Cumartesi, 18 Kasım 2017
Anasayfa Yazılar Kitap Yorumları

Kitap Yorumları

Talimatla Kitap Yazmak 27

cıbSelim Çürükkaya / Sakine Gerilla savaşı için, yani kürdistan'ı işgal eden devlete karşı savaşmak maksadıyla dağa gidiyor.

Kendisi ve bütün Kürtler böyle biliyor!

Oysa Dicle nehrinin o tarafına geçince, kendisini bir Kürt partisi olan KDP ile süren savaşın ortasında buluyor.

Sakine’ye göre; ‘bu ihanetle son büyük savaş oluyor.’

Niye ihanetle savaş?

Ona göre ve onu yönetenlere göre KDP Türkiye ile işbirliği içinde, Türkiye KDP’ye yardım ediyor.

Bir an önce bunun böyle olduğunu kabul edelim.

Yani Türkiye devleti, PKK yi ‘bölücü’ ve ‘terörist’ bir örgüt olarak kabul ediyor, KDP ye silah yardımı yaparak Kürdü Kürde kırdırıyordu.

Bunu gören Sakine, içinde bulunduğu örgütünün yapısını, rolünü, konumunu göremiyor!

Şu soruları kendi kendisine soramıyor!

Ben ve arkadaşlarım, sömürgeci olan bir devletin başkentindeki kampta nasıl askeri eğitimler gördük?

Ben ve arkadaşlarım bu sömürgeci devletin başkentinde nasıl silahlandık?

Devamını oku...

 

Talimatla Kitap Yazmak 26

elif-2Selim Çürükkaya / Hamili ile Sakine ilişkisinin bütün detaylarını bilen Şener, ilişkinin bitmesinden hemen sonra harekete geçer.

Bir gün Sakine gelmiş, 35 koğuşun havalandırmasında Şener’le tur atmaktadır.

Pat diye konuya giren Şener:

Ben nişanlı olmasaydım, sana aşık olurdum’ der.

Orada ciddileşiyorum.

Bu kadar da olmaz. Konuşmalarımızın bir ağırlığı olmalı.

Her şeyi tartışıyoruz, bu iyi ama her akla geleni değil! Diyerek kızdım ona.

‘Sevgiye ambargo koyamazsın ki!

Bunlar senin istemin dışında gelişebilir.

Her şeye karşı mı çıkacaksın?”

Ve tekrarladı aynı şeyi.

O anda sustum.

Bir anda Hamili’nin söyledikleri aklıma geldi.

Şiir ya da sevgi üzerine konuşmaları yorumlamaya çalıştım.

Bir anda bir suçluluk duydum.

Son Güncelleme (Cumartesi, 09 Nisan 2016 21:18)

Devamını oku...

 

Talimatla Kitap Yazmak 25

kedSelim Çürükkaya / Hamili Yıldırım’dan , dışarıdan kendisine gelen notu, Komitedeki arkadaşlarına vermediği, notu yırtıp tuvalete attığı için öz eleştiri istenir.

Hamili ise bunu rede der.

Komite ile Hamili arasındaki gerginlik artarak sürer.

Neticede Hamili komiteden atılır, kadro ilişkileri dondurulur. 1987 ortalarıdır. Bu ara Diyarbakır cezaevinden sürgünler olmuştur.

Cezaevinin örgüt yönetimi de değişmiştir, mevcut yönetimde, Hasan Atmaca, Mehmet Şener, Fuat Kav ve Sakine vardır.

Sakine kadınlar koğuşunda kaldığı için Hamili ile ilgili bütün gelişmeleri Mehmet Cahit Şener ile yaptığı yazışmalardan öğrenir.

Hamili cezaevindeki örgüt yönetimiyle ilişkilerini kesince, Sakine küplere biner, Hamili ile tüm ilişkilerini kesme uğraşı içine girer.

Hamili ona karşı da tavır almaya başlar, Şener ile Sakine’nin arasında bir şeylerin olduğunu sezer.

Sakineden dinleyelim:

Mevcut olanları anlamaya çalışıyorum.

Hamili ile sorunlarımız beni uğraştırıyordu.

Devamını oku...

