Salı, 23 Ekim 2018
Anasayfa Yazılar Makalelerim

Makalelerim

Kuyruğuna teneke bağlamışlar

fingerheadyd0Selim Çürükkaya / Televizyonlardan, radyolardan, duyuyoruz.
Gazetelerde, internet sayfalarında rastlıyoruz.
Ve bazen de kahvelerde, lokantalarda, çarşılarda,
sokaklarda kulaklarımıza bazı sesler geliyor,
gözlerimizin önünden bazı görüntüler geçiyor......
İriyarı birisinin görüntüleri bunlar ve arkasına bağlanmış bir teneke, adam korkusundan koşuyor! Görüntüsü gözlerimizde, teneke sesleri kulaklarımızda! Bir de adam korkudan bütün melekelerini yitirmiş, küfür ediyor!

Mazlum bir halka hakaret ediyor!

Kulaklarımız teneke sesindeyken; „Kürdistan kerhanedir" diyor. Kürt erkeklerinin hepsini pezevenk, kadınlarının tümünü, fahişe olarak niteliyor! Kardeşini „mayın tarlasına sürülmüş eşek" diye aşağılıyor! Yıllarca gerilla komutanlığı yapmış herkesi „pezevenkler" mertebesine indiriyor! Kürtlerin liderleri konumunda olan Celal Talabanî ve Mesut Berzanî'yi „kızlarını karılarını bile" satmakla suçluyor.  Türkiye´de legal Kürt kurumlarını yöneten kişilere „Şerefsizler" ithamında bulunuyor. Adam korkusundan koşuyor, gözlerimiz o­nda, teneke sesine kulaklarımız dikiliyor!

Devamını oku...

 

Şeyini şey ettiğim şeyi

BulentArincTürkiye Büyük Millet Meclis'i Başkanı Bülent Arınç:
„şeyini şey ettiğimin şeyi" diye bir cümle kullandı,
yer yerinden oynadı.....
Televizyonlar yayınlarını kesti. Bütün gazeteler „Şey" i manşet yaptı. Türk gazetelerinin köşe yazarlarının çoğu Bülent Arınç'a karşı saldırgan bir dille hücum ederek „şeyini şey" yapmak istedi.

Acaba Arınç neden gazetecinin sorusuna karşı o yanıtı verdi? Kimseler bunun üzerinde durmak istemedi! Bir ülke düşünün, o ülkenin Meclis Başkanı, yani o ülkenin „en yüce kurumunun" başkanı korkusundan düşüncelerini dile getiremiyor, sorulan bir soruya karşı „şeyini şey ettiğimin şeyi" diyerek, hem hiçbir şey ifade etmeyen, hem de çok şey ifade eden bir şeyler söylüyor.

Konuyla ilgili makale ve haberleri okuduğumda 1982 yılında kaldığım Diyarbekir Cezaevinde bana anlatılan bir olayı hatırladım. Asker gardiyanlar tutuklulara işkence zoruyla koro halinde marş söylettiriyorlar. Marş şöyle başlıyor:

Devamını oku...

 

Devletin Abdi ve Zana

leyla-zanaSelim Çürükkaya / Abduldevlet  (Devletin Abdi,
yani kulu) avukatlarıyla yaptığı görüşmelerinde,
Leyla Zana´nın Avrupa Parlementosunun
verdiği ödülü geri vermesi gerektiğini söylüyor.....Tabi bunu „Avrupalılar niye Kürt sorununa çözüm bulmuyorlar da Leyla'ya ödül veriyorlar, o kadar tutuklu var, şehit var" laflarıyla kılıflandırıyor. Anlaşılan Leyla Zana' ya verilen Sacharov ödülü ve bunun ardından verilebilecek Nobel Barış Ödülü Türk Devletini büyük bir korku ve telaşın içine sokmuş. Devletin telaşı ve korkusu Abduldevletin de telaş ve korkusu olmuştur. Leyla Kürt halkının oylarını alarak Türk parlementosuna girdi, yasaklanan Kürt diliyle Parlemantoda konuşma yaptı, bütün dünyanın dikkatini üzerine çekti. Irkçı, inkârcı Türk parlamenterlerinin saldırısına uğradı. Ardından apar topar yakalanıp cezaevine konuldu.

