Cumartesi, 15 Aralık 2018
Anasayfa Yazılar

Yazılar

Sürünün bekçileri

samoyed6wwSelim Çürükkaya / Yaklaşık bir aydan beri yoktum.
Yani bilgisayarımın başında değildim.
Telefonlarımı ve kapılarımı kapatmıştım.
Birkaç kişi dışında kimse bana ulaşamıyordu.
Kendi içimde bir geziye çıkmıştım........
Eskiden kitaplardan çok okuduğum ama gözlerimle görmediğim Havasını teneffüs etmediğim, dağlarına tırmanmadığım, okyanusunda yüzmediğim, güzel şehirlerinde gezmediğim bir ülkeye gitmiştim.

Döndüm, suya sabuna dokunmayacak bir yazı yazmak istedim ama bırakmadılar.

Ben yokken de beni rahat  koymamışlar.
Türk jandarmaları köyümüzü basmış, evimizi üç saat kadar kuşatmada tutmuş, bizi sormuşlar:
Bizim için: "vatan hainleri;" kardeşim Dr. Süleyman'ı kast ederek: "elimize geçerse o nu kıyma yaparız" demişler.
Aynı tarihlerde Dersim'deki eşimin akrabalarının evlerini kuşatarak

Onu da sormuşlar.

Devamını oku...

 

Demokrasi gelmiş!

demokrasiSelim Çürükkaya; Nereden nereye! Bir zamanlar Türkiye´de
demokrasi adına hiç bir emare yoktu. Ama şimdi öyle mi?
Her köşe başında, caddelerde, parklarda,
mecliste, partilerde, karakollarda hatta
hapishanelerde demokrasiden geçilemiyor!..........
 Eskiden böyle miydi?Çok iyi hatırlıyorum; 1984 yılıydı, D.Bakır cezaevinde tutukluydum. Biz tutuklular, topluca karar almıştık; bundan sonra gelen ziyaretçilerimizle Türkçe değil, kendi anadilimiz Zazaca ve Kurmancî ile konuşacaktık.

 Bu kararımızı cezaevi idaresine bildirince, hemen görüş kabinlerine komandoların yanına Kurmancî ve Zazakî bilen gardiyanları yerleştirdiler. Annem ziyaretime gelmişti. Zaten Zaza'ca dışında başka dil bilmiyordu. Yıllarca mimiklerle, bakışlarla birbirimizle anlaşmıştık. Kabine gittim, beni dinleyen iki komando bir gardiyan vardı.

Devamını oku...

 

Sehte Semboller

Sembol_ResimleriSelim Çürükkaya / Kürdistan halkının haklı bir davanın sahibi olmadığını artık hiç kimse söyleyemez! o­nun vatanının işgal altında olduğunu, dillerine kilit vurulduğunu, otuz milyonluk varlığının inkar edildiğini, bütün ulusal haklarıyla birlikte devlet kurma hakkının gasp edildiğini herkes bilir!
İnsanca yaşamak ve ulus olarak dünya toplulukları içindeki yerini almak gayesiyele verdiği mücadele, sergilediği kararlılık inkar edilemeyecek bir gerçektir. Buna rağmen Kürt ulusu, handikapları aşamada bazı zorluklarla karşı kaşıyadır.
Ortadoğu halkları için sembollerin önemi çok büyüktür. Öyleki; bazı durumlarda semboller davayla bütünleşebilir, bazen semboller davanın yerine bile konulabilir. Nitekim Hristiyanlığı Ísasız, Müslümanlığı Muhammedsiz, Yahudiliği Musasız düşünmek çok zordur. Ve Camisiz Müslümanlık, Kilisesiz Hıristiyanlık, Havrasız Musevilik de olamaz.
Tek Tanrı'lı dinlerin beşiği ortadoğudur. Ve peygamberler Halkları kurtarmak için Tanrı tarafından görevlendirildiklerini söyleyerek davalarını kendileriyle özdeş kıldılar ama bütün peygamberler kendilerinin ebedi olmadıklarını, ölümlü olduklarını söyleyerek kendilerinden sonra davalarının süreceğini söylediler.

Devamını oku...

 

Avukatlar Konseyi ateş et dedi!

mamutiTürk Kürt aydın ve politilacılarının bir kesimi İmralı'da mukim olan Abduldevletin
kendiavukatlarıyla yaptığı rutin görüşmelerden haberdardırlar.
Ve bu kesimler biliyorlarki;
İmralı'ya hakim olan tek bir güç vardır, o da Türk ordusudur....
Yani AKP hükümetinin İmralı üzerinde en ufak bir etkisinin olmadığını politikanın "P" sini bilen herkes bilir. Abduldevlet'in her hafta AKP'ye ateş püskürtmesi, Hükümetin Dışişleri bakanına "alçak" demesi, orduya yağ üzerine yağ çekmesi bu durumun açık belgesidir.
İmralı'ya getirilmeden önce daha uçaktayken :
"Devlet'e hizmete hazırım" deyip, yargılandığı mahkemenin karşısında: "Devlet bana imkan tanısın son noktayı koyayım" la kendini izah eden Abduldevlet, Türk ordusunun isteği ile Kürt silahlı güçlerini Güney Kürdistan'a çektirdi. Yine Genel Kurmayın bir yetkilisinin isteği ile; "Başkaları boşalan dağları tutmasınlar" gerekçesiyle beşyüz kişilik bir gücü içerde bıraktı. Ve o günden bu güne Türk Genel Kurmayı Abduldevlet'ten ne istediyse; O da adamlarına yaptırdı. Öyle bir noktaya gelindiki; Türk Genel Kurmayı yapılanları yeterli görmedi, bir yetkili aracılığıyla Abduldevlet'e "sen burada Kemalistim diyorsun ama, adamların hala senin masken altında Kürt'çülük yapıyorlar!" demişti.

Devamını oku...

 

Gerçeğe çağrı İsa ve Aysel Malkaç

kayipSelim Çürükkaya / Aysel Malkaç'ın sağ olduğuna dair haberler,
önce internette, ardından Türk basını ve televizyonlarda yayınlandı.
Bu konuda pek çok yorumlar yapıldı, yapılmaya devam ediyor.
Kürt aydınları ve politikacıları, adeta şok olmuşlar ve Aysel'i suçluyorlar......
"Niye ölmemişsin?" demeye getiriyorlar.
Ben Aysel Malkaç'ın sağ olduğunu çok uzun bir süreden beri biliyordum. İnanıyorum ki; Aysel'i suçlayan Kürt Aydın ve politikacılarının çoğu da onun yaşadığını ve neden gizlendiğini biliyordu. Ama hiçbiri de Anderson'un hikayesindeki çocuk gibi "Anne bak kral çıplak!" diyecek kadar bir cesarete sahip olamadıklarından susuyorlardı.
Ben Aysel Malkaç ile ilgili yorum ve haberleri okuyunca, yıllar önce okuduğum Kazancakis'in ünlü romanı "Günaha son çağrı" daki bazı sahneleri hatırladım. Önce o sahneleri size aktarmak istiyorum.
Kazancakis'e göre İsa gerçekten çarmıha gerilmiyor. Rüya görüyor ve çarmıha gerilen bir insanın çekebileceği bütün acıları rüyasında çekiyor. Sonra kaçıp gizleniyor, bir köye yerleşiyor. Adını Lazarus olara değiştiriyor. İki kadınla evleniyor, marangozluk yapıyor.

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...