 

Talimatla Kitap Yazmak 24

hamiliSelim Çürükkaya / Sakine Cansız, yazdığı kitapta Ayten Yıldırım’dan artık söz etmiyor.

Yalnız kitabın bir yerinde Antep' te gözaltına alınıp soruşturması yapıldıktan ve mahkemeye çıkarılıp tutuklanmasının ardından Diyarbakır cezaevi kadınlar koğuşuna gönderilen bir kadının anlatımlarını aktarıyor:

Antep’ten getirilen Halkın birliğinden (sol bir örgüt) Ayşe Dışkaya yeni bazı şeyler anlatmıştı.

Kendileri Antep’ten gelip Dersim kırsalına geçmek isterken Malatya girişinde şüpheli bulunup gözaltına alınmışlardı.

Daha önceki bir yakalanmasında, sorgu sürecinde Gönül Atay’la birlikte kalmışlardı.

Antep sorgusunda Gönül’ün tavrı kendisini etkilemişti.

Yaka silkiyordu:

O kız PKK li olamaz diyordu.

Ama polis kendisine özel muamele yapıyordu.

İşkence yaparken de Direnirseniz Ayten gibi direnin diyorlardı.

Demek ki Ayten yeniden gözaltına alınmış, hem de Antep’te ‘Direniyor bırakıyorlar’ diyordu. (1)

Son Güncelleme (Cuma, 01 Nisan 2016 18:30)

Devamını oku...

 

Talimatla Kitap Yazmak 23

A51CSelim Çürükkaya / Ayten’in abisi Sabahaddin Kopenhag’ da iken kız kardeşinin Bekaa vadisinde örgüt tarafından öldürüldüğünü duyuyor.

Bu ölüme bir anlam veremiyor.

Sık sık Kopenhag’ daki PKK derneğine gidiyor.

Kardeşinin akibeti hakkında sorular soruyor.

Ama hiç bir sorunun yanıtını alamıyor.

Yoktur Ayten, kimse tanımıyor, yok edilmiş, bu yok oluş sadece fiziki bir yok oluş değil, yaşamı da yok edilmiş, geçmişi silinmiş, doğmamış, okula gitmemiş, sevmemiş, evlenmemiş, tutuklanmamış, serbest bırakılmamış, Bekaa’ya gitmemiş, öldürülmemiş! Yani doğumu da ölümü de meçhul, bir bilinmezdir Ayten.

Onun adı geçtiği zaman bütün dudaklar susuyordu.

Sorularına yanıt alamayan Sabahadin, tepki gösteriyor, “Ayten’i siz öldürdünüz” diyor.

Dernekteki sorumlular, onu susturacak yöntemleri devreye sokuyorlar.

Yer yer tehdit, yer yerde; „Hewal biliyorsun bir Ulusal Kurtuluş Mücadelesi var, mücadelenin zarar görmemesi için susman lazım“ diyorlar.

Buna rağmen O’ dünya güzeli kardeşinin başına gelenleri kabul etmiyor..

Geceleri gözlerine uyku girmiyor.

„Ayten, Ayten“ diye sayıklıyor.

İnsanlarla ilişkisini kesiyor, kendi içine kapanıyor.

Çocukken birlikte peşinden koştukları düşlerinin ardına takılıp kalıyor..

Ayten’den sadece iki yaş büyük olduğu için birlikte oynadığı oyunları hatırlıyor,

Ayten’in mavi gözleri ve de güzel sözleri hiç aklından çıkmıyor.

Günlerce dışarı adım atmıyor, saçı sakalı uzuyor, kendi kendisiyle konuşmaya başlıyor, bu durumu Danimarka’lı komşularının dikkatini çekiyor, polise haber veriliyor, eve giden polis, ortalığın berbat olduğunu görüyor.

Sordukları hiç bir sorunun yanıtını alamıyorlar.

Hemen ambulans çağırarak onu bir psikiyatri kliniğine yatırıyorlar.

Aylarca bu klinikte kalıyor, bir gün pencerenin önünde dalmış dışarıyı izliyordu, ağacın dalına konmuş bir kargaya bakarken, çocukken Ayten ile birlikte tarlada kovaladıkları kargayı düşünüyordu.

 
Dikkatle bakıyor dala konmuş kargaya, ne kadar da güzel?

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...