Cuma, 22 Eylül 2017
Anasayfa Yazılar Makalelerim

Makalelerim

Generalimi Sonsuzluğa Uğurladım

  Shahid-Dr.-Sleman-1  Selim Çürükkaya/ 26. 10. 2016 Günü öğleden önce, kardeşim Dr. Sait ile facebook üzeri yazışıyordum. Bana:    “Artık hazırlan Kürdistan’ a gel,”  dedi. Eşim Aysel, evde değildi, kızımız yalnızdı, Aysel bir gün sonra gelecekti. Hazırlandım gidecektim. Öğle sonrasıydı, Erbil de yaşayan arkadaşım Köroğlu Karaarslan’ın Facebook’una düşen haberi beni serseme çevirmeye yetti. Birazcık kendime gelince, bağlantılarımı harekete geçirdim, haberin detayını tam olarak öğrenince; aşağıdaki açıklamayı yaptım: "Değerli arkadaşlar, kardeşim Dr. Sait, İŞİD‘ in Kürdistan‘a saldırması ile birlikte işini bırakarak Almanya‘ dan Erbil' e gitti. Musul' a yakın yerlerde gönüllü peşmergeleri eğitiyordu ve aynı zamanda fiili olarak savaşta, birliği ile birlikte yer almaya başladı. Bu gün öğlenden sonra Kardeşim Dr. Sait, patlayan bir İŞİD bombası sonucu ağır yaralandı, bir peşmerge arkadaşı yaşamını yitirdi. Dr. Sait helikopter ile hastaneye ulaştırılmış, yapılan muayene sonucu, yüzünde ve gözünde, ayrıca boğazında yanık olduğundan uyutulmuştur. Doktorların verdiği bilgilere göre 24 veya 48 saat uykuda kalacaktır. Beyin sarsıntısı geçirme durumu söz konusudur.”

 Dr. Sait’in tedavi amacıyla derhal Almanya’ya nakil edilmesi için telefon trafiği başlattım. Güney Kürdistan yönetimi; bana, bu konuda ellerinden gelen her türlü çabayı harcayacaklarını söyleyince, Almanya‘ da en iyi hastanenin hangisi olduğunu araştırmaya başladım. Bir profesör arkadaşım bana Koblenz Askeri Hastanesini önerdi. Bu öneriyi hemen Güney Kürdistan‘daki bağlantılarıma ilettim. Almanya’ dan bir ambulans uçağın doktor ve sağlık ekibi ile   Erbile geçmek için hazırlandıklarını arkadaşlarım söyleyince, bende eşimi beklemeden akrabam Musa ile Berlin’e doğru arabayla yola çıktık.

24 Saat içinde Dr. Sait’in Almanya’ya getirileceğini aklım kabul ediyordu ve bana Erbil’e değil, Koblenz’e git diyordu. Ama duygularım çok farklı şeyler söylüyordu bana ve hayatımda ilk olarak aklım ile duygularımın bu kadar birbirlerinden ayrıldığına tanık oluyordum. Duygularım bana Erbil’e git, kardeşin uyutulmuş, 48 saat içinde nakil edemezler, giden Alman Doktorlar belki de bu süreyi uzatırlar. Git, belki sağken görürsün, belki de onunla bir iki kelime konuşursun, sarılırsın, hüngür hüngür ağlarsın. Onun başında toplanan vefakar arkadaşlarını görür, onlara teselli olursun. Yenildim duygularıma, Berlin‘ e ulaştım, o gece bir evde barındım, DR. Sait‘ in Avukatı da bize katıldı. Üç kişi olduk, Berlin’den Viyana’ya uçtuk, burada aktarma oldu, ARD nin muhabiri Karaman Yavuz da bize katıldı, varacağımız yer Erbil’di.

 Öğleden sonra Erbil Havaalanında uçağımızdan alelacele indik, kontrol noktalarını geçtik, Rojhat’ı aradım, biz Erbil havaalanına indik, dedim. Bana: „Ben de Dr. Sait’in içinde olduğu özel ambulans uçaktayım ve kalkışa hazırlanıyoruz,“ dedi. Uçağın kalkmakta olduğu alanı tarif etti, havaalanının yan tarafına geçtik, Küçük bir uçak kalkışa hazırlanıyordu. ARD muhabiri kamerasını hazırladı, kalkan uçağı görüntüledi. Ben geldim, o gitti, göremedim kardeşimi, elveda diyemedim, sarılamadım. Bir kelime olsun dahi konuşamadım. Komutanım, Generalim, Doktorum beni yalnız bıraktı. Kanatları kırılmış bir kuş gibiydim. Yolunu şaşırmıştı kervanım. Nereye gideceğimi bilemiyordum. Bizi havaalanından alan arkadaşları konvoyla ‚Darin Plaza‘ oteline götürdüler.

Son Güncelleme (Çarşamba, 23 Kasım 2016 12:19)

Devamını oku...

 

Kaleş Tanıdık Yöntem!

selahattin-demirtas1HADEP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş şöyle bir açıklama yapmış:

"Tarihini devlet benden daha iyi bilir, kayıtlarında vardır. Neden vardır, çünkü, benim orada görüşme yaptığım yeri bombaladılar. Hava saldırısı yapıldı yani, bulunduğum yeri vurabilmek için bayağı bir çalıştılar. O toplantı gerçekleşmesin diye bulunduğumuz bina havaya uçuruldu. Birkaç yüz metre ilerisi uçak ile bombardıman yapıldı. Çıksınlar açıklasınlar, işte o günkü manşetler var. Havuz medyasının 'hava saldırısı yapıldı Demirtaş görüşmesini yapmadan Süleymaniye'den döndü' diye"

Bu ifadeden şunu anlıyoruz; Devlet, Selahattin Demirtaş’ ın Qandil ‘e gitmesinden haberdardır, gideceği noktayı da devlet biliyor ve Selahattin Qandil de iken görüşme yapacağı binayı havaya uçuruyor. Daha ileri gidersek, belki devlet yetkilileri Selahattin’i barış, ateşkes için Qandil’e yolladı ve Selahattin ordayken dağı bombaladı!

