Pazar, 19 Kasım 2017
Anasayfa Yazılar Güncel

Güncel

12 Eylül karanlığında Diyarbakır şafağı Piyasada

kitabimSelim Çürükkaya / 23 Yıl sonra “12 Eylül karanlığında Diyarbakır Şafağı” adlı belgesel kitabımın üçüncü baskısını tekrar yaptım. Bu kitabı yeniden yayınlamamın pek çok nedeni vardır. Birinci si yeni yetişen gençlerin de bu kitabı okumalarını, Diyarbakır cezaevi duvarları arasında olan bitenleri öğrenmelerini ve dersler çıkarmalarını istedim. İkinci neden Kitabı yeniden düzenledim. Kitabı yazdığım dönemdeki mantığımıza göre anlatılacak olaylar önemliydi, kişilerin bir önemi yoktu. Veya o günkü mantığımız ölmemiş kişilerin tanınmasını uygun görmüyordu, gerçi kişi olarak benim mantığım öyle değildi ama örgütsel mantığımız böyle emrediyordu; sağ kişiler tanınmasın!(Bunun nedenini ben tahliye olup Bekaa vadisine gidince oarada anladım)  Bu yüzden kitabımın sağ olan bütün direnen kahramanları kendi isim ve soy isimlerinin baş harfi ile vardılar. Yeni baskıda bunu değiştirtim. Her kes kendi gerçek adı ve soyadı ile yer alıyor. Böylece kitabın tarihi değeri arttı kanısındayım. Okuyucu, kitabı okuyunca artık kimin kim olduğunu bilecek.

Kitapta yaptığım üçüncü değişiklik ise, Diyarbakır cezaevinde tutsak olan Türkiye solu ve Kürdistan solundan grup ve partilerin isimlerinin önüne koyduğumuz sıfatları kaldırdım.

Devamını oku...

 

Yeni Kitap Çıktı

arkaplan12 Eylül karanlığında Diyarbakır şafağı adlı belgesel romanımın birinci cildinin Üçüncü baskısı Epubli yayınevi tarafından basıldı . Bir hafta içinde Kitap hem  elekronik hemde kitap olarak Epubli, Amazon, Google, Apple, üzeri satışa çıkacaktır. Kitabın üçüncü baskısında kitap kahramanları kendi gerçek isimleri ile yer alacaklardır. Elekronik olarak kitabı almak isteyenler 7 Euro 49 cent ödeyerek kitabın tümünü bilgisayar, tablet veya telefonlarına indirebilirler. Ama kılasik kitabı satın alanlar için kitap biraz pahalıdır liks baskı olduğundan ve Epubli nin özelliklerinden dolayı kitap pahallıdır.. Ama bu kitap okumaya değer. Blefeld' e yaşayan bir Kürt bundan yaklaşık yirmi yıl önce bu kitap hakkında bana şunları anlatmıştı:

 

"Ben ağır hastaydım, beni Blefeld de hastahaneye kaldırdılar. Doktorlar ameliyat olmam gerektiğini söylediler. Ameliyattan oldum olası korkuyordum. İtiraz ettim bütün çabalara rağmen ikna olmadım. Hastahanenin bir odasında yatıyordum. Bir akrabam okumam için "12 Eylül karanlığında Diyarbakır Şafağı"nı getirdi. İki gün içinde okudum, bitirdim. Son sayfayı kapattığımda doktorları çağırdım. "gelin beni ameliyat edin" dedim. "Ne oldu hani korkuyordun?" dediler. "Aha bu kitabı okudum, insanlar o kitapta anlatılan acılara dayandıktan sonra ameliyatınız bana vız gelir" dedim ve bıçağın altına teredütsüz yattım."

Kitabı satın almak için burayı tıkla

elekronik kitabı satn almak için burayı tıklayınız

Son Güncelleme (Perşembe, 02 Mayıs 2013 15:24)

 

Karpuzcu geliyor

karpuzSelim Cürükkaya/ Kürdistan Posttan

 Sayın Hejare Şamil şu satırları yazmış:

„Sıcağı sıcağına’ tepki veriyorum. Hiç yanılma şansım yok, maalesef.

Öcalan’ın gönderdiği iddia edilen metinden tek bir cümle ‘cımbızladım’.

Devamını oku...

 

Sehr Geerter Herr Ministerpräeident

Recep-Tayyip-ErdoganMittwoch, 31.12.2012  11:44 Selim Çürükkaya
Sehr geehrter Herr Ministerpräsident!
Herzlich Willkommen in Deutschland, in dem alle Sprachen frei gesprochen werden, alle Völker in Freiheit leben! In dem Land, aus dem Sie kommen, hat Ihr Staat die Sprache der Kurden seit 87 Jahren verboten.
 
In Ihrer Regierungszeit wurde erlaubt, in Radio und Fernsehen die kurdische Sprache zu verwenden, an einigen Universitäten wurden Kurse eingerichtet. Aber die kurdische Sprache darf im öffentlichen Bereich noch immer nicht verwendet werden, als Unterrichtssprache wurde sie nicht anerkannt. Die Sprache eines Volkes mit etwa 40 Millionen Menschen nicht als Unterrichtssprache anzuerkennen, sie zu verbieten, sie als Verteidigungssprache vor Gericht nicht zuzulassen – das ist eine Logik, die es allein in Ihrem Land gibt. Sie sind Ministerpräsident eines Landes, in dem die Sprache von etwa vierzig Millionen Menschen  - von denen mindestens 20 Millionen in Ihrem Land leben – verboten ist und dafür gibt es in der Welt kein anderes Beispiel! 

Son Güncelleme (Perşembe, 01 Kasım 2012 00:26)

Devamını oku...

 

Türkiye başbakanına çağrımdır

caSelim Çürükkaya / Sayın Başbakan;   Bütün dillerin serbestçe konuşulduğu, bütün halkların özgürce yaşadığı Almanya’ ya hoş geldiniz! Geldiğiniz ülkenizde devletiniz Kürtlerin dilini  87 Yıldan beri yasaklamıştır. Sizin hükümetiniz döneminde Kürt dilinin radyo ve televizyonlarda kullanılmasına müsaade edilmiş, bazı üniversitelerde ise kürsüleri kurulmuştur. Ama Kürt dili kamusal alanda hala kullanılamamakta, eğitim dili olarak kabul edilmemektedir. Dünyada sayısı 40 Milyondan fazla olan bir halkın dilinin eğitim dili olarak kabul görmemesi, yasaklanması, mahkemelerde savunma dili olarak kabul edilmemesi mantığı sadece sizin ülkeye aittir. Yani gezegenimizde böyle başka bir örneği bulunmamaktadır. Siz kırk milyonluk bir halkın dilinin yasak sayıldığı bir ülkenin başbakanısınız ve dünyada sizin başka bir örneğiniz yoktur!
Almanya’ ya her gelişinizde Almanya’ da yaşayan Türklerin kendi anadillerine sahip çıkması gerektiğini vurgular ve “asimilasyon insanlık suçudur” diyorsunuz. Eğer sizlerin bu  görüşlerinizi doğru olarak kabul edersek , en büyük insanlık suçunun kendi ülkenizde yaşandığını da kabul etmemiz gerekmez mi?
 

 Almanya’ nın Bremen Eyaleti senatosu Eyalette yaşayan Türk vatandaşlarının kendi anadilleri ile eğitim yapabileceği kararını bu yıl aldı. Bundan mutlaka sizinde haberiniz vardır.

Son Güncelleme (Çarşamba, 31 Ekim 2012 23:42)

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...