmuz 1979 Siverek olaylarına kadar Öcalan: “Benim hakkımda bir tutuklama kararı yoktur” diyor.

Mehmet Can Yüce Doğudan doğan güneşte

Çünkü Şahin çözülmede, ihanette sınır tanımıyor, zincirlerinden boşalmış çukura yuvarlanıyordu. Her şeyi kendisiyle birlikte bitirmek, yok etmek istiyor. Önderlik o zaman Diyarbakır”daydı. Şahin, önderliğin kaldığı evi biliyordu. Polislere ”gidelim, Apo”yu yakalatalım” diyor. Yani ”bu işi bitirelim” diyor. Polis başta inanmıyor. Sonra Ankara’dan izin istiyor. Fakat gerekli izni alamıyorlar“ diyor. (13)

Dip Notlar:

(8) Mazlum Doğan: Diyarbakır Askeri mahkemesi kararı ile İbrahim Şenol olarak tutuklandı, Cezaevinden firar etmeye çalışırken yakalanınca kimliği açığa çıktı. 21 Mart 1982 gecesi, cezaevindeki sistemli işkenceleri protesto etmek için kendisini astı ve sonu gelmez direnişlerin önünü açtı. Yıldırım Merkit: Kadir Merkit olarak tutuklandı, cezaevinde işkenceler altında itirafçı oldu, pişmanlık yasasından yaralanarak cezaevinden çıktı, askerliğini yaptı,Romanya’ da fırıncılık yaparken PKK’nin bir militanı tarafından vurularak öldürüldü.

Aysel Çürükkaya: Askeri Mahkeme tarafından tuttuklandı, gördüğü işkencelerden dolayı uzun süre cezaevinde yatalak olarak yaşadı, tutuklulara yapılan işkenceler ve baskılara karşı ölüm oruçlarına yattı, 1986 Yılında tahliye oldu.

(9) Davut Kurtay: PKK Mardin bölgesi sorumlusu Ferhat Kurtay’ın ağabeysidir. Bu olaydan bir Müddet sonra Kürdistan ulusal Kurtuluşçuları olarak bilinen bir Kürt örgütünün elemanları tarafından silahla öldürüldü.

(10) Mehmet Hayri Durmuş: Karakoçan’a bağlı Kumik köyünde 1955 Yılında dünyaya geldi. Ankara Hacettepe Tıp fakültesi Üçüncü sınıfı terk ederek Kürt halkını örgütlemek için Kürdistan’a geldi. PKK merkez Komite üyesiydi. Tutuklandıktan sonra cezaevlerindeki tutuklulara açıkça önderlik yaptı. Mahkemeler karşısında siyasi tavır koyarak Kürt davasını ve Kürdistan’ı savundu. Yapılan işkencelerin kaldırılması ve Askeri Mahkemede siyasi savunma hakkının tanınması için 14 Temmuz 1982 günü bir grup arkadaşı ile ölüm orucu başlattı. 12 Eylül 1982 günü Diyarbakır Askeri hastanesinde yaşamını yitirdi.

Ferhat Kurtay: Üniversite mezunu ve Mardin bölgesinde elektrik mühendisiydi. PKK nin Mardin eyaleti sorumlusuydu. Hayri Durmuş ile birlikte tutuklanıp, Diyarbakır cezaevine konuldu. Burada tutuklulara yapılan azgınca işkencelerin son bulması için üç arkadaşı ile birlikte 18 Mayıs 1982 günü Diyarbakır Cezaevi 33. Koğuşta üzerlerine neft dökerek kendilerini yaktılar.

(11) http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=1134

(12) Dirilişin Öyküsü, Abdullah öcalan, Yalçın Küçük, Agri Verlag, 1. Baskı, sayfa 82,83

(13) http://bashur-bakure.com/apo-sosyalizmi/

Devam edecek

Etiketler

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı