Cumartesi, 18 Kasım 2017
Anasayfa Yazılar Portreler PKK yi Kimler kurdu? 3

PKK yi Kimler kurdu? 3

 

6foto

Selim Çürükkaya / 27 – Akif Yılmaz: 1956 yılında Kars’ın Beşiktaş köyünde doğdu. Öğretmenken grubun çalışmalarında yer aldı. Kars ve Diyarbakır da sorumluluklar üstlendi. Nisan 1980 tarihinde Diyarbakır da tutuklandı. 14 Temmuz 1982 tarihinde başladığı ölüm orucunda, 60 Gün sonra yaşamını yitirdi. Mezarı doğduğu köydedir.

28 – Abdullah Ekinci: 1956 Bingöl doğumlu. Liseyi bitirdi. Ticari ilimler akademisi mezunu, grubun kuruluş çalışmalarına Bingöl'de  profesyonel olarak katıldı. Teorik ve pratik olarak güçlü bir millitandı. Bu özelliklerinden dolayı örgütte bazı kişilerlerle arası açıdı. Bir ara Diyarbakır' da gözaltına alınıp bırakıldı. Bu durumu ona karşı silah olarak kullanıldı, ”kuşkuludur” gerekçesiyle Bingöl' den Siverek çatışmalarına asker olarak yollandı. Yeteneklerinden dolayı Siverek' te kimselere yem olmadı. Suriye’ ye oradan Güney Gürdistan’a geçti.

 

1984 Yılındaki silahlı mücadelenin başlamasında, Şemdinli baskını onun komutasında gerçekleşti. Bekaa da yapılan PKK nin üçüncü kongrreisinde Öcalan sırtını Suriye’ye dayayark darbe ile PKK yi tamamen ele geçirince, bu durumu protesto etmek için kafasına kurşun sıkarak yaşamına son verdi.Abdullah Öcalan Onun intiharını PKK da tasfiyecilik ve tasfiyenim tasfiyesi adlı Kitabın 452. Sayfasında şöyle yazmış:

"Ama o kadar kötü birisi de sayılamazdı. Belki de zayıflıkları vardı. Yaşadığı eziklik durumunu çok kötü bir biçimde kullanarak, kendisini intihara götürdüler. Tıpkı ülkede bazı arkadaşların başına getirdikleri gibi buna yol açtılar."

29 - Şahin Kılavuz: 1958 Varto Doğumludur. Ankara’da büyüdü, burada üniversitede okurken grubun kuruluş çalışmalarına katıldı. 12 Eylül öncesi yurtdışına, Lübnan’a çıktı. Güney Kürdistan’dan kendi grubu ile kuzey Kürdistan'a geçerken Hezil çayında çıkan çatışmada yaşamını yitirdi.

30 – Cahit Dayan: 1957 yılında Nazmiye de doğdu. Öğretmenken grubun çalışmalarına katıldı. Dersim Elazığ bölgelerinde çalıştı, yurt dışına çıktı, silahlı gruplarla ülkeye geri dönerken Hezil çayında çıkan çatışmada yaşamını yitirdi.

31 - Mehmet karasungur: 1947 Yılında Bingöl'de doğdu. Bingöl lisesinde matemetik öğretmeni ve Bingöl (Türkiye öğretmenler birliği derneği)TÖB- DER yöneticisi iken örgütün kuruluş çalışmalarında yer aldı. PKK kurulurken merkez komiteye seçildi. Teorik ve eylemsel alanlarda yetenekliydi. Liderlik özellikleri çok güçlüydü. Hilvan, Siverek mıntıkasında kaldı, Şam’ a geçti, oradan Güney kürdistan'a ulaştı. Kürdistan Demokrat Partisi lideri Sayın Mesut Barzani ile itifak yaptı. İlk gerilla gruplarını o Güney Kürdistan da üstlendirip yetiştirdi. Mayıs 1983 tarihinde kuşkulu bir şekilde güney Kürdistan da Arkadaşı İbrahim Bilgin ile birlikte öldürüldü. Bu olaydan sonra Abdullah Öcalan: ”PKK de tasfiyecilik ve tasfiyeciliğin tasfiyesi” adlı kitabının 354. Sayfasında:

"Başta Mehmet Karasungur ve Hamit Avcı yoldaşlar olmak üzere, Doğu Kürdistan’da bulunan ar- kadaşlar bunların denetimi altındaydı. 1982 yılına kadar arka- daşlarımıza adım attırmadılar. Daha sonra bu grubumuz Lolan’a indiğinde, üzerlerinde tam denetim kurdular ve kendi çizgileri dahilinde tutmak istediler.

