Cuma, 22 Eylül 2017
Anasayfa Yazılar Kitap Yorumları

Kitap Yorumları

Susmak Ölmektir!

reklemresmiSelim Çürükkaya /  Yeni yazdığım kitaba bir isim arıyordum. Gece uyumadan önce düşünüyordum. “Susmak” kelimesi üzerinde yoğunlaşıyordum.
Dalmışım…
Kendimi bir bahçede buldum. Hava sıcaktı; çiçekler açmış, kuşlar ötüyordu.
Kocaman bir söğüt ağacının gölgesinde yedi kişi, yuvarlak bir masanın etrafında oturmuş, şarap eşliğinde sohbet edip kahkahalarla gülüyorlardı.
Ürkek adımlarla yanlarına vardım, “merhaba” deyip bir sandelyeye oturdum.
Masanın üzerindeki boş kadehe benim için şarap dolduran şişmancası, “Ben Napolyon Bonapart” dedi.
Ben de adımı söyledim.
Yakınımda outranı gülümseyerek, “Ben de Brcks” dedi. Karşımdaki genç ve güleryüzlü adam, “Ben de Garcia Lorca” diye tebessüm etti.
Read MoreSakallı olanı en az seksen yaşlarındaydı, “Ben Eflatun” dedi.
Gözlerim fal taşı gibi açıldı.
Onun yanındaki beyaz sakallı, uzun saçlı olanı, “Bendeniz Albert Einstein” diyerek kendini takdim etti.
Gözüm onun bitişiğinde oturana kaydı, “Fyodor Mihayloviç Dostoyevski ben de”.
En sonuncusu, hayli yaşlı olanı “Epicuros” deyince, memnun olduğumu belirttim.

 

 Beyefendiler, hepinizi yakından tanırım, biriniz hariç!

Sizleri bir arada rüyamda görseydim inanmazdım.

Ben susmak üzerine düşünürken uyuyakalmışım, sanki bir güç beni buraya ışınladı.

Aranızda sayın Einstein da olduğuna göre, her biriniz bir çağdan buraya ışınlanmış gibisiniz.

Sizleri bulmuşken “susmak” üzerine fikirlerinizi almak istiyorum, deyince; 52 Yaşındaki Napolyon asker yumruğunu masaya vurarak suskunluğunu bozdu:

Suskunluğumdan dolayı kimse kabahatli değildir. En büyük düşmanım, yine ben idim.” dedi, sustu.

Tanımadığım Brcks’e baktım:

Beni kötülerin zulmü değil, iyilerin sessizliği korkutuyor.”

Genç şair Lorca´ya, sen ne düşünüyorsun, dedim.

İçiniz kor gibi yanarken susmak, acıların en beteridir,” dedi gözlerimin içine bakarak.

Seksenine merdiven dayamasına rağmen hâlâ atletik yapılı ve geniş omuzlu olan Eflâtun dedeye kulak kesildim:

Son Güncelleme (Cuma, 19 Ağustos 2016 21:53)

Devamını oku...

 

Talimatla Kitap Yazmak 41

dictator

Selim Çürükkaya / Sakine Cansız´ın kitabının eleştirisini yapmamdan ötürü pek çok okuyucu, tüm bu okuduklarından sonra, büyük ihtimalle şu haklı soruları soracaktır:

Sakine Cansız, Diyarbakır Zindanında Türk devletinin zulmüne boyun eğmedi de, neden Bekaa Vadisinde boyun eğsin ki?

Haydi orada boyun eğdi, Avrupa’ya döndüğünde neden sesini çıkarmadı?

Hamili Yıldırım, eşi Öcalan’ın emriyle öldürüldüğü halde neden “Diyarbakır Cezaevi´nde direnen ben değil, içimdeki Apoculuktu” dedi.

Ve neden şu anda İmralı adasında Abdullah Öcalan’ın yanındadır?

Örgütten kaçıp hayatını kurtaran binler, neden susuyorlar?

Örgütün dağılmasını istemedikleri için mi?

Örgütün halâ Kürt halkının mücadelesine hizmet ettiğine inandıkları için mi?

Örgüt dağılırsa Kürt halkı bir daha toparlanamaz görüşünde oldukları için mi?

Korktukları için mi?

İhanet damgasını yemeyi göze alamadıkları için mi?

