Cumartesi, 23 Şubat 2019

O Türküyü Söyle

Makale İçeriği
O Türküyü Söyle
Sayfa: 1
Sayfa: 2
Sayfa: 3
Sayfa: 4
Sayfa: 5
Tüm Sayfalar

verkleinert5Selim Çürükkaya' nın kaleminden Diyarbakır Cezaevi
Bu kitabi okuyunca çarpılacaksınız ve insanlığı aramaya başlayacaksınız!

 YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

1954 yılında Bingöl'ün Yamaç ilçesine bağlı Tuunst köyünde, orta halli bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk okulu 1965 yılında bu köyde bitirdi. Köyde başka okul olmadığından okumaya ara verdi. 1970'de Tuunst'da meydana gelen toprak kaymasından dolayı Bingöl'ün Kürtçe adıyla Cilkani (resmi adı Yeniköy) köyüne yerleşti. Ortaokulu bu köyde bitirdi. Daha sonra Bingöl`de yatılı okul sınavlarına katıldı. 1974 yılında Tunceli öğretmen okuluna kaydını yaptırdı. Buradaki öğrenci olaylarına aktif katılımıyla öne çıktı. 1978 yılında öğretmen okulundan mezun olup, aynı yıl Aysel Öztürkle evlendi. Yine bu dönemde siyasi olaylara karıştığından dolayı aranmaya başlandı.

 

 

 

Üç yıl çeşitli illerde illegal olarak yaşadı. 1 Mayıs 1980 günü Diyarbakır'da bir ihbar sonucu gözaltına alındı. 24 gün sonra çıkarıldığı bir sıkıyönetim mahkemesince PKK üyesi olmaktan tutuklandı.

12 Eylül 1980 darbesinden bir müddet önce ünlü Diyarbakır zindanına nakledilerek 10. Koğuşa konuldu. Bu cezaevinde tutuklulara yapılan zulme karşı direnenlerle birlikte hareket etti. Bundan dolayı yedi yıl gibi uzun bir zaman 35. koğuş olarak bilinen hücre bölümünde kaldı. Cezaevinde uygulanan sistematik işkenceyi ilk kez sekiz sayfalık bir dilekçeye aktardı ve dilekçeyi donunda saklayarak askeri mahkemeye getirip mahkeme heyetine sundu. Yine 1983 yılında cezaevinde uygulanan işkenceleri izah eden 147 sayfalık savunmasını yazılı olarak askeri mahkemeye verdi.

Yazar, uzun bir süre -cezaevi koğuşlarından tecrit edilmiş  hücrelerde kaldığından, 1983 yılının sonuna kadar koğuşlarda olan bitenlerden tam olarak haberdar değildi. Ancak 1983 Eylülü'nden sonra baş gösteren direniş sonucu cezaevi idaresi tutukluların ileri sürdükleri koşulları kabul ettiğinden, koğuşlar arası alışveriş imkanları ortaya çıktı. Bu dönemde Selim Çürükkaya'nın editörlüğünde cezaevindeki tutsaklara yönelik CANDIYA BERXWEDAN isimli bir dergi yayınlanmaya başladı. Dergi aracılığıyla ilk kez cezaevinin  39  koğuşunda üç yıl boyunca uygulanan bütün olaylar ve yöntemler öğrenilmiş oldu..

1984'de koğuşlar arası görüşme imkanı ortaya çıkınca, Selim Çürükkaya Diyarbakır cezaevinin bütün koğuşlarında üçer kişilik bir komisyon kurarak tutsaklardan, koğuşlarda yaşanmış bütün olayların detaylarını yazmalarını istedi. Ve bütün belgeleri toplayıp okuduktan sonra, orada 3 yıl boyunca yaşanan bütün olayları iki ciltlik belgesel bir roman olarak yazdı ve "12 Eylül Karanlığında Diyarbakır Zindanı" adıyla yayımladı.

selim_ve_soma27 Nisan 1991 tarihinde cezaevinden tahliye olan Çürükkaya bir ara İstanbul'da gazetecilik yaptı ve aynı dönemde mizah yazıları, politik makaleler ve bir tiyatro eseri yayımlandı. 1991 yılının Haziran ayında Atina'ya, sonrasında ise Bekaa vadisine giden yazar, orada Abdullah Öcalan'ın PKK'yi parti olmaktan çıkarıp bir tarikata dönüştürdüğünü fark ederek rahatsızlığını belirtti, bu nedenle kısa süreli göz hapsine alındı.