Bu güçlere karşı büyük bir mücadele verildi. İçimizden bazıları onların kuyrukçuluğuna soyundu. Biz bağımsız tutuma yönelinme- sini istedik. 1985’lere doğru gelindiğinde, bizde ortaya çıkan ısrar- la silahlı savaşım çizgisine gelememe ve onu uygulamama, I- KDP’nin dayatmalarının sonucuydu. Bazıları bu dayatmalara epeyce inanmışlardı. Bu oldukça belirgindi. Bunların arkasında I-KDP vardı. Sıkışmaları durumunda I-KDP’ye gideceğini düşünen- ler de mevcuttu. Daha sonraları otuza yakın kişinin bunlara sığın- dığını biliyorsunuz. Gücü bunlara kim verdi?" 

Yine aynı kitabın 365. Sayfasında Karasungur ve arkadaşları için Şu konuşmayı yapmıştır:

"Bunlar 1982’de tıkandıklarını ve adım atamayacaklarını söylüy- orlardı. Biz her şeyi kontrol altına aldık ve düzelttik. I-KDP her şeyin kendi egemenliği altında olduğunu iddia ediyordu. “APO Şam’da tek kalır ve nefes bile alamaz” diyordu. Bu, ta Şam’a ka- dar yansımıştı. Buradaki yetkililer de Lolan’da bulunan PKK yapı- sının “I-KDP’nin malı” olduğunu ve IKP’nin egemenliği altında bulunduğunu belirtiyorlardı. Sözümona biz Lübnan’da yalnız başımıza kalmıştık, hiçbir şeyimiz yoktu. İlkel milliyetçilik kendi şefini de göndermişti. Adam “her şey biziz” diyordu. Kendilerine göre politika yapıyorlardı. Sözümona PKK’yi ele geçirmişlerdi. 1982-84 yıllarında buradaki yapıya ilişkin düşünceleri böyleydi: Yapı kendi mallarıydı!

Burada “PKK biziz” diyen klik tam bir çeteydi; sözümona her şeye el koymuşlardı." 

Öcalan Birisi hakkında bunları düşünmüş ve konuşmuşsa o insanın akibeti üzerinde düşünmekte yarar vardır.

 32 - İbrahim Bilgin: 1963 yılında Ankara doğumlu bir Türk’tür. Üniversite öğrencisi iken grubun kuruluş çalışmalarına katıldı. Mehmet Karasungur ile birlikte yaşamını yitirdi.

33 – Yaşar Organ: 1960 yılında Dersim'de doğdu. Diyarbakır'da eğitim enstitüsünde öğrenci iken grubun kuruluş çalışmasına profesyonel olarak katıldı. Diyarbakır sorumlusu iken yakalanmaktan kurtuldu. Askeri darbeden sonra bir grup arkadaşı ile Kars’a çekildi. Kendi imkânlarıyla 3 yıl oralarda barındı. 1983 yılında grubuyla Güney Kürdistan’a ulaşabildi. Sonbahara doğru kaybolduğu söylendi. Örgüt onun kaçıp düşmana sığındı propagandası yaptı. Dört ay sonra cesedi bir derede bulundu. “PKK Direniş şehitleri 1976- 1886’adlı albümün 379. sayfasında ölümü hakkında şöyle yazılmaktadır: “Haziran 1983’te birliğinden ayrılarak, aniden kaybolan Yaşar Organ tüm arama ve araştırmalara rağmen bulunmamış, ancak bir tesadüf sonucu, 7 Ekim 1983’te 4,5 metrelik bir uçurumdan ayağının altındaki taşın kayması sonucu beyin kanamasından yaşamını yitirmişti.” Düştükten dört ay sonra ölüsü bulunan bir kişinin, ayağı altındaki taşın kayarak düştüğünün nasıl belli olduğu konusu bir soru işaretidir!

