Pazar, 19 Kasım 2017
Anasayfa Yazılar Röportaj

Röportaj

Dehakların olduğu ülkelerde Kawa'larda çıkar

23rjnf4Özgür Halk
Nisan 1991  Istanbul / Türkiye
Halen Bartın Cezaevi'nde sürgünde bulunan yazar M. Selim Çürükkaya ile görüştük:
"Dehak'ların zulüm yaptığı bir ülkede Kavva'lar da çıkar"

ÖZGÜR HALK DERGİSİ:

Şubat 1991 tarihinde iki kitabınız yayınlandı. Bunlardan biri Melsa Yayınevi tarafından yayınlanan "12 Eylül Karanlığında Diyarbakır Şafağı", diğeri Yurt Yayınevi tarafından yayınlanan "Demirci Kawa ve Çağdaş Kavva Destanı". Biz esas olarak kitaplarınız ve onların konusu olan 12 Eylül cezaevleriyle ilgili sizinle söyleşmek istiyoruz. Ama isterseniz önce sizinle bir tanışalım.

SELiM ÇÜRÜKKAYA:

Tabii. Geçmişimi kısaca anlatayım. Ben 1954 tarihinde Bingöl-Yamaç nahiyesine bağlı Tuunst Köyü'nde doğdum. Köyümüz dünyaya kapalı bir köydü. Çok uzağında Murat Nehri'nin kıyısından kara tren geçiyordu. Trenle ilgili çok öyküler anlatılıyordu. Köyümüzden kadınların ve çocukların hiçbiri şehir görmemişti.

Son Güncelleme (Pazar, 01 Mayıs 2011 20:55)

Devamını oku...

 

Diyarbakır zindanı

1992_PEN_kongre_selim_h_seyDiyarbakır hapishanesi, Diyarbakır Zindanı insanlık tarihinin ve 12 eylül darbesinin en karanlık yüzlerindendir. Diyarbakır Zindanları sitesi, işkencenin, aşağılamanın sürekli ve sistematik hale geldiği, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı tarihin bir dönemine ışık tutma çabası olarak değerlendirilebilir....

Kendisi de Diyarbakır hapishanelerinde kalan Selim Çürükkaya'nın öncülüğünü yaptığı www.diyarbakirzindani.com sitesi henüz yapım aşamasındadır. Selim Çürükkaya ile Diyarbakır Zindanı projesi üzerine e-mail yoluyla kısa bir ropörtaj yaptık:


Diyarbakir zindanı projesi nasıl ve ne zaman çıktı?

Selim Çürükkaya: Arkadaşımın oğlu informatik`i bitirmişti. Bana kendisinin yaptığı animasyon filmini gösterdi. Bu filmi izleyince, beynimde küllenmiş "D.bakir cezaevi filmini yapmak" düşüncesi açığa çıktı. Bu düşüncenin çıkış noktasını sorarsanız onu da izah edeyim: Ben yedi yıl D:Bakir zindanının hücre bölmünde yattım. O cezaevinde uygalanan işkencelere maruz kaldım. İşkencelere karşı başlayan bütün direnişlerde yer aldım.

Son Güncelleme (Pazar, 01 Mayıs 2011 20:56)

Devamını oku...

 

Zaman gazetesinin yayınlayamadığı söyleşi

veccicek Selim ÇÜRÜKKAYA  Kimdir? (Biyografi bilgileri, Doz Basım-Yayın tarafında yayınlanan „Aponun Ayetleri" adlı kitap tanıtım web adresinden aynen alıntılanmıştır) 1954 yılında Bingöl'e bağlı Dareheni (Genç) kazasının Musiyan nahiyesinin Tunst köyünde doğdu. Anadili Kürtçe - Zazaca olduğu için ilkokulda Türkçe'yi dayak zoruyla öğrendi. 1970'lerde siyasete ilgi duydu. 1975'te Tunceli Öğretmen Okulu'nda bir grup Kürt öğrenciyle birlikte anti - sömürgecilik eğilimin başlatıcısı oldu. Mayıs 1980'de yakalandı, günlerce işkence gördü ve tutuklanarak Diyarbekir 1 No'lu Askeri hapishanesine konuldu. 12 Eylül askeri cuntasının Diyarbakır 5 No'lu Askeri Cezaevi'nde uyguladığı vahşette karşı direndi. PKK davasından 28 yıl ceza aldı.


Yedi yılı Diyarbakır'da olmak üzere toplam 11 yıl cezaevinde yattıktan sonra 1991 yılında Turgut Özal hükümetinin çıkardığı kısmi afla çıktı. „12 Eylül Karanlığında Diyarbakır Şafağı" adında iki ciltlik belgesel-roman ile „Devrimci Kawa ve Çağdaş Kawa" adlı bir tiyatro kitabı yazdı. Ayrıca birçok dergi ve gazetelerde makaleleri yayınlandı. 1991 yılında Şam'da ve Bekaa'da Abdullah Öcalan'ın gerçek yüzüyle karşılaşınca, kaçmayı tercih etti ve gördüğü her şeyi „Apo'nun Ayetleri"nde yazdı. Kendisi şu an Almanya'da yaşıyor.

Son Güncelleme (Pazar, 01 Mayıs 2011 20:56)

Devamını oku...

 

Ayetler Üzerine

ayetler_400_600Selim Çürükkaya Ali usta: Erken öten horoz olmak önemli ama, boyunu kestirmemek lazım. İşte ben bunu başardım.
Bundan dolayı taşlandım Keşke ne başta taşlansaydım ne de bugün alkışlansaydım.......

 
 Ali Usta „Sayın Çürükkaya, daha önce yazmış olduğunuz „Diyarbakır Şafağı" adlı iki ciltlik kitabından bahseder misiniz?"

  Selim Çürükkaya:  1 Mayıs 1980 tarihinde Diyarbakır'da bir operasyon sonucu yakalandım. 24 gün gözaltında kaldım. Ardından askeri savcılığa çıkarılarak cezaevine konuldum.
       12 Eylül darbesiyle birlikte baskılar artmaya, işkenceler sistemli olmaya başladı.

Cezaevi duvarları arasında olan biten herşeyin, başından sonuna kadar tanığıydım.

Direnişlerin, karşı saldırıların en ucunda yer alanların içindeydim.

Öldürülmezsem bir gün mutlaka bu vahşeti yazacağımı düşünüyordum.

1980-1983 yılları arasında Dante'nin cehenneminden geçmiş, bütün odaları dolaşmıştım.

Son Güncelleme (Pazar, 01 Mayıs 2011 21:00)

Devamını oku...