Bir yıl kadar PKK içinde değişiklik yapmak için uğraştı. Ulusal Meclis ve bir Kürt televizyonunun kurulması için çabalar harcadı, Avrupa'da yayınlanan bazı Kürt gazetelerinin yöneticiliğini yaptı. Ulusal irade olarak Öcalan yerine Kürdistan Ulusal Meclisi'nin esas alınması yönündeki

çabalarından ötürü ŞAM'da PKK tarafından tutuklanarak örgütün Bekaa vadisindeki cezaevine konuldu. İki ay sonra buradan firar eden Çürükkkaya, Beyrut`a gitti, burada Suriye istihbaratı tarafından tutuklanma tehlikesi ile karşılaşınca Kızılhaç'a sığınarak, üyesi olduğu PEN'den yardım istedi. PEN, Birleşmiş Milletler, Alman Gazeteciler Birliği'nin yardımıyla Almanya`ya döndü

http://www.madiya.net/index.php?option=com_content&task=view&id=401&Itemid=32

ve Beyrutta kaldığı dört aylık süre içinde kaleme aldığı Apo'nun Ayetleri adlı kitabını yayınladı (14 Temmuz yayınları, İsveç). Kitabı okuyanlar Öcalan'ın yandaşları tarafından saldırıya uğradığı ve yazar hakkında da bizzat Öcalan tarafından ölüm fetvası verildiği için, kitap daha çok ilgi uyandırdı ve bir süre sonra Almanca çevirisi yapılarak Fischer Verlag tarafından yayınlandı. Ardından çok sayıda Alman televizyon kanalı kitapla ilgili Selim Çürükkaya ile röportajlar yaptı. Ünlü Alman yazar Günter Wallraff kitaba önsöz yazdığından O da ölüm tehditleri aldı. Lübnan'da zor günler yaşayan Selim Çürükkaya'nın durumunu PEN merkezine bildirdiği gerekçesiyle ölümle tehdit edilen Kürt PEN'in başkanı Hüseyin Erdem de uzun bir süre dikkatli yaşamak zorunda kaldı.

1988 yılında GÜVERCİNİ DE VURDULAR adını taşıyan romanı yayınlanan  Selim Çürükkaya  2000 yılında Almanya PEN merkezi tarafından Exil program çerçevesinde üç yıllığına misafir edildi.

http://www.pen-deutschland.de/htm/aufgaben/wie/wie_ex/wie_ex_kaya-selim.php

Ve son yazdığı romanın bir bölümü  "Lib wohl meine taube"  başlığı altında  PEN Centrum tarafından yayınlanan STIMEN AUS DER EXIL adlı kitapta Almanca olarak yayınlandı. Selim Çürükkaya şu anda Almanya'da politik mülteci olarak yaşıyor.

KİŞİLER:

1-    Adem NEZAN:

Senaryonun baş kahramanlarından biridir. 45 yaşlarında, orta boylu hafif şişmandır. Maddi durumu iyi, Diyarbakır`in yerlilerindendir. Aslında gerçekten böyle bir kişi yoktur. Fakat Adem Nezan`ın yaşadığı olayları binlerce Kürt Diyarbakır cezaevinde yaşamıştır. Yani Adem Nezan o cezaevinde işkence gören binlerce Kürd'ün sembolüdür.

2-      Ermeni Kız: On iki yaşlarında, siyah saçlı, üzerinde çiçekli köylü fistanı bulunmaktadır.

3-      Kirve: Kırk beş yaşlarında, orta boylu, siyah bir fes takmış yakasız bir gömlek giymiş, Ermeni, demirci.

4-      Mevlut  Çavuş: 1981- 82 yıllarında Diyarbakır zindanının 35. koğuşunda işkence ekibinin başıydı. 28 veya yirmi dokuz yaşındaydı. Antep Eğitim Enstitüsü mezunuydu. Orta boylu, faşist zihniyetli sinsi bir adamdı. Aynı zamanda cezaevinin tüm koğuşlarında etki ve yetki sahibiydi. İşkenceci başı Esat Oktay'ın en önemli elemanlarından biriydi.