 34 – Cemal Arat: Diyarbakır da doğdu. Ankara'da okudu. Diyarbakır’da grubun kuruluş çalışmalarında yer aldı. 12 Eylül darbesiyle birlikte tutuklandı. Diyarbakır zindanına konuldu. Baskı ve işkencelere karşı direndi. İşkenceleri protesto etmek ve cezaevindeki tutukluların insanca yaşama haklarını elde etmeleri için başlayan ölüm orucuna katıldı. Eylemin 49. Günü (02.03.1984) yaşamını yitirdi.

 35 - Kerim Baytar: 1965 Derik doğumludur. Tunceli öğretmen okulunda okurken grubun kuruluş çalışmalarına katıldı. Öğretmenliği terk ederek, çeşitli bölgede örgütler kurdu. Darbe den sonra dağa çıktı. 22 Eylül 1984’te girdiği bir çatışmada yaşamını yitirdi.

 36 - Selim Çürükkaya: 1954 yılında Bingöl'e bağlı Tuunst köyünde doğdu. Tunceli öğretmen okulunda okurken 1975 Yılının sonbaharında grubun kuruluş çalışmalarına katıldı. Daha sonra profesyonel olarak grubun kuruluşu için çalıştı. Muş, Van, Bingöl Ve Yüksekova'da çalışmalar yaptı. Örgütün içindeki bazı anlayışlara karşı çıkıp eleştirdiği için aynı durumdan dolayı sürgünde olan Delil Doğan’ın yanına Diyarbakır’a sürgüne gönderildi. 1 Mayıs 1982 günü Diyarbakır'da tutuklandı. 11 yıl cezaevinde yattıktan sonra tahliye oldu. Şam’a gitti. Öcalan’ın örgüt içinde kurduğu diktatörlüğü gördü, analiz etti ve karşı çıkarak “Apo’nun Ayetleri” adlı kitabı yayınladı. Hala Almanya da yaşıyor.

37- Selahattin Demir: Bingöl Genç doğumludur. Bingöl' de profesyonel olarak çalıştı. Mardin bölgesinde görevler üstlendi. Darbeyle birlikte Lübnan’a geçti. Bekaa Vadisindeyken, ortadan kayboldu. Örgüt içindeki anlatıma göre, kendi başına İsrail’in bir karakoluna karşı silahlı saldırı düzenlenmiş ve İsrail askerleri tarafından öldürülmüştür. Bu söylentinin gerçek bir tarafının olması zordur. Çünkü büyük bir militan olan Selahattin, ne şehit ilan edilmiş, ne de kimse onun hakkında tek olumlu bir kelime söylemektedir. Başka bir söylentiye göre Abdullah Öcalan Zeki Palabıyık’ı cezalandırmak için Selahattin Demir’i Mardin’ e yollamış, “ajandır”gerekçesiyle cezalandıracağı Zeki’nin Türk ordusuyla girdiği çatışmada öldüğünü öğrenince, Lübnan’a geri dönmüş ve Öcalan’a: “Sen bana yalan söyledin” demiştir, gerisini bilen yoktur!

38 – Ferhan Güllü: Bingöl doğumludur. Tunceli öğretmen okulunda okurken grubun kuruluş çalışmalarına katıldı. Bingöl ve Dersim’de profesyonel olarak çalıştı. Tutuklanarak Elazığ cezaevine konuldu. İstanbul cezaevlerinde sorumluklar üstlendi. Sağlığını yitirerek tahliye oldu. Örgütle olan ilişkilerini kesti.

