Cumartesi, 23 Şubat 2019
Anasayfa Yazılar Eski Yazılar Apo'nun Ayetleri, yankılar

Apo'nun Ayetleri, yankılar

200Hürriyet gazetesi / PKK’nın faşizan yapısını ortaya koyduğu için Abdullah Öcalan tarafından Türkiye’ye girişi yasaklanan ‘Apo’nun Ayetleri’ adlı kitap yayımlandı. PKK’nın önde gelen isimlerinden Selim Çürükkaya’nın anı ve değerlendirmelerinden oluşan kitapta, Apo vahşeti sergileniyor.

ABDULLAH Öcalan’ın baskı ve zulmüne ilk karşı çıkanlar arasında yer alan ve bu nedenle Apo tarafından ‘ajan’ ve ‘hain’ olarak suçlanan Selim Çürükkaya’nın ‘Apo’nun Ayetleri’ adlı kitabında Apo’nun nasıl acımasız bir diktatör olduğu bütün detaylarıyla anlatılıyor. PKK liderinin Türkiye’de basılmaması için büyük çabalar sarfettiği kitap, daha önce İsveç’te yayınlanmış ve PKK’lılar arasında büyük rahatsızlık ve şaşkınlık yaratmıştı.

TANRI SANIYOR

Çürükkaya kitabında, Apo’nun giderek kendisini ‘tanrı’ gibi görmeye başladığını, Kürtleri sürekli aşağıladığını, ağzından çıkan her sözün ‘ayet’ olduğuna inandığını ve çevresindekileri de buna inandırmak istediğini anlatıyor. Kitaptan, Apo’ya inanmayanların, şu veya bu şekilde kuşku belirtenlerin birbirinden çarpıcı yöntemlerle kısa sürede ortadan kaldırıldığını da öğreniyoruz.

YÜZÜNÜ EKŞİTTİN

Bekaa vadisindeki kampta PKK tarafından sorgulanan Selim Çürükkaya’ya yöneltilen şu soru bile tek başına örgütün bütün mantığını ortaya koyan bir niteliğe ve netliğe sahip: ‘Ceyhan Cezaevi’nde önderliğin (Apo) kitabını okurken neden yüzünü ekşittin?’ Basın-yayın çevrelerinden edinilen bilgiye göre, kitabın Türkiye’de basılmasına engel olamayan PKK, şimdi de Diyarbakır’a sokulmaması için yoğun bir çaba içine girmiş bulunuyor. İşte bu çarpıcı kitaptan küçük anekdotlar:

KULLUK YEMİNİ

‘Ulu önderimizin (Apo) kendisine değil, tanrılığına muhaliftim. Tanrılığına muhalif olmakla, kendisine muhalif olmak arasında çok büyük fark vardır. Tanrılığına muhalif olmam, onu bu çağda maskara olmaktan kurtarmak içindir. İleriyi gören bir lider, kısa süreli bir tanrılığı, uzun vadeli bir ölümsüzlüğe tercih etmez. Ama bütün diktatörlerin özelliği ileriyi görememeleridir. Diktatörlere göre her şey onlarla başlar, onlarla biter. Bunun için sağ oldukları ve iktidarda kaldıkları müddetçe halk tarafından yücelerde tutulmalarını isterler, öldükleri veya pislikleri açığa çıktığı zaman, çıkarıldıkları yüceliklerden kafa üstü bok çukuruna düşerler (...) ‘Kanımla canımla seninleyim eyyy başkan’ diyerek, her yemekten önce yemin etmek; sen ister doğru ol ister yanlış yap, senin yüceliğine, doğruluğuna, kayıtsız koşulsuz inanmışım, sana tereddütsüz güveniyorum, kanımla canımla sana itaat ediyorum demektir (...) Böyle yeminler, kulların tanrıları için ettikleri yeminlerdir.’ (s.100)

APOCU ALÇAKLAR

‘Saime Aşkın, 1976’da Urfa’da öğretmenken ulusal kurtuluş saflarına katıldı. PKK-MK üyesiydi. 12 Eylül darbesinden sonra yurt dışına kaçtı. Apo diktatörlüğünü ilan ettiğinde aktif olarak karşı çıktı. Uzun bir süre Güney Kürdistan’daki Lolan kampında tutuklanarak soruşturması yapıldı. Tüm işkence ve baskılara rağmen Apo’nun diktatörlüğünü kabul etmedi, boyun eğmedi. Sonuçta Apo’nun talimatıyla kurşuna dizilmeye götürülürken olayı izlemek istemeyen bir sorumluya, ‘Alçak kaçma! Sen de gel, izle! İzle de devrimcilerin cesaretini gör! Yaşasın Hayrilerin, Mazlumların, Kemallerin PKK’sı, kahrolsun Apo’cu alçaklar! Sizin sonunuz faşizmdir’ diyerek son nefesini verdi.’ (s.217)

KEMİĞİ KALMADI

‘Ali Rıza (Mehmet Çetin) Avrupa örgütünün koordinatör yardımcısı olarak görev yaptı. Onbir yıl cezaevinde yattı. 1992’nin ortalarında Avrupa’ya geldi (...) Mart 1993’te buharlaştırılarak yok edildi. Abdullah Öcalan, Şam’daki bir karşılaşmamızda Ali Rıza’yı kastederek, ‘Gördün mü canavarı? Sizi cezaevlerinde nasıl canavarlaştırmışlar?’ diye sorduğunda, ben canavarın kim olduğunu biliyordum (...) Hollanda’da bir evde öldürülen Mehmet Çimen’in cesedi bir banyo küvetine atılıyor. Küvet asitle dolduruluyor. Yaklaşık iki saat sonra küvetin tıkacı çıkartılınca saç ve kemik dahil hiçbir şey kalmıyor.’ (s.251)

141 kişiyi ölüme gönderdi

‘Ulu önderimizi tanrı gibi değil de, insan gibi gören herkes özel savaşın ve T.C.’nin ajanıdır. Bu sadece bir belirleme değil, bir ayet ve bir yasadır. Bu ayet ve yasa öylesine korkunç uygulanıyordu ki; yalnız 1992 yılında, önderlik çizgisine uymadığı gerekçesiyle mahkeme kararları ve ulu önderimizin kararıyla kurşuna dizilenlerin (ben bu kadarını biliyorum) sayısı 141 kişidir.’ (s.163)
 
Sizin İçin Seçtiklerimiz
 

Son Güncelleme (Cumartesi, 19 Ocak 2019 12:13)