5-      Kara Bela: Uzun boylu, 25 veya 26 yaşlarında, gözleri yeşil, cahil, acımasız, uzun at suratlı bir komandoydu. Mevlüt Çavuş'un ekibindendi. Uzun süre hücreler bölümünde işkenceci olarak çalıştı. Tahminen "İç Anadolu" doğumluydu. Türktü, ama okula gitmediğinden olacak ki, garip bir Türkçe kullanıyordu.

6-      AKIN:  Sarışın şişman, kırmızı suratlı, yemek yemeği çok seven, kafası midesi kadar çalışmayan, pantolonu daima kıçından aşağı düştüğü için bir eliyle sürekli pantolonunu yukarı çeken, 23 yaşlarında, acımasız işkenceler yapmaktan zevk alan, tahminen Samsun doğumlu biriydi. Akın da hem Mevlüt Çavuş'un, hem de genel işkence ekibindendi. Ama özel olarak hücrelerde görev yapardı.

7-      Kambur: Hücreler bölümünde görev yapardı. Küçükken geçirdiği bir hastalıktan dolayı beli kamburdu. Zeki ve kurnaz bir komandoydu. Tahsilliydi. Büyük bir ihtimalle Kayseri doğumluydu ve Alevi kökenliydi. Belki de sol görüşlüydü. Yalınız başına olduğu zaman işkence yapmaz, dayak attığında  yavaşça numaradan vururdu, fakat başka komandoların yanındayken en acımasız işkenceleri o yapardı. Orta boylu kara kuru bir tipti.

 

cellat18-      Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran: 1.75 boyunda, zayıf kumral, 40 yaşlarında ama yüz kırışıkları fazla, gözlerinin altındaki halkalar morarmış, daima komando elbiseleriyle ve Co isimli köpeği ile dolaşır. Diyarbakır zindanındaki işkencelerin mimarıdır. Katillerin başı, soğukkanlı, acımasız, güzel vaatler verip, çirkin uygulamalar yapan, burnu havada, kendini Nemrud sanan biriydi. 1974 Kıbrıs işgalinde görev yaptığı için, oradaki zindanlarda yapılan işkencelerle deneyim sahibi olmuş, 7. Kolordu Komutanı Kontrgerilla Şefi Kemal Yamak'ın verdiği yetkiyle donanmış tam olarak bir işkence ve cinayet makinesiydi. 24 Şubat 1981 tarihinden Eylül 1982 sonuna kadar Diyarbakır zindanında işkenceci başı olarak görev yaptı. Eylül ayında sonuçlanan, M. Hayri Durmuş, Kemal Pir ve arkadaşlarının yaşamlarını yitirdikleri ölüm orucundan sonra İstanbul`a tayini çıktı. Burada rütbesi yükseltilerek binbaşı oldu. 22 Ekim 1988 tarihinde İstanbul Kısıklı'da bir otobüsün içinde bir Kürt militan tarafından silahla başına sıkılan üç kurşunla öldürüldü.

9-      Adem`in Eşi: Kısa saçlı, 45 yaşlarında ama oldukça genç görünen, aydınlık ve güler yüzlü, orta boylu zayıf Diyarbakır'lı bir kadın.

10-  Zozan:  Adem Nezan`ın büyük kızı; 25 yaşında, yuvarlak yüzlü, uzun boylu ve kumral. Saçları uzun, ailesini çok sever, bir eczanede çalışır.

11-  Berfin: Adem Nezan`ın küçük kızı, kilolu, ama hareketli, spor giyinen bir üniversite öğrencisi.

12-   Azad:  Adem Nezan`nın oğlu. 17 yaşlarında uzun boylu, uzun saçlı, yumuşak huylu lise öğrencisi bir genç.

13-  Soruşturmacı Polis Şefi: 45 yaşlarında, orta boylu, çatık kaşlı, göbekli kalın enseli, sivil, kahverengi takım elbiseli.

14-   3. Koğuşun şişman komandosu: Şişman, giydiği elbisenin içine zorla sıkışmış, nefes almakta zorlanan, tembel, hantal, işkence yaparken bile yorulduğu için tutuklulara kızan uykuya ve yemeye düşkün biri.