39 - Hüseyin Morsümbül: Bingöl doğumludur. Eğitim enstitüsü mezunu, grup çalışmalarına profesyonel olarak katıldı. Tutuklanıp Diyarbakır zindanına atıldı. Yirmi yıl kadar tutuklu olarak kaldı. Tahliye olunca Avrupa ya geldi. Örgütle olan ilişkilerini sınırlandırdı. İsviçre'de iltica etti, Örgütün bütün sıkıştırmalarına rağmen görev almak istemedi. İsviçre’de bir mülteci kampında kalırken güya kişisel sürtüşmeden dolayı birisi onu bıçakladı. Ama olay yerinde bulunan bir görgü tanığı: “Kan kayıp ederken örgüt sorumlusu ambulans çağırmak isteyenleri engelledi. 'Durun gebersin' sözlerini kullandı” dedi. Hüseyin Kan kaybından ölünce ambulans çağrıldı. Ve bir psikopatın kendisini bıçakladığı söylentileri yayıldı. Yirmi yıl cezaevi yatan Hüseyin Morsümbül örgüt tarafından“şehit” dahi ilan edilmedi.

 40 - Ayten Yıldırım: Tunceli'de doğdu öğretmen okulunda okurken örgütün kuruluş çalışmalarına katıldı. 1978 yılında Örgütün kararıyla Hamili Yıldırım ile evlendi. Elazığ'da kuruluş çalışmalarını yürütürken gözaltına alındı. Üç yıl kadar çeşitli cezaevlerinde kaldı. Tahliye olunca, Şam’a gitti. Burada Abdullah Öcalan’ın bilgisi dâhilinde işkenceyle öldürüldü. Örgüt içinde “deli oldu, aklını yitirdi bundan dolayı öldürüldü” denilmektedir.

41 – Hamili Yıldırım: Dersim'de profesyonel olarak örgütün kuruluş çalışmalarına katıldı. 1979 tarihinde Elazığ’da tutuklandı. Diyarbakır zindanına getirildi. Yirmi yıl kadar zindanda direndi. Tahliye olunca Bekaa Vadisi’ne gitti. Öcalan ona: “Bizim Hamlet’imizdir” dedi. Ama o bir türlü Hamlet’in anladıklarını anlayamadı. Öcalan İmralı'ya dönünce ve ‘annem Türk, devlete hizmet etmeye hazırım’ deyince, karşı çıkar gibi yaptı. Sorgulara çekildi, Kafkaslara gönderildi. İmralı'da tutuklu olan Öcalan’ın talimatıyla Güneye gönderildi. Örgütün bilgisi ve isteği ile Suriye polisine teslim edildi, Suriye’de onu Türk devletine teslim ederek cezaevine konuldu. Hala Ankara cezaevinde tutukludur.

42 - Saime Aşkın: Dersim'de doğdu, Urfa’da öğretmenken grubun kuruluş çalışmalarına profesyonel olarak katıldı. 1977 yılında Dersim’de Latif Tepe'nin evinde Mazlum Doğan, M. Hayri Durmuş, Duran Kalkan ve Kesire Yıldırım ile birlikte Kürdistan devriminin yolu adlı broşürü kaleme aldı. Askeri darbeden önce yurtdışına çekildi. Örgütün Merkez komite üyeliğine seçildi. Avrupa'ya sorumlu olarak yollandı. 1984 Yılında Avrupa'da örgütün gidişatı hakkında ciddi eleştiriler yapan Çetin Güngör’ün görüşlerini doğru buldu. Bir konferansa katılmak için Bekaa Vadisi’ne geri döndü, buradan Güney Kürdistan’a gönderilerek tutuklandı. Kendisine yapılan bütün işkencelere rağmen boyun eğmedi. Kurşun’a dizilmeye götürülürken “Yaşasın Hayrilerin; Mazlumların PKK’si, Kahrolsun Apoculuk, sizin sonunuz faşizmdir” diye haykırdı. Kendisini ölüme gönderen Ali Haydar Kaytan’ a bakarak: “Gel alçak, sende gel, gel seyret, bak anneler ne yiğitler doğurmuş, gözlerinle gör!” dedi.

