Cuma, 17 Ağustos 2018
Anasayfa Yazılar

Yazılar

Talimatla Kitap Yazmak 25

kedSelim Çürükkaya / Hamili Yıldırım’dan , dışarıdan kendisine gelen notu, Komitedeki arkadaşlarına vermediği, notu yırtıp tuvalete attığı için öz eleştiri istenir.

Hamili ise bunu rede der.

Komite ile Hamili arasındaki gerginlik artarak sürer.

Neticede Hamili komiteden atılır, kadro ilişkileri dondurulur. 1987 ortalarıdır. Bu ara Diyarbakır cezaevinden sürgünler olmuştur.

Cezaevinin örgüt yönetimi de değişmiştir, mevcut yönetimde, Hasan Atmaca, Mehmet Şener, Fuat Kav ve Sakine vardır.

Sakine kadınlar koğuşunda kaldığı için Hamili ile ilgili bütün gelişmeleri Mehmet Cahit Şener ile yaptığı yazışmalardan öğrenir.

Hamili cezaevindeki örgüt yönetimiyle ilişkilerini kesince, Sakine küplere biner, Hamili ile tüm ilişkilerini kesme uğraşı içine girer.

Hamili ona karşı da tavır almaya başlar, Şener ile Sakine’nin arasında bir şeylerin olduğunu sezer.

Sakineden dinleyelim:

Mevcut olanları anlamaya çalışıyorum.

Hamili ile sorunlarımız beni uğraştırıyordu.

Devamını oku...

 

Talimatla Kitap Yazmak 24

hamiliSelim Çürükkaya / Sakine Cansız, yazdığı kitapta Ayten Yıldırım’dan artık söz etmiyor.

Yalnız kitabın bir yerinde Antep' te gözaltına alınıp soruşturması yapıldıktan ve mahkemeye çıkarılıp tutuklanmasının ardından Diyarbakır cezaevi kadınlar koğuşuna gönderilen bir kadının anlatımlarını aktarıyor:

Antep’ten getirilen Halkın birliğinden (sol bir örgüt) Ayşe Dışkaya yeni bazı şeyler anlatmıştı.

Kendileri Antep’ten gelip Dersim kırsalına geçmek isterken Malatya girişinde şüpheli bulunup gözaltına alınmışlardı.

Daha önceki bir yakalanmasında, sorgu sürecinde Gönül Atay’la birlikte kalmışlardı.

Antep sorgusunda Gönül’ün tavrı kendisini etkilemişti.

Yaka silkiyordu:

O kız PKK li olamaz diyordu.

Ama polis kendisine özel muamele yapıyordu.

İşkence yaparken de Direnirseniz Ayten gibi direnin diyorlardı.

Demek ki Ayten yeniden gözaltına alınmış, hem de Antep’te ‘Direniyor bırakıyorlar’ diyordu. (1)

Son Güncelleme (Cuma, 01 Nisan 2016 18:30)

Devamını oku...

 

Talimatla Kitap Yazmak 23

A51CSelim Çürükkaya / Ayten’in abisi Sabahaddin Kopenhag’ da iken kız kardeşinin Bekaa vadisinde örgüt tarafından öldürüldüğünü duyuyor.

Bu ölüme bir anlam veremiyor.

Sık sık Kopenhag’ daki PKK derneğine gidiyor.

Kardeşinin akibeti hakkında sorular soruyor.

Ama hiç bir sorunun yanıtını alamıyor.

Yoktur Ayten, kimse tanımıyor, yok edilmiş, bu yok oluş sadece fiziki bir yok oluş değil, yaşamı da yok edilmiş, geçmişi silinmiş, doğmamış, okula gitmemiş, sevmemiş, evlenmemiş, tutuklanmamış, serbest bırakılmamış, Bekaa’ya gitmemiş, öldürülmemiş! Yani doğumu da ölümü de meçhul, bir bilinmezdir Ayten.

Onun adı geçtiği zaman bütün dudaklar susuyordu.

Sorularına yanıt alamayan Sabahadin, tepki gösteriyor, “Ayten’i siz öldürdünüz” diyor.

Dernekteki sorumlular, onu susturacak yöntemleri devreye sokuyorlar.

Yer yer tehdit, yer yerde; „Hewal biliyorsun bir Ulusal Kurtuluş Mücadelesi var, mücadelenin zarar görmemesi için susman lazım“ diyorlar.

Buna rağmen O’ dünya güzeli kardeşinin başına gelenleri kabul etmiyor..

Geceleri gözlerine uyku girmiyor.

„Ayten, Ayten“ diye sayıklıyor.

