Cuma, 27 Nisan 2018
Anasayfa Yazılar

Yazılar

Kürdistandan Haber Var

Kürdistandan Haber varSeid Çiçek aslen İdil Şırnak' lıdır.

Uzun süreden beri KDP Yöneticisidir.

15 Yıldır Almanya da Mülteci olarak yaşıyor.

Sık sık Kuzey ve Güney Kurdistan'a, gider, pek çok çevre ile görüşür torba torba haberlerle geri döner.

Dün onu bahçeme davet ettim, Kürdistan'da olan bitenleri konuştuk.

Ardından Kürdistan Aktuel in değerli okuyucuları için bazı kayıtlar yaptım.

Sizlere sunmak istiyorum:

 

Bebek Fil'in Hikayesi

Tören de eski tanıdıklarla karşılaştık, hal hatır sorduk, Kürt diplomat Mehmet Ali İle Kürt avukat Osman Aydın SYKES PICOT anlaşmasının ömrünü doldurduğu konusunda sohbet ediyorlardı.

...

Kürt diplomat Mehmet Ali bana döndü, dün SYKES PICOT anlaşması üzerine bir seminer vardı, neden katılmadınız veya siz bu anlaşma hakkında ne düşünüyorsunuz dedi.

Biraz düşündüm. Bizim diplomata dedim ki, fil küçükken yani henüz bebek filken, onu küçük bir kazığa bağlarlar.

Bebek fil, kazığı sökmek için çok uğraşır ama sökemez, süre içinde umudunu keser ve alışır.

Aradan yıllar geçer, fil büyür, beş altı tonluk olur. Küçükken bağlandığı kazığın yüz tanesini aniden sökecek bir güce kavuşur.

Ama onu, küçücük bebeklik kazığına bağlarlalar ve kazığı sökmez. Çünkü kanıksanmış bir alışkanlığın esiridir O.

Biz Kürtler de bu fil gibiyiz!

Bütün dünya SYKES PICOT anlaşmasının bir hükmü kalmadı dese de, Misaki milli antlaşmasını Türkler çöpe atsa da, Şengal'i İŞİD den geri alsakta, biz eskiden çizilmiş sınırlara bağlılığımızı sürdürürüz!
Kimimiz Misaki Milliyi güncelleştirelim diyenlere uyarız, kimimiz hala Şengal'i ırak toprakları sayarız, kimimiz de Suriye' yi bölme amacımız yok diye demeçler veririz.

Bütün bunların altında o bebek fil hikayesi vardır!

 

Talimatla Kitap Yazmak 41

dictator

Selim Çürükkaya / Sakine Cansız´ın kitabının eleştirisini yapmamdan ötürü pek çok okuyucu, tüm bu okuduklarından sonra, büyük ihtimalle şu haklı soruları soracaktır:

Sakine Cansız, Diyarbakır Zindanında Türk devletinin zulmüne boyun eğmedi de, neden Bekaa Vadisinde boyun eğsin ki?

Haydi orada boyun eğdi, Avrupa’ya döndüğünde neden sesini çıkarmadı?

Hamili Yıldırım, eşi Öcalan’ın emriyle öldürüldüğü halde neden “Diyarbakır Cezaevi´nde direnen ben değil, içimdeki Apoculuktu” dedi.

Ve neden şu anda İmralı adasında Abdullah Öcalan’ın yanındadır?

Örgütten kaçıp hayatını kurtaran binler, neden susuyorlar?

Örgütün dağılmasını istemedikleri için mi?

Örgütün halâ Kürt halkının mücadelesine hizmet ettiğine inandıkları için mi?

Örgüt dağılırsa Kürt halkı bir daha toparlanamaz görüşünde oldukları için mi?

Korktukları için mi?

İhanet damgasını yemeyi göze alamadıkları için mi?

Son Güncelleme (Perşembe, 21 Nisan 2016 07:15)

Devamını oku...

 

Talimatla Kitap yazmak 40

sakinec

Selim Çürükkaya / Ömer Güney ile İki MİT çi, Paris'te öldürülecek KCK 'li Kürtler hakkında tartışıyorlar.

Ömer Güney çok dikkat çekici bir cümle kuruyor:

Ömer Güney: 2 Şiyar.

1. MİT’çi Şahıs: 2 Şiyar.

Ömer Güney: Çünkü benim kuracağım yönetimin karşısına çıkacaktır, yönetimi engellemeye çalışacaktır.

1. MİT’çi Şahıs: Şiyar finans sorumlusu.

Ömer Güney: Paris sorumlusu.. Gençler şunu diyor: Paris komutanı.

Bütün paralar onda birikiyor. Adamı indirdik aşağıya ama yine de gitmesi gerekiyor.’

Bu cümlelerden anlıyoruz ki; Ömer Güney Paris’te, KCK yönetimi içinde kendisine bağlı bir yönetim kurmak istiyor ve Şiyar’ın bu yönetime karşı çıkacağı inancındadır.

‘Adamı indirdik’ derken, yönetimden düşürdük demek istiyor.

Ama buna rağmen Şiyar’ı ölüm listesine alıyor.

Son Güncelleme (Çarşamba, 20 Nisan 2016 16:54)

Devamını oku...

 

Ömer Çürükkaya nın Anısına!

omerSelim Çürükkaya / Bu gün Kardeşim Ömer 'in şehadetinin 18. Yıldönümüdür. O zaman ben ile eşim, Almanya’ nın Duisburg kentinde, Kardinal Galen Strasse de, 60 Nolu bir evde kalıyorduk. Her sabah erken kalkar, televizyonlardan gazete haberlerini izlerdim. O sabahın gazete haberlerine göre; ‘Dersim, Ovacık nahiyesinde, Ali boğazı vadisinde, Türk ordusu baskın düzenlemiş, çıkan çatışmada üç gerilla etkisiz hale getirilmişti. Bunların arasında bölgede uzun süre komutanlık yapan ‘Diyar’ kod adlı, üst düzey bir  de bulunmaktaydı.'


Kardeşim Ömer Çürükkaya’ nın kod adının Diyar olduğunu ve Dersim bölgesinde kaldığını bildiğimden, vurulduğunu anlamıştım.

 1991 Kasım ayında Bekaa vadisinde iken, Bingöl Sivan mıntıkasında gerilla komutanı olan kardeşim Hasan’ın acı ölüm haberini almış, göz yaşlarımı içime akıtmıştım.
Ömer ‘ in ölüm haberi, bana bir başka acı verdi. Davamızın satıldığını, halkımızın arkadan hançerlendiğini, güvendiğimiz örgütümüzün halkımıza düşman güçlerin kontrolüne girdiğini anlamıştım artık. 
Bir gün geleceğini, uğruna ölümlere gittiğimiz bütün değerlerin çokta gerekli olmadıklarını açıklayacaklarını o gün biliyordum.

Biliyordum ama kimselere anlatamıyordum. Anlatmıştım, ama kimselere okutamıyordum. Tek başımaydım, doğru söylüyordum, ama kalabalıklarım yoktu, param yoktu, güç sahibi değildim. Yalan ve haksızlık organize olmuştu, doğrunun para etmediği zamanlardı.

Kör bir savaş ortamıydı, kurşun seslerinden başka kimse bir söz dinlemek istemiyordu. Her iki taraf, başarısını öldürülen adam sayısıyla ölçüyordu.

Son Güncelleme (Pazar, 17 Nisan 2016 20:44)

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...