43 - Şahin Dönmez: Dersim'de doğdu. Ankara Hacetepe Üniversitesi’nde okurken grubun kuruluş çalışmalarına katıldı. Başta Dersim olmak üzere Ankara, Elazığ ve Kürdistan’ın pek çok ilinde çalıştı. Fis toplantısından sonra PKK’nin örgütlenme sorumlusu olarak seçildi. 1978 yılında Abdullah Öcalan, Haydar Kaytan ve Cemil Bayık ile birlikte örgütün en önemli militanlarından biri olan Celal Aydın’ın ölüm kararını verdi. Onu Malatya’dan Elazığ’a çağırdı. Şahin, Erol Değirmenci ve Ali Gündüz, Celal Aydın’ı alarak Karakoçan’ın bir köyüne gittiler. Köyün dışında Celal’in mezarını kendisine kazdırıp öldürdüler. Şahin 1979 yılının Mayıs ayında Elazığ’da gözaltına alındı. Soruşturmada kendisine yapılan işkencelere dayanmadı. Örgüt hakkında bildiği her şeyi polise anlattı. PKK de profesyonel olarak çalışan yüz on bir kişinin adını polise verdi. Abdullah Öcalan’ın kaldığı yeri de polise söyledi, ama Polis gidip Öcalan’ı alamadı, çünkü polisin yapmak istediği operasyonun Ankara’dan gelen bir emir ile durdurulduğu sonradan söylendi.. Şahin Dönmez, Diyarbakır cezaevinde itirafçı oldu. Bununla yetinmedi, ‘ben cezaevinde Kemalizm’i yeni öğrendim’ diyerek Cezaevinin iç güvenlik amiri Esat Oktay Yıldıran ile birlikte çalışarak bütün tutukluların itirafçı olması için çalıştı. Pişmanlık yasasından yararlanarak tahliye oldu. Askerliğini yaptı. İstanbul'da bir nalburcu dükkânında çalışırken bir PKK militanı tarafından 5 Nisan 1990 tarihinde silahla öldürüldü.

 44 – Ali Gündüz: Dersim doğumludur, 1976’larda grubun çalışmalarında yer aldı, Elazığ- Dersim-Erzincan bölgelerinde çalıştı. Şahin Dönmez ile birlikte Celal Aydın’ı öldürdü. Yakalandığında çözüldü, O da Şahin Dönmez gibi Diyarbakır Cezaevi’nde itirafçı oldu. İşkencecilerle birlikte çalıştı. Pişmanlık yasasından yararlanarak tahliye oldu hala yaşıyor.

45 – Erol Değirmenci: Dersim doğumludur. Grup çalışmalarına burada başladı. Celal Aydın’ın öldürülme olayında yer aldı. Yakalanınca direnemedi. Diyarbakır cezaevinde itirafçı oldu. Pişmanlık yasasından yararlanarak tahliye oldu. Hala yaşıyor.

46 – Bircan Yıldız: Tunceli öğretmen okulunda okurken grup çalışmalarına katıldı. 12 Eylül sonrası yurt dışına çıktı. Bir müddet Bekaa'da kaldı. Buradan Güney Kürdistan’a yollandı. Buradaki mağaralarda pek çok militan tutukluydu. Ali Haydar Kaytan ve Duran Kalkan bu tutuklulardan sorumluydu. Hepsi de Öcalan’ın emri ile tutuklanmışlardı. Ali Haydar Kaytan ve Duran Kalkan bu tutuklulara korkunç işkenceler yaparken, Bircan Yıldız’ı bu soruşturmalara birlikte götürüyorlardı. Soruşturmaya aldıkları kişiler gözlerinin önünde korkunç bir şekilde katledilince, Bircan bunalıma girdi. Duran Kalkan ile Ali Haydar Kaytan vahşetin tanığı olan Bircan’ı da “tanık”olduğu için 1984 yılında ortadan kaldılar.

