Cumartesi, 18 Kasım 2017
Anasayfa Yazılar

Yazılar

Generalimi Sonsuzluğa Uğurladım

  Shahid-Dr.-Sleman-1  Selim Çürükkaya/ 26. 10. 2016 Günü öğleden önce, kardeşim Dr. Sait ile facebook üzeri yazışıyordum. Bana:    “Artık hazırlan Kürdistan’ a gel,”  dedi. Eşim Aysel, evde değildi, kızımız yalnızdı, Aysel bir gün sonra gelecekti. Hazırlandım gidecektim. Öğle sonrasıydı, Erbil de yaşayan arkadaşım Köroğlu Karaarslan’ın Facebook’una düşen haberi beni serseme çevirmeye yetti. Birazcık kendime gelince, bağlantılarımı harekete geçirdim, haberin detayını tam olarak öğrenince; aşağıdaki açıklamayı yaptım: "Değerli arkadaşlar, kardeşim Dr. Sait, İŞİD‘ in Kürdistan‘a saldırması ile birlikte işini bırakarak Almanya‘ dan Erbil' e gitti. Musul' a yakın yerlerde gönüllü peşmergeleri eğitiyordu ve aynı zamanda fiili olarak savaşta, birliği ile birlikte yer almaya başladı. Bu gün öğlenden sonra Kardeşim Dr. Sait, patlayan bir İŞİD bombası sonucu ağır yaralandı, bir peşmerge arkadaşı yaşamını yitirdi. Dr. Sait helikopter ile hastaneye ulaştırılmış, yapılan muayene sonucu, yüzünde ve gözünde, ayrıca boğazında yanık olduğundan uyutulmuştur. Doktorların verdiği bilgilere göre 24 veya 48 saat uykuda kalacaktır. Beyin sarsıntısı geçirme durumu söz konusudur.”

 Dr. Sait’in tedavi amacıyla derhal Almanya’ya nakil edilmesi için telefon trafiği başlattım. Güney Kürdistan yönetimi; bana, bu konuda ellerinden gelen her türlü çabayı harcayacaklarını söyleyince, Almanya‘ da en iyi hastanenin hangisi olduğunu araştırmaya başladım. Bir profesör arkadaşım bana Koblenz Askeri Hastanesini önerdi. Bu öneriyi hemen Güney Kürdistan‘daki bağlantılarıma ilettim. Almanya’ dan bir ambulans uçağın doktor ve sağlık ekibi ile   Erbile geçmek için hazırlandıklarını arkadaşlarım söyleyince, bende eşimi beklemeden akrabam Musa ile Berlin’e doğru arabayla yola çıktık.

24 Saat içinde Dr. Sait’in Almanya’ya getirileceğini aklım kabul ediyordu ve bana Erbil’e değil, Koblenz’e git diyordu. Ama duygularım çok farklı şeyler söylüyordu bana ve hayatımda ilk olarak aklım ile duygularımın bu kadar birbirlerinden ayrıldığına tanık oluyordum. Duygularım bana Erbil’e git, kardeşin uyutulmuş, 48 saat içinde nakil edemezler, giden Alman Doktorlar belki de bu süreyi uzatırlar. Git, belki sağken görürsün, belki de onunla bir iki kelime konuşursun, sarılırsın, hüngür hüngür ağlarsın. Onun başında toplanan vefakar arkadaşlarını görür, onlara teselli olursun. Yenildim duygularıma, Berlin‘ e ulaştım, o gece bir evde barındım, DR. Sait‘ in Avukatı da bize katıldı. Üç kişi olduk, Berlin’den Viyana’ya uçtuk, burada aktarma oldu, ARD nin muhabiri Karaman Yavuz da bize katıldı, varacağımız yer Erbil’di.

 Öğleden sonra Erbil Havaalanında uçağımızdan alelacele indik, kontrol noktalarını geçtik, Rojhat’ı aradım, biz Erbil havaalanına indik, dedim. Bana: „Ben de Dr. Sait’in içinde olduğu özel ambulans uçaktayım ve kalkışa hazırlanıyoruz,“ dedi. Uçağın kalkmakta olduğu alanı tarif etti, havaalanının yan tarafına geçtik, Küçük bir uçak kalkışa hazırlanıyordu. ARD muhabiri kamerasını hazırladı, kalkan uçağı görüntüledi. Ben geldim, o gitti, göremedim kardeşimi, elveda diyemedim, sarılamadım. Bir kelime olsun dahi konuşamadım. Komutanım, Generalim, Doktorum beni yalnız bıraktı. Kanatları kırılmış bir kuş gibiydim. Yolunu şaşırmıştı kervanım. Nereye gideceğimi bilemiyordum. Bizi havaalanından alan arkadaşları konvoyla ‚Darin Plaza‘ oteline götürdüler.

