Cuma, 17 Ağustos 2018
Anasayfa Yazılar

Yazılar

Sehte Semboller

Sembol_ResimleriSelim Çürükkaya / Kürdistan halkının haklı bir davanın sahibi olmadığını artık hiç kimse söyleyemez! o­nun vatanının işgal altında olduğunu, dillerine kilit vurulduğunu, otuz milyonluk varlığının inkar edildiğini, bütün ulusal haklarıyla birlikte devlet kurma hakkının gasp edildiğini herkes bilir!
İnsanca yaşamak ve ulus olarak dünya toplulukları içindeki yerini almak gayesiyele verdiği mücadele, sergilediği kararlılık inkar edilemeyecek bir gerçektir. Buna rağmen Kürt ulusu, handikapları aşamada bazı zorluklarla karşı kaşıyadır.
Ortadoğu halkları için sembollerin önemi çok büyüktür. Öyleki; bazı durumlarda semboller davayla bütünleşebilir, bazen semboller davanın yerine bile konulabilir. Nitekim Hristiyanlığı Ísasız, Müslümanlığı Muhammedsiz, Yahudiliği Musasız düşünmek çok zordur. Ve Camisiz Müslümanlık, Kilisesiz Hıristiyanlık, Havrasız Musevilik de olamaz.
Tek Tanrı'lı dinlerin beşiği ortadoğudur. Ve peygamberler Halkları kurtarmak için Tanrı tarafından görevlendirildiklerini söyleyerek davalarını kendileriyle özdeş kıldılar ama bütün peygamberler kendilerinin ebedi olmadıklarını, ölümlü olduklarını söyleyerek kendilerinden sonra davalarının süreceğini söylediler.

Devamını oku...

 

Avukatlar Konseyi ateş et dedi!

mamutiTürk Kürt aydın ve politilacılarının bir kesimi İmralı'da mukim olan Abduldevletin
kendiavukatlarıyla yaptığı rutin görüşmelerden haberdardırlar.
Ve bu kesimler biliyorlarki;
İmralı'ya hakim olan tek bir güç vardır, o da Türk ordusudur....
Yani AKP hükümetinin İmralı üzerinde en ufak bir etkisinin olmadığını politikanın "P" sini bilen herkes bilir. Abduldevlet'in her hafta AKP'ye ateş püskürtmesi, Hükümetin Dışişleri bakanına "alçak" demesi, orduya yağ üzerine yağ çekmesi bu durumun açık belgesidir.
İmralı'ya getirilmeden önce daha uçaktayken :
"Devlet'e hizmete hazırım" deyip, yargılandığı mahkemenin karşısında: "Devlet bana imkan tanısın son noktayı koyayım" la kendini izah eden Abduldevlet, Türk ordusunun isteği ile Kürt silahlı güçlerini Güney Kürdistan'a çektirdi. Yine Genel Kurmayın bir yetkilisinin isteği ile; "Başkaları boşalan dağları tutmasınlar" gerekçesiyle beşyüz kişilik bir gücü içerde bıraktı. Ve o günden bu güne Türk Genel Kurmayı Abduldevlet'ten ne istediyse; O da adamlarına yaptırdı. Öyle bir noktaya gelindiki; Türk Genel Kurmayı yapılanları yeterli görmedi, bir yetkili aracılığıyla Abduldevlet'e "sen burada Kemalistim diyorsun ama, adamların hala senin masken altında Kürt'çülük yapıyorlar!" demişti.

Devamını oku...