 47 – Orhan Aydın: 1958 yılında Bingöl Musyan nahiyesine bağlı Mirre köyünde doğdu. Diyarbakır’da büyüdü. Orta öğretimini burada tamamladı. Tunceli öğretmen okulunda okurken 1975 Yılında grubun çalışmalarına katıldı. Diyarbakır ve kazalarında kuruluş çalışmaları yaptı. 1979 Yılında tutuklandı. Sivil cezaevinde kadın çarşafı giyerek kaçmayı başardı. Bir süre sonra tekrar tutuklanarak askeri cezaevine konuldu. Diyarbakır cezaevinde 1982 yılının mart ayında başlayan ve 45 gün süren ölüm orucuna katılarak sözcülük yaptı. PKK davasında ilk idam cezasına çarptırılan kişi oldu. 12 Yıl hapis yattı. Akli dengesini yitirerek tahliye oldu. Uzun süre tedaviden geçince, kendine gelebildi. 1991 yılının kışında Bekaa vadisine gitti. Burada dört ay kadar kalınca, Botan’a gerilla olarak yollandı. Örgüt içi baskıları ve uygulamaları protesto etmek için ölüm orucuna girdi. Sedye ile Halep’e taşındı, burada bütün ısrarlara rağmen ölüm orucunu sürdürdü. Bilmediğimiz kişiler tarafından ikna edilerek ölüm orucunu bıraktı, iyileşince, Şam’a götürüldü. Eleştirilerini Abdullah Öcalan’ın yüzüne karşı söyledi. 1993 yılının sonbahar aylarında Öcalan’ın talimatıyla Barelias kasabasına yollanarak Filistinlilerin bahçelerindeki binada tutuklandı. Burada kendisine korkunç işkenceler yapıldı. İşkenceci ekipte yer alan kişiler şunlardı: 1- Ali Rıza Altun. 2- Hamza Bindal 3 - Öcalan’ın Koruması Suriye Kürtlerinden Hamit. 4 – Halit Yıldırım. Günlerce süren işkencelerden sonra Tunceli öğretmen okulundan arkadaşı Halit Yıldırım’ın bir elektrik kablosu ile Orhan Aydın’ı boğduğu ve Filistin bahçelerine bir çukura elbiseleriyle gömüldüğü bilinmektedir.

 48 - Halit Yıldırım: 1958 Suruç doğumludur. Tunceli Öğretmen okulunda okurken grubun kuruluş çalışmalarında yer aldı. Camları kalın bir gözlük kullandığından arkadaşları ona “filozof” lakabı taktı. 12 Eylül darbesinden sonra öğretmenlik yaptığı okul basıldı, tutuklanarak Diyarbakır cezaevine konuldu. Burada korkunç işkenceler gördü. Gözleri pek görmediği için zor durumlar yaşadı. Tahliye olunca Bekaa’ya gitti. Yemeğe karşı zaafı vardı. Öcalan bu tipi kısa zamanda keşfetti. Barelias’a yollayarak onu hapishane sorumlusu yaptı. Filozof Diyarbakır cezaevinde gördüğü işkencelerin aynısını, hatta daha korkuncunu, Öcalan’ın emri ile buralarda tutuklanan örgüt militanlarına yaptı. Ölenleri ve infaz edilenleri, Filistin bahçelerine gömdü. Yüzlerce kişinin hapishane olarak kullanılan binanın önündeki ağaçların altında gömülü olduğunu kendisi bizzat itiraf etti. Bekaa’dan Avrupa’ya gönderilen Halit Yıldırım hala Avrupa’da yaşamaktadır.

49 - Hidayet Bozyiğit: Bingöl’ün genç kasabasında 1957 yılında doğdu. Grup çalışmalarında burada yer aldı. Öğretmenlik mesleğinden istifa ederek profesyonel olarak çalıştı. 12 Eylül darbesinde yurt dışına çıktı. Bekaa'da askeri eğitim gördü. Kürdistan’a döndü. Daha Bekaa’da iken Abdullah Öcalan’ın yaptıklarından kuşkulandı. Öyle olaylara tanık oldu ki, inançlarını yitirdi, buna rağmen silahlı olarak ülkeye geri döndü. Öcalan, Hidayet Bozyiğit’in kendisini anladığını fark etmişti. Bu yüzden onu gözaltında tutuyordu. Etrafındaki çemberin daraldığını fark eden Hidayet Bozyiğit, Bingöl eski milletvekili Hakkı Artukaslan’ı aracı yaparak devlete teslim oldu. Pişmanlık yasasından yararlanarak hapisten çıkmak istedi. PKK Hidayet'ten intikam almak için Genç’teki evlerini bastı, kız kardeşi ve annesini katletti. Bozyiğit pişmanlık yasından tahliye olunca, JİTEM ile birlikte çalıştı. Çek mafya çeteleri tarafından öldürüldü.