Son Güncelleme (Perşembe, 21 Nisan 2016 07:15)

Devamını oku...

 

Talimatla Kitap yazmak 40

sakinec

Selim Çürükkaya / Ömer Güney ile İki MİT çi, Paris'te öldürülecek KCK 'li Kürtler hakkında tartışıyorlar.

Ömer Güney çok dikkat çekici bir cümle kuruyor:

Ömer Güney: 2 Şiyar.

1. MİT’çi Şahıs: 2 Şiyar.

Ömer Güney: Çünkü benim kuracağım yönetimin karşısına çıkacaktır, yönetimi engellemeye çalışacaktır.

1. MİT’çi Şahıs: Şiyar finans sorumlusu.

Ömer Güney: Paris sorumlusu.. Gençler şunu diyor: Paris komutanı.

Bütün paralar onda birikiyor. Adamı indirdik aşağıya ama yine de gitmesi gerekiyor.’

Bu cümlelerden anlıyoruz ki; Ömer Güney Paris’te, KCK yönetimi içinde kendisine bağlı bir yönetim kurmak istiyor ve Şiyar’ın bu yönetime karşı çıkacağı inancındadır.

‘Adamı indirdik’ derken, yönetimden düşürdük demek istiyor.

Ama buna rağmen Şiyar’ı ölüm listesine alıyor.

Son Güncelleme (Çarşamba, 20 Nisan 2016 16:54)

Devamını oku...

 

Talimatla Kitap yazmak 39

guneySelim Çürükkaya / Mehmet Şener ve arkadaşlarını kim veya kimler Katletti sorusunu sormamıştım!

Çünkü o olayda her şey açıktı.

Öcalan ve PKK neredeyse bir yıl boyunca; Mehmet Cahit Şener’in ajan olduğunun propagandasını yaptı, bir çok yerde ölüm kararını aldı, Kamışlo‘da kaldığı yerini tespit etti, Suriye Muhabaratının da olurunu alınca, Öcalan’ın korumaları ve Suriye ajanları tarafından katledildi.

Sakine Cansız ve Arkadaşları gece yarısı Rue Lafayette 147 numaralı bir büroda ölü olarak bulundu.

Gazeteler ve televizyonlarda Sakine Cansız ve arkadaşlarını kimler ve ne için katletti konusu tartışılırken, Paris Cumhuriyet Savcısı François Molins, soruşturmayı yürüten polis ekibinin müdürleri Christian Lothion ve Christian Flaesh ile birlikte kameraların önüne geçti.

Cinayetlerle ilgili gözaltına alınan Ömer Güney için „baş zanlı“ dedi.

Savcı Molins, Fidan Doğan'a 4, Sakine Cansız'a 3 ve Leyla Söylemez'e 3 mermi isabet etti.

Bir silah kullanıldı, silah susturucu takılı, yarı otomatik 7,65 milimetre çapındaydı.

Trafik kameraları ve mağazalardaki güvenlik kameraları tek tek incelendi

Son Güncelleme (Pazar, 17 Nisan 2016 08:29)

Devamını oku...

 

Talimatla Kitap yazmak 38

sakine diyarbakirSakine Cansız 1991 Mayıs sonunda Şam’a gitti.

Yaklaşık olarak bir yıl kadar Bekaa vadisinde kaldı.

Ardından Güney Kurdistan’a gönderildi.

Beş yıl dağda yaşadı.

1996 Yılında Şam’a geri çağrıldı, bir buçuk yıl kadar Suriye Kürdistan’ında kaldı.

Adım adım izlendi

Bütün hareketleri, gözeleri ve sözleri kontrol altındaydı.

Avrupa’ya gönderilmeden önce, Öcalan gerilla adaylarının eğitim gördüğü kampta onu ayağa kaldırdı.

Yüzüne karşı şunları söyledi:

Hem sosyal gerçekliğimizin, hem de partileşme düzeyimizin kendini en açıkça ortaya koyduğu, çok ağır bunalımlı bir kişilik biçiminde dayattığı ve işlerin içinden çıkılmaz hale getirdiği yaygın bir gerçekliğin söz konusudur.

Ve bu, son derece tehditkar bir durum haline gelmiştir.

Üzerinde emperyalizmin ve özel savaşın bütün hesapları yapmasına yol açmıştır.

Son Güncelleme (Cuma, 15 Nisan 2016 08:27)

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...