Pazar, 19 Kasım 2017
Anasayfa Diğer Yazılar Komutanlara zehir

Komutanlara zehir

zehirTİM'CİLER ZEHİRLENDİ
"Bütün yemeklere, tatlılara pastalara, çorbalara, masaların üzerindeki tuzluklara, biberliklere, limonluklara kattık. Yemek saati geldi, bize 'komutanlar askerlerle yemek yiyecekler, ama kahveyi orada içecekler' dendi.
Sabah gazetesi
Eski GATA Komutanı Şarlak'ın "PKK'lı iki asker Güreş ve kuvvet komutanlarını zehirlemek istedi" iddiası doğrulandı. Öcalan bu eyleme karşı çıkmış.
Zehirli kahve itirafı
Eski GATA Komutanı Ömer Şarlak'ın kitabına aldığı, "PKK'lı iki asker Doğan Güreş ve komutanları zehirlemek istedi" iddiası eski PKK'lıların Nasname sitesinde doğrulandı.
"Kışladan Kampüse" adlı kitabında on üç yıl önce dönemin Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının zehirlenmek istediklerini anlatan eski GATA Komutanı Ömer Şarlak'ın anlattıklarını eski PKK'lılar da doğruladı. PKK'dan ayrılanların kurduğu Nasname adlı internet sitesinde, olayı gerçekleştiren iki erle Bekaa Vadisi'ndeki kampta yapılan bir konuşma yer aldı. Erlerin olayın ayrıntılarını kendisine aktardıklarını söyleyen PKK'nın eski üst düzey yöneticilerinden Selim Çürükkaya zehirlenme olayını doğruladı.

 

TİM'CİLER ZEHİRLENDİ

 
"Bütün yemeklere, tatlılara pastalara, çorbalara, masaların üzerindeki tuzluklara, biberliklere, limonluklara zehir kattık. Yemek saati geldi, bize 'komutanlar askerlerle yemek yiyecekler, ama kahveyi orada içecekler' dendi. Biz hemen planımızı kahve üzerine kurmaya başladık, görev bölümü yaptık. Kahveleri Osman ve ben yapacaktık. Herkes 'hazır ol' vaziyette komutanları bekliyordu. Komutanlar geldiler kendileri için hazırlanan odaya çıktılar. Kahveleri hazırladık, zehiri kattık, bütün cesaretimi topladım, kahve tepsisini alarak odaya girdim, kahveleri herkesin önüne bir bir koydum. Genelkurmay Başkanı Güreş kahveden bir yudum alınca ben daha odadan çıkmamıştım. 'Bu kahve çok acı' deyince kapıdan çıktım. Beni bekleyen Osman'la birlikte hızla alt kata inerek, binayı terk etmeye çalıştık. İndiğimiz alt katın koridorunda onlarca özel tim elemanı midesini tutmuş kusuyordu. Binadan hızla uzaklaştık." Yazısında bu olayı Abdullah Öcalan'a sorduğunu belirten Selim Çürükkaya Öcalan'ın çok kızdığını ve "Bir daha bu tür şeyleri kimseye anlatmasın o serseriler" diye tepki gösterdiğini yazdı.

 

Sadık GÜLEÇ / HABER MERKEZİ

Olay günü Hasdal'da bulunan 26. Zırhlı Tugayı denetlemeye gelen dönemin Genelkurmay başkanı Org.Doğan Güreş, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Muhittin Fisunoğlu, 1.Ordu Komutanı Org. İsmail Hakkı Karadayı ve 3'üncü kolordu komutanı Korgeneral Hikmet Köksal son dakika değişikliğiyle kendilerine hazırlanan yemeği yemek yerine erlerle yemeyi tercih etti. Bu durumu tahmin edemeyen iki asker ise orduevinde komutanlar için hazırlanan bütün yiyeceklere zehir katmıştı. Çürükkaya'nın yazısına göre Pazarcıklı Mustafa o günü şöyle anlattı:1992 yılının kış aylarında PKK'nın kampı olarak kullanılan Mahsum Korkmaz Akademisinde bulunduğunu aktaran Selim Çürükkaya bu kişilerle orada konuştuğunu belirtti. Kamptaki militanlara eğitim verdiğini yazan Çürükkaya, olayı gerçekleştiren erlerden biri olan, soyadını hatırlamadığı Pazarcıklı Mustafa'nın kendisiyle bir ders sonrası konuşmak istediğini yazdı. Çürükkaya Pazarcıklı Mustafa dediği erle olan diyaloglarını yazısında şöyle aktardı: "Pazarcıklı Mustafa, 'benim buraya neden geldiğimi biliyor musunuz?' diye sordu. 'Bilmiyorum' deyince Biz Türk ordusunun kuvvet komutanlarını zehirledik, ondan sonraburaya geldik, parti konuyu biliyor' dedi. Bunun üzerine konuyla yakından ilgilenmeye karar verdim." Pazarcıklı Mustafa ile arkadaşı Batmanlı Osman, kendilerini odasına çağıran Çürükkaya'ya olayı şu şekilde anlattı: "Ben tugaydaki sorumlu yarbayın emir eriydim. Bir gün, yarbaya faksla gelen bir kağıda bakmıştım. Kuvvet komutanlarının 4 Kasım 1992 günü tugaya gelip yemek yiyeceklerini, bu nedenle gerekli hazırlıkların yapılmasını emrediyordu. Faksı okuyunca durumu tugayın lokanta bölümünde çalışan Osman'a söyledim. Kendi aramızda tartıştık. 'Beş kuvvet komutanı gelecek silahları bulalım, beşini de öldürelim, ondan sonra da kendimizi öldürelim' dedik. Durumu PKK İstanbul sorumlusuyla görüştük. 'Benden haber bekleyin' talimatı verdi. Ancak bir türlü bağlantıya geçmeyince biz onu aradık. Bize 'o işi unutun, parti bu tür eylemlere karşı çıkıyor' cevabını verdi. Oradan ayrıldık fakat komutanların geliş tarihi yaklaştıkça bizim uykularımız kaçmaya başladı. Dayanamadık bir daha randevu aldık. 'Ne olur bize siyanür bulun,siz hiç olaya karışmayın' dedik. İstanbul sorumlusu olayın gerçekleşmesinden yanaydı ama partinin kesinlikle müsaade etmediğini söylüyordu. Çok ısrar ettik, belki bizim yapamayacağımıza kanaat getirdiğinden 'tamam, ben size zehir bulacağım' dedi. Randevulaştığımız yere üç saat sonra geldi, bir kese kağıdı dolusu fare zehiri getirmişti. Biz siyanür demiştik, ama fare zehirine razı olmak zorunda kalmıştık."

Son Güncelleme (Çarşamba, 05 Ekim 2011 15:49)