Pazar, 19 Kasım 2017
Anasayfa Yazılar

Yazılar

Diyarbakır konferansı kararları geçersizdir

konSelim Çürükkaya / Haziran aynın ortalarında Diyarbakır' da bir konferans toplandı. Konferansın kararını ve tarihini belirleyen İmralı’ da ki Öcalan’ dı, hatta konferansın isim babası da kendisiydi, konferansta nelerin konuşulması gerektiğini de O belirlemişti. Yalınız Diyarbakır’ da değil, Avrupa ve  Ankara’ da konferansların yapılmasını emreden yine  MİT siz hareket etmeyen Öcalan’ dı. 

 Bu konferanslar üzerine çok şey yazıldı.
 Bana sorarsanız bu konferansların tek bir amacı vardır:

Devamını oku...

 

Gaz verilen ve gaz atılan milletin hali

 gazSelim Çürükkaya /  İstanbul’da Taksim meydanında bir ağacı devirdiler. Kıyametler koptu. Rejisör Sırrı Süreyya Önder kendisini kepçenin önüne attı, bir ağaç gitti, diğerlerini kurtardı. Önce bir grup genç ağaçların kesilmesine engel oldu, ardından AKP hükümetine karşı Türkiye çapında örgütlü bir isyan vukuu buldu ve hala devam ediyor.

Ergenekon ve emekli askerler milletin eline Türk bayrakları, Atatürk resimleri tutturarak, ağızlarından Atatürk’ ün askerleriyiz sloganlarını attırarak, sokaklara döktürdüler.

Devamını oku...

 

Karayılan'a yanıtımdır!

selimmuratSelim Çürükkaya / Fırat haber ajansında yayınlanan bir haberde Qandil dağında kalan ve KCK ‘nin başkanı Murat Karayılan adına yapılan bir açıklamada PKK'den ayrılanlara çağrı yapılmış, çağrının içeriği aşağıdadır:

 

Geçmişte PKK içinde yer almış ancak daha sonra şu ya da bu nedenden ötürü ayrılmak zorunda kalmış olanlar için de bir değerlendirme yapan Karayılan, "İhanete bulaşmamış, halka düşmanlık yapmamış olanlar yeni süreçte yerlerini alabilirler, bu söylediklerim bu kesimlere yapılmış bir çağrı anlamına gelebilir" dedi.

Son Güncelleme (Cumartesi, 01 Haziran 2013 22:07)

Devamını oku...

 

12 Eylül karanlığında Diyarbakır şafağı Piyasada

kitabimSelim Çürükkaya / 23 Yıl sonra “12 Eylül karanlığında Diyarbakır Şafağı” adlı belgesel kitabımın üçüncü baskısını tekrar yaptım. Bu kitabı yeniden yayınlamamın pek çok nedeni vardır. Birinci si yeni yetişen gençlerin de bu kitabı okumalarını, Diyarbakır cezaevi duvarları arasında olan bitenleri öğrenmelerini ve dersler çıkarmalarını istedim. İkinci neden Kitabı yeniden düzenledim. Kitabı yazdığım dönemdeki mantığımıza göre anlatılacak olaylar önemliydi, kişilerin bir önemi yoktu. Veya o günkü mantığımız ölmemiş kişilerin tanınmasını uygun görmüyordu, gerçi kişi olarak benim mantığım öyle değildi ama örgütsel mantığımız böyle emrediyordu; sağ kişiler tanınmasın!(Bunun nedenini ben tahliye olup Bekaa vadisine gidince oarada anladım)  Bu yüzden kitabımın sağ olan bütün direnen kahramanları kendi isim ve soy isimlerinin baş harfi ile vardılar. Yeni baskıda bunu değiştirtim. Her kes kendi gerçek adı ve soyadı ile yer alıyor. Böylece kitabın tarihi değeri arttı kanısındayım. Okuyucu, kitabı okuyunca artık kimin kim olduğunu bilecek.

Kitapta yaptığım üçüncü değişiklik ise, Diyarbakır cezaevinde tutsak olan Türkiye solu ve Kürdistan solundan grup ve partilerin isimlerinin önüne koyduğumuz sıfatları kaldırdım.

Devamını oku...

 

Adam Olmak

 

adamSelim Çürükkaya / Saman’ı yazdım dayanamadım. Adam’ı yazmaya kara verdim. Adam olmak, tek kelime ile sözünde durmak, söz ile özü birbirine uydurmaktır. Sözünde durmayana adam denmez bizim diyarda. Sözünde durmak çok önemlidir. Öyle insanlar var ki bir konuda söz verirler ama bir gün sonra o sözlerinin arkasında durmazlar. Ve o sözü vermemiş gibi davranırlar, bir gün sonra başka bir konuda yine söz verirler. Ama verdikleri o sözü de tutmazlar. Böylesi adamlar bizim ülkemizde öylesine çoğalmışlar ki, ne parmakla sayılır, nede vurmakla tükenirler. Eskiden biz Kürtlerde böylesi insanlar çok azdı. Verilen sözün bir değeri vardı, kellesi gitseydi,  söylediği sözünün arkasında dururdu.

 Sözünün arkasında duramayanlar utançlarından toplumun arasına girmez,  toplum da onlara itibar etmezdi.Sözüne itibar edilmez lafı, çok ağır bir hakareti içeriyordu. Şimdi toplum da bozuldu, oda söylenen ve arkasında durulmayan  her sözü alkışlar hale geldi. 

Bizim toplumun bir kesiminin yöneticisi durumunda olan KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan 01.01.2013 tarihinde geri çekilmeye ilişkin olarak ANF´ye yaptığı açıklamada şunları söylemişti: “Erdoğan bilmeli ki biz Kürdistanlıyız, bu ülkeyi çok seviyoruz ve bu ülke için çok bedel verdik. Erdoğan diyor ki ya Türkleşerek tek milleti kabul edeceksiniz ya da nereye gidiyorsanız gidin. Ben de diyorum ki sizin ne işiniz var ülkemizde? Burası Kürdistan'dır. Bizim ülkemizdir. Asıl siz çekin gidin ülkemizden! Kürt halkı üzeride silahlı baskı ve siyasi soykırım olduğu sürece bu özgürlük gerillası ve Kürt halkının direnişi de olacaktır. Bunu herkes iyi bilmelidir."

Son Güncelleme (Pazartesi, 13 Mayıs 2013 19:57)

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...