15-  Kitap Okuyan: uzun ince boylu, avurtları çökmüş, 30 yaşlarında, okumuş, gür sesli biri.

16-  Jilet:  22 yaşlarında uzun boylu ve ince bir  komandodur. Burnu cetvel gibi  uzun ve ince olduğundan bu adı almıştır.

17-  Deli Salih: Urfa doğumlu, 20 yaşlarında, okula gitmemiş, idam cezasından yargılanmış, gördüğü işkencelerden dolayı akıl melekelerini yitirmiş. Daima güler yüzlü, şakacı  bir gençtir.

18-  Dev: 20. Koğuşun gardiyanı, kısa boylu, bücür, daha sakalı çıkmamış bir çocuk veya cüce. Çelimsiz ve cüce olduğundan dolayı patronu Esat Oktay Yıldıran kendisine "Dev" adını takmıştır. Dev, azgın bir işkenceci, hem de uzun boylu tutukluların bir numaralı düşmanıdır.

19-  Doktor: Diyarbakır cezaevi doktoru, 35 yaşlarında, şişman, kırmızı suratlı, doktordan ziyade kasaba benzeyen biri.

20-   Mehmet Salih Besen:  Cizre doğumlu.Yaşlı, yakalanmadan önce bir devlet dairesinde memurdu. Gördüğü işkencelerden dolayı aklını yitirdi. Kendini cehennemde

sanıyordu, gardiyanlara da  zebani diyordu. Ölmediğine bir türlü ikna olamadı, yaşadığını anlayınca kalp krizinden öldü.

19- Selim Dindar: 20 yaşlarında, Cizre doğumlu, orta boylu yakışıklı bir genç.

20 Tutuklu: Geceleri idam edilmek amacıyla koğuşundan çıkarılan ve şakacıktan idam edilen yüzlerce tutuklu vardı. Buradaki tutuklu da Adem Nezan gibi bir simgedir.

21- Mahmut Döner: 27 Yaşlarında ince boylu ve zayıf, Urfa doğumlu. Aynı işkence yöntemine yüzlerce tutuklu maruz kaldığı için bu da bir semboldür.

22-İbrahim Yıldız: Bu kişi gerçekten yaşamış, tutuklanmış Diyarbakır cezaevine konulmuştur. Bir ara 35. koğuş olarak bilinen hücre bölümüne getirilmiş, burada da diğer tutukluların gözü önünde Mehmet Şen ile cinsel ilişkiye zorlanmıştır.

23- Mehmet Şen: Bu da gerçektir, işkencelere dayanamamış kendisini cellatların insafına terk etmişti, onlar da aşağılıklarının ölçüsü olarak İbrahim Yıldız'la cinsel ilişkiye zorlamışlardı.

24- Ali Osman Aydın: Diyarbakır zindanında 1981 ve 1982 yıllarında Esat Oktay Yıldıran`ın yardımcısıydı. Malatya doğumlu olduğu söylenirdi. 1.75 boyunda, 35 yaşlarında, sinsi, kurnaz, işkence yapmaktan zevk alan, aslında silik bir kişiydi.

25- Minik Asteğmen: Uzun boylu, şişman, dev gibi bir yaratıktı, yüzü kırmızıydı. Büyük olduğu için patronu Esat Oktay kendisine "Minik" adını takmıştı. Diğer subaylar ve askerler ona apartman Sami diyorlardı. Takma isimli olduğundan gerçek adı ve nereli olduğu öğrenilemedi. Bu da işkence yapmaktan zevk alan bir yaradılışa sahipti.

26-Kambur asteğmen: Huyu, kalleşliği, korkaklığı ve sinsiliği ile tam bir çakaldı. Daima uzun bir askeri parka ve uzunca botlar giyer, elleri cebinde dolaşırdı. İşkence yapmadığı gün kudururdu. Onun da kamburu vardı.

27-Co: Yüzbaşı Esat Oktay'ın kurt köpeği. Bu köpek özel eğitim görmüş ve cezaevinde teslim olan tutukluların kendisine tekmil verip "komutanım" dediği bir köpektir. Aynı zamanda çok saldırgan ve çok sayıda tutukluyu ısırarak yaralamıştır. Kürtçe konuşan tutuklulara karşı daha bir saldırgan davranmıştır.