 50 – Mehmet Ayık: 1959 Bingöl doğumludur. Grup aşamasında çalışmalara katıldı. Serxwebun dergisinin ilk baskısını bazı arkadaşları ile birlikte gerçekleştirdi. 12 Eylülden sonra Bekaa’ya çıktı. Burada PKK merkez komite üyeliğine seçildi. Öcalan’ın parti içinde yaptıklarına tanık oldu. Haksız yere pek çok kişinin öldürüldüğünü çaresiz izledi. Iran’a görevli olarak yollanınca, bir arkadaşıyla anlaşarak, İran'dan Sovyetler birliğine kaçtı. Sınırı geçince, yakalanıp İran’a geri teslim edildiler. İran’da onları örgütlerine teslim edince, korkunç işkencelerle sırtlarında naylon yakılarak öldürüldüler.

51 – Dilaver Yıldırım: 1957 yılında Elazığ’da doğdu. Ankara’da üniversite öğrencisiyken grubun çalışmalarında yer aldı. Bilgi düzeyi ve eylemci özelliğinden dolayı arkadaşları ona “Castro” lakabını uygun görmüşlerdi. Örgütün masraflarını karşılamak için 1978 yılında Ankara’da bir hastane soygununu planladı. Bazı aksiliklerden dolayı tutuklanıp cezaevine atıldı. Askeri cunta işbaşına gelince, Mamak cezaevinde direndi. Uzun süre bu cezaevinde kaldı. Tahliye edilince askere götürüldü. Bir fırsatını bulunca, yanındaki arkadaşıyla birlikte firar ederek, Bulgar sınırını geçti. Dur ihtarına uymadığı için vuruldu. Bulgaristan'daki bir hastanede tedavi gördü. İyileşince iltica etti. Hızla Bulgarca'yı öğrenmeye başladı. Dilaver’in Bulgaristan'da olduğunu öğrenen Abdullah Öcalan, Suriye Muhaberatı’ndan izin alarak Bulgaristan’a geçti. Burada Dilaver ile tartışan Öcalan, Dilaver’in kendisine boyun eğmeyeceğini, diktatörlüğünü kabul etmeyeceğini anlayınca, geri Suriye’ye döndü. Gerilla adaylarına Dilaver aleyhine propaganda yaptı. Öcalan’a göre: “Dilaver cezaevinden çıkar çıkmaz hızla Bulgarca öğrenmiş, Sosyalist ülkelerin temsilcisi gibi davranıyor, şimdiden sosyalist ülkelerin temsilcisi olan birisi PKK’nin gelecekteki genel sekreteridir” diyerek, onun ne kadar korkunç biri olduğunu anlatmış, bununla yetinmemiş, onun Türk devleti ve Bulgarlarla birlikte çalıştığını söylemişti. Bütün bunlardan habersiz Bekaa’ya dönen Dilaver, hakkında söylenenlere önce bir anlam verememiş, ardından Öcalan yüzüne karşı yukarıda aktardığımız iddialarını söyleyince ve ona söz hakkı vermeyince, Dilaver tutuklanması için Bekaa’daki örgüt hapishanesine gider “beni tutuklayın” der. Tutuklanmayınca, gerilla kampının bulunduğu yerin eğitim meydanına iner, tabancasını çeker, kafasına dayar ve Öcalan’ı protesto etmek için tetiği çeker. Başka bir söylentiye göre ise kampın bulunduğu meydanda dolaşırken, Öcalan’ın görevlendirdiği bir katil tarafından taranarak öldürülür.

 Resimdekiler: Soldan sağa: üsttekiler. 1-Mehmet sevgat, 2 Mehmet Can, 3 Sarı Baran

Aşağıdakiler soladan sağa: 1 Nizamattin Taş, 2 Halil Ataç 3 Müzaffer Ayata 

Devam edecek

 
 

 

Son Güncelleme (Cuma, 30 Mart 2012 20:38)