Son Güncelleme (Çarşamba, 23 Kasım 2016 12:19)

Devamını oku...

 

Eser sordu: Çürükkaya ve Tanrıkulu yanıtladı

susmak ölmektırCNN KURD tv deki röpü tıklayın CNNKURD TV Moderatörü Bube Eser  Kürdistan sorunu PKK, Hendekler, Orta doğu savaşı,  cepheleşme ile iligili sorularını Yazar Selim Çürükkaya ve araştırmacı siyasetçi  Vildan Tanrıkulu' a sordu ve yanıtlarını aldı. Selim Çürükkaya CNN KURD TV ye yenin kitabı Susmak Ölmektir in yayınlandığını söyledi. CNN KURD TV nin ikinci bölünü tıklayın

   

 

Son Güncelleme (Pazar, 02 Ekim 2016 20:47)

 

Susmak Ölmektir!

reklemresmiSelim Çürükkaya /  Yeni yazdığım kitaba bir isim arıyordum. Gece uyumadan önce düşünüyordum. “Susmak” kelimesi üzerinde yoğunlaşıyordum.
Dalmışım…
Kendimi bir bahçede buldum. Hava sıcaktı; çiçekler açmış, kuşlar ötüyordu.
Kocaman bir söğüt ağacının gölgesinde yedi kişi, yuvarlak bir masanın etrafında oturmuş, şarap eşliğinde sohbet edip kahkahalarla gülüyorlardı.
Ürkek adımlarla yanlarına vardım, “merhaba” deyip bir sandelyeye oturdum.
Masanın üzerindeki boş kadehe benim için şarap dolduran şişmancası, “Ben Napolyon Bonapart” dedi.
Ben de adımı söyledim.
Yakınımda outranı gülümseyerek, “Ben de Brcks” dedi. Karşımdaki genç ve güleryüzlü adam, “Ben de Garcia Lorca” diye tebessüm etti.
Read MoreSakallı olanı en az seksen yaşlarındaydı, “Ben Eflatun” dedi.
Gözlerim fal taşı gibi açıldı.
Onun yanındaki beyaz sakallı, uzun saçlı olanı, “Bendeniz Albert Einstein” diyerek kendini takdim etti.
Gözüm onun bitişiğinde oturana kaydı, “Fyodor Mihayloviç Dostoyevski ben de”.
En sonuncusu, hayli yaşlı olanı “Epicuros” deyince, memnun olduğumu belirttim.

 

 Beyefendiler, hepinizi yakından tanırım, biriniz hariç!

Sizleri bir arada rüyamda görseydim inanmazdım.

Ben susmak üzerine düşünürken uyuyakalmışım, sanki bir güç beni buraya ışınladı.

Aranızda sayın Einstein da olduğuna göre, her biriniz bir çağdan buraya ışınlanmış gibisiniz.

Sizleri bulmuşken “susmak” üzerine fikirlerinizi almak istiyorum, deyince; 52 Yaşındaki Napolyon asker yumruğunu masaya vurarak suskunluğunu bozdu:

Suskunluğumdan dolayı kimse kabahatli değildir. En büyük düşmanım, yine ben idim.” dedi, sustu.

Tanımadığım Brcks’e baktım:

Beni kötülerin zulmü değil, iyilerin sessizliği korkutuyor.”

Genç şair Lorca´ya, sen ne düşünüyorsun, dedim.

İçiniz kor gibi yanarken susmak, acıların en beteridir,” dedi gözlerimin içine bakarak.

Seksenine merdiven dayamasına rağmen hâlâ atletik yapılı ve geniş omuzlu olan Eflâtun dedeye kulak kesildim:

Son Güncelleme (Cuma, 19 Ağustos 2016 21:53)

Devamını oku...

 

Kürt Neden Ucuzdur?

aytenKürt Neden Ucuz?Mehmet Selim Çürükkaya / Anayasa mahkemesi 27 Temmuz 1992 Yılında Dersim'de kaçırılıp öldürülen Ayten öztürk için ailesine 50 bin Türk lirası tazminat ödenmesini kabul etti ve kararını bu günkü resmi gazetede yayınladı.

Bu karar Hakkı'nda diyeceklerim var.

1991 tarihinde PKK Bingöl kırsalında iki arkeolog kaçırmış, bir müddet rehin almıştı.

Sonra Türk istihbaratı bu arkeologları bir operasyonla kurtarmıştı.

Amerika'ya ulaşan arkeologlardan biri hastalanarak ölmüştü.