28-Mazlum Doğan: 1956 Karakoçan doğumludur. Üniversiteyi terk ederek Kürdistan'da halkı örgütlemeye başlamıştır. Dersim, Diyarbakır, Batman gibi bölgelerde halkı örgütleme çalışması yürütmüş, 29 Kasım 1979 da Urfa'dan Mardin'e giderken bir araçta trafik polisleri tarafından göz altına alınmış, daha sonra Diyarbakır'da tutuklanmıştır. Cezaevinde çöp bidonu içine gizlenip dışarıya, Dicle kıyısındaki çöplüğe kadar giden, orada tekrar yakalanarak cezaevine  getirilen Mazlum, cezaevindeki bütün direnişlere öncülük yapmıştır. Bütün direnişler yenilgiyle sonuçlanınca ve kullanılan bütün silahlar etkisiz olunca, yaşamına son vererek  yeni bir direniş silahı yaratmıştır.

29-Şoför Hacı: Suruç doğumlu, uzun boylu, güler yüzlü 27 yaşlarında bir genç.

30-Yıldırım: 28 yaşlarında zayıf, kel kafalı, kısa boylu birisi.

31-Aysel Öztürk: 20 yaşlarında, uzun boylu, ince belli kara kaşlı güzel genç bir bayan,

32 - Yaşlı kadın, 45 yaslarında

33 -Ferhat Kurtay: Mardin Kızıltepe Xurs köyü nüfusuna kayıtlı. Elektrik mühendisi olarak çalışıyordu. Mehmet Hayri Durmuş ile birlikte tutuklandı. Soruşturmada hiç bir suçlamayı kabul etmedi. İşkencelerin son bulması, tutukluların insanca yaşaması için kendini yakarak Diyarbakır'da  tutuklulara uygulanan barbarlığı dünya kamuoyuna duyurdu.

34- Necmi Öner: Çermik doğumluydu, uzun boylu güler yüzlü bir gençti. O da Ferhat Kurtay ile aynı koğuşta yaşıyordu. Zulmün son bulması için  kendini yaktı

35- Mahmut Zengin: Orta boylu, cana yakın, çevresinde sevilen bir gençti. Zulme boyun eğerek ruhen ölmektense, ona karşı koyarak başı dik gitmeyi daha uygun görmüştü.

36 -Eşref Anyık:  Viranşehir nüfusuna kayıtlıydı. Yoksul bir ailenin çocuğuydu.

37  - Mehmet Hayri Durmuş: Bingöl doğumludur. Hacetepe Üniversitesi Tıp Fakültesi dördüncü sınıftan terktir. Bu yüzden arkadaşları onu doktor olarak çağırırlardı. Uzun boylu, olgun, ağır başlı, her sözünü tartışarak konuşan,  eleştirilere tahammül eden, herkesin derdini dinleme tahammülünde olan, insanların kalbini kırmamaya özen gösteren çelebi bir insandı. Ankara`da okurken okulu terk edip Kürdistan`a döndü.  Mardin Kızıltepe'de Ferhat Kurtay ile birlikte tutuklandı. Tutuklandığı tarihten, ölüm orucunda yaşamını yitirdiği güne kadar, zindanlarda ve askeri mahkemelerde tutuklulara önderlik yaptı. Son olarak işkencelerin son bulması ve savunma hakkının tanınması için ölüm orucuna girdi ve yaşamını yitirdi.

38-  Kemal Pir: Giresun Torul kazası nüfusuna kayıtlı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinden terk. 1.78  boyunda, siyah saçlı esmer, korkusuz, ele avuca sığmaz, kafasına koyduğunu yapan özelliklere sahipti. Diyarbakır cezaevine kemal_pirkonulmadan önce iki kez tutuklanmış her ikisinde de cezaevinden firar etmişti. 1979'da Lübnan'a gitti Filistin örgütlerinin yanında gerilla eğitimi gördü. Oradan döndükten sonra arkadaşlarıyla Batman'a giderken yolda yakalandı. Polis soruşturmasında Kemal Pir olduğunu kabul etmedi. Kemal Pir olduğu açığa çıkınca da "Evet ben Kemal Pir`im ama size ifade vermiyorum" dedi ve polise ifade vermedi. Diyarbakır cezaevine getirildiğinde yara bere içindeydi. İşkence altında olan tutuklulara daima moral kaynağıydı. Bildiği doğruları dobra dobra söylerdi. Kürt olmamasına rağmen, 14 temmuz 1982... de başlayan ölüm orucunun son gününe kadar Kürt davasını savundu. Bir deri bir kemik olarak cesedi Diyarbakır hastahanesinde babasına teslim edildiğinde, oğlunun tabuttaki cesedine bakan baba: "oğlum sen dünyaya sığmazdın, seni nasıl sığdırdılar bu iki tahta arasına?" demişti.

