Pazar, 19 Kasım 2017
Anasayfa Diğer Yazılar Bana göre

Bana göre

12eyllSırrı Yüksel Cebeci / SELİM  Çürükkaya, nam-ı diğer "Tilki Selim", Tuncelili bir Kürtçü! Kürt ile Kürtçü'yü özenle birbirinden ayırmak gerekiyor.
Öğretmen Okulu'nu bitirdikten sonra PKK'ya katılmış Küçükkaya. 12 Eylül askeri darbesinde yakalanmış ve 11 yıl Diyarbakır Cezaevi'nde kalmış. Cezaevinde kaldığı 11 yılda ıslah-ı nefs olmadığı için, serbest kalır kalmaz 1991 yılında Bekaa Vadisi'ne giderek, şimdi ateş püskürdüğü ulu önderi (!) Abdullah Öcalan'a sığınmış!Eli kalem tutuyor ve ağzı lâf yapıyor ya.

 

Cezaevindeki Kürtçü yoldaşlarından teorik dersler de almış ya. Sanmış ki ulu önderi Apo (!), kendisini el üstünde tutacak!Oysa Apo, emrindeki terörist kızlarla haremini kurmuş, zevk-ü sefa içinde saltanatını sürdürüyormuş!Apo ona, "savcım olacaksın" demiş, olmuş! Sözde "ulusal meclis başkanı olacaksın" demiş, olmuş! Savcı iken yargıladığı en yakın arkadaşlarının idamına, sözde ulusal meclis başkanı olunca onay vermiş!
Ama bir gün bakmış ki, çarklar tersine dönüyor. Apo'nun savcısı iken en yakın arkadaşlarını bile oturttuğu sanık sandalyesine oturma sırası kendisine geldiğinde, aklı da başına gelmiş!



Ne de olsa Tilki Selim'dir o. Gözaltında tutulduğu Bekaa Vadisi'nden bir yolunu bularak kaçmış ve soluğu Beyrut'ta almış.
Neden kaçtığını şöyle anlatıyor:
"1974'te Kürdistan'da pek fazla kimsenin inanmadığı PKK'ye ben inanarak katıldım. Bugün çok sayıda insanın inandığı PKK'den ben inanmayarak kaçtım. Bu benim değişikliğimle izah edilemez. Ben yüzseksen derece tersine değişmedim. Tam tersine deney, tecrübe ve bilgim; bunlarla birlikte kararlılığım arttı. İlk mücadeleye başladığımda inandığım gibi, bugün de Kürt halkının kendi özgücünü kullanacağı, özgür silahlarla bağımsızlığını kazanacağına inanıyorum. Ama değişen, tersyüz olan bir şey var ortada. PKK! Evet PKK tersyüz edilmiştir. PKK artık 'PKK' değildir. Bugün böyle bir parti ortada yoktur."
Onu masum mu sandınız?
BUGÜN çok konuşulan "Apo'nun Ayetleri" kitabını işte orada, Beyrut'ta iken yazmış.
Günlük şeklinde yazılan bu kitap daha önce Almanya'da basılmıştı, biz de Almanca baskısını okumuştuk. Bugün Türkiye'de yayınlanan "Apo'nun Ayetleri" kitabını okuyanlar, Selim  Çürükkaya'yı pişman olmuş, Kürtçülük'ten vazgeçmiş masum biri sanabilirler. Oysa kitabın orjinalı, Türkiye'de basılanı gibi değil. Orada yine Kürt hareketinden ve Kürtler'in bağımsızlığından çok sık söz ediliyor.
Mesela kitabının ilk sayfalarında şöyle diyor  Çürükkaya:
"Ulu önderimizle derin çelişkilere düşmüşüm. Ne devletle, ne de gerilla ile yaşayabilirim. İkisinin de resmi ideolojisi var; devlet kayıtsız şartsız beni ajanlaştırmak ister, oysa ben resmi ideolojinin dediklerini yapmamak için 19 yıl mücadele verdim. Gerillada da bana resmi ideoloji dayatılır; ben resmi ideolojilere karşıyım."
Herkes tavuk olacakmış!
ÇÜRÜKKAYA, hâlâ Türk düşmanı. Bunun belirgin izlerine kitabının her sayfasında rastlamak mümkün. Apo'nun bir gün şöyle dediğini aktarmasına bakmayın:
"Kürdistan benim çiftliğimdir. Çiftliğin horozu benim. Benim dışımda herkes tavuk olacak, tavuk gibi davranıp hareket edecek, gıdaklayıp yumurtlayacak. Yumurtaların hepsini bana verecek. Horoz gibi davrananları öldüreceğim veya tavuklaştırmaya çalışacağım."
Apo'nun ne mal olduğunu bilmeyen kaldı mı ki?
Onu bu duruma getirenler, şimdi onun iğrenç sırtından nemalanmaya çalışıyorlar.
Selim Çürükkaya, Apo değil de, kendisi çiftliğin horozu olabilseydi, yine de bunları yazabilir miydi?

 


Son Güncelleme (Çarşamba, 05 Ekim 2011 15:47)