İnsanlarla ilişkisini kesiyor, kendi içine kapanıyor.

Çocukken birlikte peşinden koştukları düşlerinin ardına takılıp kalıyor..

Ayten’den sadece iki yaş büyük olduğu için birlikte oynadığı oyunları hatırlıyor,

Ayten’in mavi gözleri ve de güzel sözleri hiç aklından çıkmıyor.

Günlerce dışarı adım atmıyor, saçı sakalı uzuyor, kendi kendisiyle konuşmaya başlıyor, bu durumu Danimarka’lı komşularının dikkatini çekiyor, polise haber veriliyor, eve giden polis, ortalığın berbat olduğunu görüyor.

Sordukları hiç bir sorunun yanıtını alamıyorlar.

Hemen ambulans çağırarak onu bir psikiyatri kliniğine yatırıyorlar.

Aylarca bu klinikte kalıyor, bir gün pencerenin önünde dalmış dışarıyı izliyordu, ağacın dalına konmuş bir kargaya bakarken, çocukken Ayten ile birlikte tarlada kovaladıkları kargayı düşünüyordu.

 
Dikkatle bakıyor dala konmuş kargaya, ne kadar da güzel?

Devamını oku...

 

Talimatla Kitap Yazmak 22

aytenkıSelim Çürükkaya / Hamili Yıldırım, Sakine Cansız ve Hamili’nin eşi Ayten Yıldırım’ın Elazığ’da aynı evde yakalandığını biliyoruz.

Sakine yazdığı kitabın ikinci cildinde Ayten Yıldırım’ın tahliyesini şöyle alatıyor:

Ayten mahkemeye çıkarılışımızın üçüncü gününde tahliye oldu. Yani sorgu süreci kırklı günlerdeydi. Çok ani olmuştu. Ayrılırken kulağına bir kez daha ‘arkadaşlar mutlaka tedbir alsın. Ne yaparsan yap arkadaşları gör. Herkese anlatma, güvenilir arkadaşlara anlatırsın,dedim.

Kucaklaştık, Hamili’ de kucaklayarak ‘kendine iyi bak’ diyerek ayrıldı.

Ayten’in gözleri dolu dolu.

Hem sevinçli, hem de bizi o halde bıraktığı için ya da bir daha görüşmeyeceğimizi düşündüğünden üzgün bir ruh halindeydi. Acılı bakıyordu gidene kadar”(1)

Artık bir daha söz etmiyor Sakine Ayten’ den, tahliye olduktan sonra neler geldi arkadaşının başına?

Bu konuda suskun!

Cimridir, tek keleme söylemiyor!

Oysa Ayten Yıldırım’ın yaşamı başlı başına bir trajedidir.

Sakine belkide bu trajediyi görmediği için veya, görmek istemediği için kendi trajedisini yaşıyor.

Ayten’in trajedesini geçip veya atlatıp kitap yazılamaz.

Ayten’in trajedisi karşısında susmakla insan olamayız!

Bundan dolayı ben burada Ayten’in trajedisini anlatacağım:

Devamını oku...

 

Talimatla Kitap Yazmak 21

cemoSelim Çürükkaya / Akşam üzeri kapının zili çalındı, kapıyı açmaya giden İ. Aydın Cemil Bayık ile birlikte içeri girdi.

Hal hatır sorma faslından sonra, Cemil, kendi durumunu izah etti:

Elazığ’da yapılan geniş çaplı operasyonda ben de gözaltına alındım, bizi bin sekiz yüz eveler denilen yere götürdüler, üstümü aradılar, mark buldular, bunları nerden getirdin diye sordular, bende babam Almanya’ da çalışıyor bana yolladı dedim.

Uzun saçlarıma baktılar, üstüme başıma göz attılar, kafalarına bir şey yatmamış olacak ki beni serbest bıraktılar, dedi.

Cemil Bayık’ın 1979 Mayıs ayında Elazığ’da göz altına alınması ve serbest bırakılması tarihe ‚tesadüfi’ olarak geçti.

1979 Kasım ayında, Urfa’da PKK Merkez Komitesinin bir toplantısı yapılır.

Bu toplantıda Kürdistan’da silahlı mücadeleyi koordine edecek ve yürütecek bir askeri örgüt oluşturma kararı alınır.

Örgütün komuta kademesinin kimlerden oluşacağı konusu karara bağlanır.

Alınan bütün kararlar tutanaklara geçirilir, toplantı bitince, alınan karaların tutanakları Cemil Bayık ile Duran Kalkan’da kalır.

İki araba temin edilir, bir arabanın çamurluğunun altına toplantının belgeleri yerleştirilir.

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...