39 Akif Yılmaz: Kars doğumlu, Eğitim Enstitüsü mezunuydu. 1979 yılında Diyarbakır bölgesinde halkı bilinçlendirme ve örgütleme işleriyle uğraşırdı. Sessiz, ağırbaşlı, efendi bir gençti. Yüzünde çok sayıda kırışık olduğundan arkadaşları ona "Piro" diyorlardı. 28 Nisan 1980 günü Diyarbakır şehrinde polisin yaptığı bir operasyon sonucu tutuklandı. 14 Temmuz'da başlayan ölüm orucuna katılarak yaşamını yitirdi.

40 - Ali Çiçek:  Urfa doğumlu, sempatik orta boylu bir genç.

41- Bayan Sekreter: 26 veya 27 yaşlarında. Mini etek giyinmiş dudakları boyalı, kumral uzun saçlı bir bayan.

42- As. Savcı Bülent Cahit Aydoğan: Sarışın, orta boylu, kırk yaşlarında üzerinde askeri elbiseler, omuzlarında yüzbaşı apoletleri ile PKK ana davasının savcısıydı. Tarafsız gibi görünmeye çalışırdı. Ama üstten kendisini idare edenlerin emirlerine harfiyen uyar, işkence konusunda yapılan şikayetleri duymazlıktan gelirdi.

43- Binbaşı Kemal Kavi: Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesinde görülen PKK ana davasının mahkeme başkanı. Altmışın üzerinde, gür kaşlı, sert bakışlı, çok nadir konuşan, delici bakışlarıyla tutuklulara bakan, elindeki kalemle önündeki kağıtlara sürekli bir şeyler çiziktiren, üzerindeki havacı üniformasıyla heyetin diğer üyelerinden bir farklılık sergiliyordu.

44 - Emrullah Kaya. Duruşma hakimi, yaşı ellinin üzerindeydi. Hakime benzer hiçbir tarafı yoktu. Tam bir cellat görünümündeydi. Yargıladığı herkesi açıkça düşman olarak görüyordu. Daima asker elbiseleriyle duruşmaya katılır, çok konuşur, tutukluları ise az konuştururdu.

45 -Niyazi Erdoğan: Heyetin tek sivil hakimiydi. Orta boylu, orta yaşlı, kırmızı yüzlü, çekingen bir adamdı. Bu heyete bir de sivil kişi olsun diye yamanmıştı, zaten bir etkisi de yoktu.

46 - Ali Kılıç: Siverek doğumlu, 1.75 boyunda, ince zayıf bir genç.

fuat47 - Fuat Çavgun: Hilvan doğumlu. 12 eylül askeri darbesi olmadan önce tutuklandı, uzun süre Malatya cezaevinde kaldı. Sonra Diyarbakır Zindanına gönderildi. 14 Temmuz 1982 yılında ölüm orucuna girdi. Komadayken ölüm orucu bitti. Uzun süre tedaviden sonra yaşama döndü. Beyinciği küçüldüğünden tam olarak iyileşemedi. Şu anda Almanya'nın Münih kentinde yaşıyor.

48- Bedrettin Kavak: Batman doğumlu, orta boylu, sarışın, 12 Eylül darbesinden önce Siverek mıntıkasında tutuklandı. 14 Temmuz günü mahkeme salonunda ölüm orucuna katıldı.  Şu anda Diyarbakır'da yaşıyor.

- Üç bin tutuklu: Yaşları on dört ile yetmiş arasında değişen 3000 tutuklu 1982 yılında Diyarbakır zindanında barını yordu ve buradaki tutukluların tümü her gün, her an sistemli işkenceye maruz kalıyorlardı.



Son Güncelleme (Perşembe, 16 Ağustos 2018 21:45)