Pazar, 19 Kasım 2017
Anasayfa Yazılar Eski Yazılar Salih Erol demiş ki

Salih Erol demiş ki

farkSalih Erol / Bir; Şükrü Gülmüş’ün sermayesi, kezzap tadında kallavi küfürler bileşkesidir. O yüzden etkisi kulak zarına değdiği ana kadardır. Selim Çürükkaya’nın kelimeleri ise, acı çekerek pişmiş mulayim delikanlı görünümlü olduğundan, insana “eyvallah baba” dedirtir.

 

ŞÜKRÜ GÜLMÜŞ İLE SELİM ÇÜRÜKKAYA ARASINDAKİ FARKLAR

İki muhalifin karşılaştırmalı hikâyesidir...

Bir; Şükrü Gülmüş’ün sermayesi, kezzap tadında kallavi küfürler bileşkesidir. O yüzden etkisi kulak zarına değdiği ana kadardır.

 

 

Selim Çürükkaya’nın kelimeleri ise, acı çekerek pişmiş mulayim delikanlı görünümlü olduğundan, insana “eyvallah baba” dedirtir.

 İki; Şükrü Gülmüş’ün bütün hikâyesi “Ben, illa da ben.” cümlesi kadar kısadır. Sürükleyici olmayan, merak uyandırmayan, sadece zamanı öldürmek için seyredilen, ucuz yapım bir dizi gibi etkisizdir de denilebilir.

 Selim Çürükkaya’nın hikâyesi ise, “Hani benim sevincim nerde, bilyelerim, topacım, kiraz ağacında yırtılan gömleğim? Çaldılar çocukluğumu habersiz...” cinsinden ahaliyi yüreğinden yakalayan bir matematiğin ürünüdür. Ve Yahudi Soykırımı’nı anlatan Hollywood yapımı Kara Kitap filmi kadar etkilidir.

 Üç; Gülmüş, Yunan mitolojisindeki tanrılardan Nergisus gibi hep kendine aşıktır.

 Çürükkya ise, daha çok Prometheus pozlarıyla bilinir.

 Dört; Ş. Gülmüş, kendine rakip gördüğü biri aleyhinde bildiği bir harf kadar küçücük bir delili canavara dönüştürür. Sonrasında, bu canavarı rakibinin üstüne üstüne salma gibi bir ruh haline bürünür. Buna, refiklerini satırla enseden vuran Hizbullah Taktiği’de denilebilir.

 Selim Çürükkaya ise, Cervantes’in kahramanı Don Kişot’un yel değirmenlerine savaş açtığı gibi sistemlerle kavgaya tutuşmuştur.

 Beş; Ş. Gülmüş, övülmeyi sever. Kimse övmeyince de, o meşhur masaldaki kötü kalpli kraliçenin aynanın karşısına geçerek “Ayna ayna, var mı benden güzeli?” demesi gibi, kendi kendini överek psikolojisini tatmin yoluna gider.

 Selim Çürükkaya ise, sağır sultan duysun diye dertlerini anlatmayı sevda edinmiş.

 Altı; Şükrü Gülmüş, örf, adet, vefa, dostluk gibi insana özellik katan güzelikler silsilesine aldırış etmeden namahremi neşr eder.

 Selim Çürrükkaya ise, nasırına basılmadığı sürece sesiz sedasız meramını anlatır.

 Yedi; Şükrü Gülmüş’ün yazıları, ilk okul çocukları için yazılmış Kemalettin Tuğcu’nun hikâyeleri gibi, ilk satırı okunduğunda sonrasını ezbere bildiğiniz, kurgusu, teması, ihtivası hiç yok denecek kadar az olan notlardır.

 
Selim Çürükkaya ise “Ergenakon”, “Ertuğrul Özkök”, “Derin devlet” gibi çetrefilli ağır konular işler.

 
Sekiz; Ş. Gülmüş’ün yazılarını sürekli takip etmeye gerek yoktur. Mesela, Gülmüş’ü takip eden biri, takip etmeye ara verip, birgün “acaba bizim Şükrü ne yazmış?” diye merak etse görecektir ki kaybettiği birşey olmamış. Çünkü, aradan bir milyon uzay yılı geçse de Ş. Gülmüş, divan edebiyatındaki kafa ütüleyen feilatûn-feilatûn- feilün-mefaûlün nakaratı gibi aynı ezberi tekrarlamaktadır.