 

Gerçeğe çağrı İsa ve Aysel Malkaç

kayipSelim Çürükkaya / Aysel Malkaç'ın sağ olduğuna dair haberler,
önce internette, ardından Türk basını ve televizyonlarda yayınlandı.
Bu konuda pek çok yorumlar yapıldı, yapılmaya devam ediyor.
Kürt aydınları ve politikacıları, adeta şok olmuşlar ve Aysel'i suçluyorlar......
"Niye ölmemişsin?" demeye getiriyorlar.
Ben Aysel Malkaç'ın sağ olduğunu çok uzun bir süreden beri biliyordum. İnanıyorum ki; Aysel'i suçlayan Kürt Aydın ve politikacılarının çoğu da onun yaşadığını ve neden gizlendiğini biliyordu. Ama hiçbiri de Anderson'un hikayesindeki çocuk gibi "Anne bak kral çıplak!" diyecek kadar bir cesarete sahip olamadıklarından susuyorlardı.
Ben Aysel Malkaç ile ilgili yorum ve haberleri okuyunca, yıllar önce okuduğum Kazancakis'in ünlü romanı "Günaha son çağrı" daki bazı sahneleri hatırladım. Önce o sahneleri size aktarmak istiyorum.
Kazancakis'e göre İsa gerçekten çarmıha gerilmiyor. Rüya görüyor ve çarmıha gerilen bir insanın çekebileceği bütün acıları rüyasında çekiyor. Sonra kaçıp gizleniyor, bir köye yerleşiyor. Adını Lazarus olara değiştiriyor. İki kadınla evleniyor, marangozluk yapıyor.

Devamını oku...

 

Sezar ilkesi

sezarAbduldevlet'in tahakümündeki örgüt demokratikleşiyor nihayet, o­nun deyimiyle "demokrasi gümbür gümbür geliyor."
Hatta Abduldevlet yalnız kendi örgütünü değil,
Türkiyeyi ve Ortadoğuyu da demokratlaştıracakmış,
dalkavuk kalemler öyle yazıyor, yazılan ve söylenene böyle inanılıyor.....
Abduldevlet 19 Mayıs 2004 tarihli Avukatlarla görüşmesinde kendi örgütü içinde bundan sonra geçerli olan demokratik anayasayı açıkladı.
Demokrasinin geleceğini oradan çıkarabildim!
Bu yeni anayasa iki ilkeden veya maddeden oluşacakmış, birinci ilke Sezar ilkesi, ikinci ilke ise Dilek Kurt ilkesiymiş.
Bu iki ilkeye uymayanlar, demokrasi gereği halledilecekmiş ama halledilme yöntemleri biraz garip!
Bilindiği gibi Sezarlar Roma‘sı millattan önceki tarihlere ait. Koca Roma imparatorluğunda geçerli olan bir yasa varmış ve bu yasa yalnızca soylulara ve Sezarların komutanlarına karşı uygulanıyormuş.
Bu yasaya göre Sezarlara ihanet eden, o­nlara karşı gelen veya büyük suçlar işleyen komutan veya soylunun eline bir kılıç verilir ve bir odaya kapatılır.

Devamını oku...

 

İşkenceye karşı olmak

Iskence_x2Selim Çürükkaya / İşkenceye karşıysan eğer önce mensup olduğun sınıfın,
devletin, partinin, ordunun işkencesine karşı çık ki;
başkalarının işkencesine karşı çıktığında inandırıcılığın olsun!...

 İşkenceye karşıysan; "vatan, devlet, din elden gidiyor, düşmanlar altımızı oyuyor, örgütümüz bölünüyor, yüce önderlerimize dil uzatılıyor" gerekçeleriyle kendini kandırma!

İşkenceye karşıysan, karşı çık!
"Zamanı değil, tutuklanırım, tutsağım, yalnızım, güçsüzüm, ihanet damgası yerim, ölürüm, sakatlanırım" deme!
Tek başına direnenleri ahmak, kendini akıllı yerine koyma! Sakın olaki işkencenin nedenini; o­na karşı gelen direnişte arama!

Birde susma işkence karşısında, susarsan boyun eğersin!
Boyun eğersen kendin olmaktan çıkarsın! Ve işkenceciler karşısında özgürlük türküsü söyleyenleri düşman bilirsin.
Çektiğin bütün acıların sorumluları olarak o­nları görürsün!

Buna rağmen o­nların haklı olduklarını düşünürsün ama başarılı olmalarını istemezsin!
Çünkü o­nların başarısı karşısında, kendi başarısızlığınla yüzleşme cesaretine sahip değilsin!

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...