Çarşamba, 26 Eylül 2018
Anasayfa Yazılar Portreler Gençliğimin Kahramanları

Gençliğimin Kahramanları

denizSelim Çürükkaya / O zaman siyasetten hiç anlamıyordum
Gazete okumayı bile alışkanlık haline getirmemiştim
Sosyalizm kelimesi bana yabancıydı
Deniz Gezmiş‘in adını ilk duyduğumda
"Denizlerin üzerinde gezen bir adam" sanmıştım........

Radyolar onun arandığını söylüyorlardı...

Başına ödül koymuşlardı...

Yerini bildirenlere veya yakalatanlara ödül vereceklerdi...

O‘nu Hz. Muhammed‘e benzetmiştim...

Ebubekir Sıddık ile birlikte Mekke‘den kaçan...

Başına ödül konulan...

Ve yeni bir dini dünyaya yayan Hz. Muhammed gibi biridir demiştim

Bir gün onun yakalandığını duydum

Tam da kalbimden vuruldum

 

 

Bir gazetede onun resmini buldum

Gazeteyi çabucak okudum

Adı DENİZ, Soyadı GEZMİŞ 'ti

O zaman anladım ki bu adam denizin üzerinde gezmemişti!

Üzerindeki pantolonu şu an hatırlayamıyorum. Parkasını, sakalını, gururlu duruşunu asla unutamıyorum..

İçişleri Bakanı Menteşeoğlu karşısında bir "General"di
Menteşeoğlu, O'nu "yanılmış bir pejmurde" olarak görüyordu.
Ama Gezmiş, kendini bütün yoksulların "General"i sayıyordu
Menteşeoğlu, o gün bulunduğu mevkide bunu kavrayamıyordu

Gezmiş sayesinde Sosyalizmi tanıdım

Sosyalizmin alfabesini aldım, okudum, bitirdim

Felsefe, diyalektik, artı değer sömürü

Paris komünü.........

 

Ve duydum ki bir altı Mayıs sabahında Gezmiş ve arkadaşları darağacında eğilmeden, bükülmeden, nedamet getirmeden haykırmışlar gerçeklerini

Deniz' in gidişi de çıkışı gibi kahramancaydı.

Ağladım gidişine ve parkasından bir parka edindim

Onun gibi baş kaldırmayı kafama koydum

Onun gibi boyun eğmemeye yemin ettim.

 

 

hakiHaki Karer

  Bir Üniversite öğrencisi

Laz kökenli.

Kürt sorunu üzerinde kafa yormuş.

Kürdistan'ın sömürge olduğunu anlamış.

Terk etmiş okulunu.

Kürdistan‘a gelmiş.

Bir gecekondu evine yerleşmiş.

Gündüz inşaatlarda işçi olarak çalışmış.

Geceleri anti-sömügeci dersler vermiş.

Cesur öğrenciler yetiştirmeye başlamış.

Çelikten bir örgüt inşa etmiş.

Ve karanlık bir el,

Görünmez bir tetik çekmiş.

"İmkansızın içinde imkan yarat"

İlkesini bize bırakan Hakki Karer,

Bir 18 Mayısta çekip gitmiş.

Ve ben Hakki‘nin bu ilkesini alarak yoluma devam etmişim.

 

 


İbrahim Kaypakkaya

İbrahim‘i çok sonraları duydum

iboDersim‘de Öğretmen okuluna gidince öyküsünü okudum

Genç bir öğrenci

Başındaki kasketiyle

Elindeki mavzeriyle

Kürdistan dağlarına tırmanmış

Karlı kışta baskına uğramış

Ellerini başının üzerine koyup yalvarmamış

Bir arabanın peşine bağlanmış

Yerlerde sürüklenmiş

Günlerce ve gecelerce işkencelerden geçirilmiş

Konuşmamış İbrahim

Bir 18 Mayıs sabahında

"Ser vermiş, sır vermemiş"

Ölümsüzler diyarına gitmiş

Gidince, "ser vermiş sır vermemiş" ilkesini bize bırakıp gitmiş, bir de şapkasını...

Onu okuyup tanıyınca, ilkesini ilkem yaptım. Şapkasına benzer bir şapka alıp başıma geçirdim.

 

 

 Ferhat Kurtay

 

Ferhat Kurtay arkadaşımdı

Deryalar kadar derin

Yıldızlar kadar yüce

Göller kadar durgundu

Mardin‘de elektrik Mühendisiyken yakalandı

İsnad edilenleri kabullenmedi

Bir deri bir kemik olarak kaldı

ferhatBu haliyle mahkemeye çıkarıldı

Onunla Dante‘nin Cehenneminde tanıştım

Hemen her konuda tartışıp anlaştım

Karar kıldık

Cehennemi yıkacaktık

Zebanilere de Tanrıya da karşı gelecektik

Ve dediklerimizi yaptık

Başımıza gazaplar yağdırdık

Kimimiz elimizden, kimimiz ayağımızdan asıldık

Her taraf karanlık kesti

Göz gözü görmüyor, evlat anaya sahip çıkamıyordu

Tanrılar kana susamış kükrüyor

Zebaniler insan avlıyordu.

 Bir onsekiz Mayıs sabahında Haki Karer'in "imkansızlıkta imkan yarat" ilkesine sarılan Ferhat çekti ateşini, daldı karanlığa!

Divan kurdu arkadaşlarıyla ve yandılar birer meşale gibi karanlığı dağıtmak için.
Tanrılar ürktü.

Zebaniler kaçtı.

Korku yüreklerden söküldü"ateşi yakın ateşi" sesi bütün cehennemi dolaştı.

Aldım Ferhat‘ın ateşini elime

"Tanrıların"zebanilerin peşine düştüm.

"Neredesiniz ulan kaçmayın!"dedim.

 

23.05.2005

 

 

Son Güncelleme (Perşembe, 05 Mayıs 2016 22:58)