Diğer arkeolog ve ölen arkeologun eşi, Amerika'da bir mahkemeye baş vurmuş, tazminat davası açmışlardı.

Mahkeme PKK nin bir terör örgütü olduğunu, fakat liderinin ve karar makanızmasının Suriye'nin himayesi altında bulunduğunu tespiti ederek, Suriye hükümetini 338 milyon dolar tazminat cezasına çarptırmıştı.. (*)

 
Avrupalı turistleri taşıyan bir yolcu uçağı düşmüştü. Yapılan araştırmalar sonucu uçağın Libyalı bir ajan tarafından düşürüldüğü kanısına varılmıştı. Tazminat davası açıldı yolcu başına 10 milyon dolar Libya ya kesilmişti.(**)

İsrail askerleri Mavi Marmara gemisine baskın düzenlemiş, dokuzTürk vatandaşını öldürmüştü.

Türkiye devleti dokuz Türk vatandaşı için 30 milyon dolar tazminat israil den istemişti.

Türk devleti uçaklarla Roboski li kaçakçı gençleri bombalamış, 29 genci öldürmüştü.

Türk devleti Roboskili çocuklarının ailelerine kişi başına 125 bin Türk lirası tazminat vermeyi önerdi.

Anayasa Mahkemesi tarafından Ayten Öztürk için önerilen para ise 50 Bin Türk lirasıdır..

Demekki bir Amerikalı nın fiatı 166 milyon Dolardır.

Bir Avrupalı nın fiatı 10 milyon doladır,

Türkiye devleti kendi vatandaşı için İsrail devletinden kişi başına 3 Milyon dolar ister.

Bir kürdün fiatı erkekse 40 bin, kadınsa yirmi binin biraz aşağısındadır!

Soru:

Kürt bu dünyada neden değersizdir?

(*)Sene 1991...

PKK, Bingöl’de yol kesti.

Amerikalı İngiliz Avustralyalı, beş arkeolog kaçırıldı.

Bunlardan ikisi, Nuh’un gemisini aramak için Türkiye’ye gelen Amerikalı arkeologlar Ronald Wyatt ve Marvin Wilson’dı.

21 gün rehin tutuldular.

Neticede, bir mağarada oldukları tespit edildi, operasyon yapıldı, PKK’lılar kaçtı, arkeologlar sağ salim kurtarıldı.

O günkü tarihli gazetelerimiz yazmadı ama, orada iki şehit verdik.

Devamını oku...

 

Haklısın Hesen!

selimbuHesen Amed / PDK-BAKUR ile örgütsel ilişkimi yıllar önce dondurmamın sebebide Rojhat Amedi dir!

Onu parti nin en üst seviyesine taşiyanlardan biriyim!

Daha Rahmetli Hemreş Reşo sağken bu zat seçilmediği için iki kafadarla,yan çizip, PDK-T.GEçici KOMITE ISMINI BIR SURE KULLANMIŞTI!

Bu gibi (…………) önünü almak için adama en üst düzeyde görev verdik!

Gitti, güneyde parti yerine kendisine çalıştı!

ilişkisi dondurulunca , gitti eski kanlı,bıçaklı onun gibileriyle kulis yaptı.

Kongreyi bekleyip hakkındaki iddialara cevap verip kendisini akliyacağına,paraşütle M.E.Kardeşin parti sözcülüğüne soyundu!

Hak,hukuk, ilke, wefa,arkadaşlik, yoldaşlik! Bu yetmiyormuş gibi guneydeki kardeş partiyi de, yalan,yanlış bilgilendirmelerle,kendi kişisel siyasi ve ekonomik ihtiraslarına alet ediyorlar!

Adam gibi adam olun,mert olun!

Felankesi beğenmiyormusun? Adam gibi git kongreye değiştir. PDK BABANIZIN TAPULU ARSASIMI DIR?

BENIM HUKUKUM NERDE, BENIM EMEĞIM NERDE?

SERTAÇ BUCAK KAÇ YIL OLDU BILMEM BU PARTI NIN BAŞINDA? Bir gün ne aradı,ne arattırdı,ne de sordu!?

Yaho Nerde bu insanlarimiz diye!

PDK-BAKURUN, SORUNU YAPISALDIR, SORUNLU DUR.!

BARZANİYE GIDIP GELMEK SİZLERİ YUCELTMEZ!

YA ÇAĞDAŞ DEMOKRATIK BIR ŞEKILDE ÖRGÜTLENİN YADA EVINIZE IŞINIZE BAKIN!

YILLARDIR SABR EDIYORUM,YÜZLERCE KADRO EMEKTAR BU CADDI KAZANINA ALET OLMAMAK IÇIN EVINDE OTURMUŞ!

YAZIK GUNAH YAHO!

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...