 

 Leyla 'yı tutuklatan Türk devleti o­nun terörist olduğu iddiasında bulundu ve yargılamasını bu minval üzerine yapıyordu. Türk Mahkemelerinin iddiaları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarıyla reddediliyor ve Türk makamları büyük bir çıkmazın içine giriyor. Türk devletinin iddialarını haksız bulan Avrupa Mahkemesi ve Avrupa politik çevreleri, Türk devletinin Kürt halkına karşı uyguladığı barbarca yöntemlere dikkat çekmek için Leyla Zana davasına ilgi duymaya başladı, bunun sonucu olarak o­nu, Sacharov ödülünü layık gördüler. Bu ödüle layık görülen Leyla, Türk devletinin kendisine vurmak istediği „terörist" damgasından kurtulmuş oluyordu.

Devamını oku...

 

Hevler'in seviyesi

erbil1on4Selim Çürükkaya / Hewlêr, kurulmakta olan Federatif  Kürdistan' ın aday başkenti.
Yeryüzünde yaşayan bütün Kürtler,
artık gerçek anlamda bir başkente sahip olacaklar!....

 Bu bir duygudur, bir ufuktur, bir pusuladır. Pekâla, Hewlêr bütün Kürtleri temsil edebilecek mi?  Bildiğimiz gibi Kürtler, Türkiye, İran, Suriye sınırları içinde yaşamakta ve nüfusları kesin rakam olmamakla birlikte 40 milyonu aşmaktadır.

Bu devletlerin sınırları içinde yaşayan Kürtler, her türlü ulusal ve azınlık haklarından yoksundur.

Türkiye´de varlıkları inkâr edilmekte, Suriyede ise çoğunluğu vatandaşlık statüsü dışında tutulmakta, İrandakiler baskı altında inim inim inlemektedirler.

Kürtlerin bu statüsü Kasr-ı Şirin ve Lozan Anlaşmasından beri sürmektedir.

Ortadoğuda varlığı inkar edilen ve zorla yok edilmeye tabi tutulan tek ulus Kürt ulusudur.

Devamını oku...

 

Yanıldık

FuBcRMtYZQSelim Çürükkaya / Türkiye´de 1970 yıllarında sosyalizm ile ilgili kitaplar çokça tercüme edilmeye başlandı. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya önderliğinde gelişen devrimci gençlik hareketleri, Vietnamda başarıya ulaşan ulusal kurtuluş mücadelesi, sosyalizme ilgiyi artırdı.... Biz bu yıllarda sosyalizmi keşfettik, gece gündüz okumaya öğrenmeye çalıştık. Kısa bir süre sonra "Bilimsel sosyalizm, felsefe, diyalektik, proleterya diktatörlüğü, artı-değer, emperyalizm, sömürgecilik, ulusal kurtuluş mücadeleleri;


 Paris Komünü, Sovyet Devrimi, Gine, Mozambik" derken,  evrenin oluşumu; dünyanın soğuyup kabuk bağlaması, lav patlamaları, gazların ortaya çıkması ve ayrışması, farklı gazların birleşmesi sonucu yeni gazların oluşumu; su, yağmur, denizler, göller, ilk canlıların suda üremesi, evrim teorisi; ilk insan, uygarlıklar, savaş, barış, toplum ve medeniyetler; Mezopotamya, Mısır, Çin, Hindistan, ilk tanrılar, ardından; felsefe; Sokrates, Platon, Aristo, Köpek Diogenes, hemen sonra dinler; Zerdüşt, Teao, Buda, Davut, Musa, İsa, Muhammed... Dinler, Hazreti Adem‘i başlangıç saydı, bilim veya felsefe sudaki ilk canlıyı işaret etti. Bu iki zıt görüş, beynimizi savaş alanına çevirdi ve biz "dinleri terk ederek" (ettiğimizi sanarak) bilime sarıldık. Bilimsel kelimeler ve bilimsel yöntemlerle kendimize yeni peygamberler yarattık.

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...