 S. Çürükkaya ise, gündemi iyi takip eden biri olduğundan “acaba ne yazmış?” diye merak uyandırmayı beceriyor.

 Dokuz; Ş.Gülmüş, Nasneme’deki yazılarında ikide bir “Nasname, Şükrü Gülmüş demek değildir.” Demek süretiyle psikologların dahi formüle etmekte zorlanacakları tarzda acaip mi acaip bir narsizim sergilemektedir.

 Çürükkaya’da ise, Kürtlerde belirgin olan “ben hastalığını”, harflerin arasına gizleme başarısı vardır. O yüzden okurken insanın canını acıtmıyor.

 On; Şükrü Gülmüş’ün halet-i ruhiyesi, Ugandalı İdi Amin’in ki gibi aşure kıvamındadır.

 Selim Çürükkaya’nın ruh hali ise, Ahmet Arif’in “Vurun ulan, vurun. Ben kolay ölmem. Ocakta küllenmiş közüm, karnımda sözüm var halden bilene...” Dizelerindeki gibi asilik sergileyen bir ruh halidir.

 Hikâyenin ebcedi şudur;

 Şükrü Gülmüş; Kendi gömleğiyle dahi geçinemeyen eyyamcının biridir.

 Selim Çürükkaya; Çektiği ezanın peşine düşmüş ve günün sonunda günahlarını çıkarıp rahatlamak isteyen bir nasrani olma derdindedir...

 

M.Salih Erol

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 www.kurdistan-post.com

 

Salih bey dur!        


 Selim Çürükkaya/  Kürdistan Postta Salih Erol imzasıyla beni ile Şükrü Gülmüş' ü karşı karşıya getiren bir makale yayınlanmıştır. Benim aracılığımla Hapis arkadaşımı vurmak isteyen bu makaleyi gayri ahlaki buluyor, nedenlerini aşağıda açıklıyorum...........  


Sayın Salih Erol' un  Şükrü Gülmüş ile  Selim Çürükkaya hakkında yazdığı yazının asıl amacı;

  Selim Çürükkaya ile Şükrü Hoca' yı vurmaktır.

Bu kardeşi kardeşe vurdurtmak olarak değerlendirilebilecek bir kalleşliktir.

Oysa Şükrü  Hoca ile  Selim Çürükkaya uzun bir zaman diliminde Diyarbakır cezaevinin hücrelerinde birlikte kaldılar.

12 Eylül cuntasına karşı kol kola girerek direndiler.

 

Kimselerin korkudan tek kelime ile kendilerini savunamadığı Askeri mahkemelerin salonlarında Kürt halkının haklı davasını savundular.

Şimdilerde  herkesin korkusundan sustuğu bir ortamda yine kemalizme teslim olmayan Kürt halkının bu  iki neferi  Kemalist Abdullah Öcalan' ın ihanetine karşı çıkıyorlar.

Sayın Salih Erol  Şükrü Hoca ile Selim Çürükkaya' yı karşı karşıya koyacağına

 Şükrü Hoca ile  Öcalan'ı  veya  Selim ile  Öcalanın karşılaştırmasını yapsın

 

Mesala:

1. Öcalan Yakalandığında "Anam Türktür, devlete hizmet etmeye hazırım" dedi

 Şükrü hoca yakalndığında "Anamda babamda Kürttür, amacım Türk develtini Kürdistandan kovmaktır."Dedi

2. Öcalan Mahkemede  Kürdistanda ölen Türk askerlerine "şehit" dedi.

Selim Çürükkaya Sıkıyönetim mahkemesinde Türk askerlerinin tümüne ve mehkeme heyetine "siz ve askerleriniz işgalci güçsünüz"dedi

Bunları yüz madde halinde uzatmak mümkündür

Ama Sayın Salih Erol bunları yazamaz.

Biraz sıkarda Ondan!

Son Güncelleme (Cuma, 21 Ocak 2011 13:53)