Bunun adı resmen Kaleşliktir! Ama bildik bir kaleşlik!

Daha önce Şam’daki rejim kendi piyonu aracılığı ile aynı oyuna başvurmuştu.

Ali Qazi’ yi tanımayanlar için tanıtayım.
Bu şahıs, Mahabad Kürt Cumhuriyetinin kurucusu Qazi Muhammed’in oğludur.

Babası 1946 yılında Mahabad' daki Çar ü çıra meydanında asılınca, İran Şah’ ı genç Ali’yi yanına çağırmış, "Senin babanı, ben değil İngilizler astırdı" demiş, Ali'yi Avrupa’ya eğitime yollamış,

Almanya da eğitim gören Ali, okulunu bitirince, Berlin' deki Şah'ın konsolosluğunda ateşe olarak görev üstlenmiş, Ayetullah Hümeyni, Şah rejimini devirince, Ali Qazi işsiz kalmış.

Bir ara Alman istihbaratı ile Saddam muhabaratı arasında arabuluculuk işlerine adı karışan Ali, PKK içinde bir şahlığın ortaya çıktığını görünce, o tarafa kaymış.

Burada pek çok olaya tanık olmuş. Öcalan İmralı adasına dönünce, Ali Qazi’ nin torunu ile evli olan Rojhat Amedi, beni onun evine götürmüştü.

Devamını oku...

 

Özür Diliyorum

lütfi kıvançSelim Çürükkaya / KDP li Seid Çiçek ile yapılan ve iki gün ardarda Kürdistan Aktuel de yayınlanan röportajı ben yaptım.

 Ardından tuhaf tepkilerle karşılaştım.İlk tepki Türkiye’de legal olarak kurulan KDP nin sözcüsü Rojhat Amedi den geldi:

 Bana danışmadın neden yorumlar yapıyorsun? dedi yüksek perdeden.

 Ben de; bundan sonra yorum yapmadan önce sana mı danışmam lazım? diye sordum.

 İkinci sözü daha ağırdı: Gerçekten sen çok zavallısın! Nasıl Seid Çiçek’e inanırsın? deyince, bozmamak için alttan aldım: E, ne yapalım? Biz halktan insanlar böyle zavallıyız, kime inanacağımızı bize öğretemediniz dedim.

Konuşma ortamı kalmadı ‘misafirlerimiz geldi’ dedi , konuşmayı kestik.

Düşünebiliyor musunuz, daha dün dandik bir örgütün sözcüsü olmuş, yönettiği adam sayısı benim babamın keçilerinin sayısından az olan bu adam , kendisine danışmadan nasıl yorum yazabileceğimi bana soruyor! Bu adam yarın milyonlara hükümederse, kim bilir bize neler yapar? Aslında kabahat bunlarda değil, büyük KDP dedir.

" Rahat ortamlar da en lüks otellerde yatmasını biliyordunuz ve en görkemli villalarda konaklanıyordunuz, bu gün Kürdistan saldırı altındadır, Kürt namusu tehlikededir" deyip omuzlarına roketatar verip cepheye yollasaydı, dünyanın en namuslu tavrını takınmış olurdu.

Son Güncelleme (Salı, 07 Haziran 2016 21:54)

Devamını oku...

 

Aydın Dere'nin Kafası Karışık!

hdp-caresizlik-icindeSelim Çürükkaya / Aydın Dere, Kürdistan' da Türk devletinin azgın bir saldırı başlattığını, şehirleri, kasabaları, mahalleleri, yıktığını yaktığını söylüyor.

Bunlar doğru mu?

Amenna doğrudur.

Buna karşı yapılması gerekenleri söylemiş gibi, ama söyledikleri karışık!

Örneğin HDP için diyor ki; ya destekleyin ya desteklemeyin!

Neyi desteklesinler, neyi desteklemesinler?

Bunu net söyleyemiyor!

Hendek savaşını mı demek istiyor?

Sayın Dere hendek savaşını doğru buluyor mu bulmuyor mu?

Eğer bu aşamada hendek savaşı yanlışsa, HDP destek verse, destek vermezse Kürt halkına ne yararı var?

Gerilla ve gençler, ele geçirilen semt ve mahalleleri, koruyabilecek halk desteğine ve gerekli silahlara sahip mi?

Son Güncelleme (Cumartesi, 16 Ocak 2016 21:19)

Devamını oku...

 

Göremediklerim

isidSelim Çürükkaya / Yaklaşık olarak on beş yıldır, makale yazıyorum, yazdıklarım kaç kitap tutar orasını bilemiyorum.

Bu on beş yıl zarfında yazdıklarım arasında birbirleri ile çelişen düşüncelerim olmuş mu?

Veya birbirini çürüten düşünceler ileri sürmüş müyüm?

Elbette yanılgılarım ve eksikliklerim olmuştur. Okuyucularımın bu konudaki eleştirilerini beklerim.

 Göremediklerim Ama ben kendim iki tespitimin neden gerçekleşmediği hakkındaki düşüncelerimi izah etmek isterim:

Birinci tespitim şuydu: Pek çok makalemde mevcuttur:

Son Güncelleme (Cuma, 15 Ocak 2016 00:19)

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...