Makalelerim

Leventoğluna yanıtımdır!

Selim Çürükkaya / ÖMER LEVENTOĞLU adında bir kişi yeni özgür politika gazetesinde “adam çalmak” üzerine bir makale kalem’ e almıştır ve bu makalede benim de adım geçmektedir. Ben Leventoğlu’nu şahsen tanımam, ama çalışmalarını bilirim.

 

Okumuş, yol yordam bilen bir adamdır. Bu makalesi Mantıki olarak Apo’cu, kendine göre edebiyat yapmış, akı kara, karayı ak diye bize satmaya çalışıyor. Ona göre yazdığı gazetenin yazdıkları, dinlediği televizyonun söyledikleri doğru, bu doğrulara katılmayan herkes düşman tarafından “çalınmış adamlar”dır.

 

Oysa olaylara, tarihe ve yaşananlara siyah beyaz bakmazsa, elini vicdanının üzerine koyarsa, cüzdanını da düşünmez se; aşağıda yazdığı şu paragraf liderinin konumuna ne kadar da uyar?

 

En yetenekli yazarı, (lideri) kendi fikirlerinden başka bir fikri savunmak üzere ’çalarsanız”, o yazar (lider) hemen oracıkta kendisini ‘’büyük” yapan her şeyinden yoksun hale gelir. Size dirhem faydası olmaz. En basiretli İRA militanını ( Öcalan’ı ) İngiliz / (Türk) hükümetinin hizmetine aldığınız gün, değil İngilizlere,(Türklere) kendisine bile zerre-i miskal kadar yararı kalmamıştır. Çünkü o, artık kendisi değildir. Onu önemli yapan, değerli yapan güç, ruh, her şey, onun gemiyi terk etmesiyle birlikte uçup gitmiştir.

 

Türk devleti de Kürtlerin köylerini yakıp on binlercesini öldürdükten sonra, bütün vahşet yöntemlerine başvurduktan, savaşabileceği bütün silahlarla savaştıktan sonra, son birkaç yıldır Kürtlerden ‘’adam çalıyor”. (Örneğin Öcalanı Kenyadan çalıp getirdikleri gibi )90’lı yıllarda itirafçılaştırıp ihanete sürüklediği askeri kadrolar ile Kürtleri dövüyordu. Bu çerçevede devlet, önce Aldulkadir Aygan, (Öcalan’ın akrabası, Abdulkadir Aygan’ın ifadesiyle Öcalan bana jitemde kal dedi” Alaattin Kanat (Öcalan onu Türk devletinin safına itti, Öcalan Alaattin’i İstanbul’da öldürtmek için Bekaa dan tetikçi yolladı, Alaatin kendisini öldürmeye geleni öldürdü, gitti devlete sığındı ve Kürt öldürmeye başladı) eliyle nokta operasyonları yaptı. Adam kaçırıp öldürme, kalorifer kazanlarında yakma, işkenceden geçirip ölüsünü yol kenarına atma vs vs sistemli kırımı bu adamlar eliyle yapıyordu. ( Diğer tarafta Abdullah Öcalan aynı yöntemlerle PKK ye katılan gençleri Bekaa da , Barelias’ ta, Zele de, Qandil’ de kurşuna dizdirip çukurlara gömüyordu. Bu durumu daha sonra İmralı’ da tutukluyken: ‘bizde iç infaz sayısı 15 bin kişidir’ diyordu.)

Leventoğlunın yazısında benim adımın geçtiği paragrafı olduğu gibi aşağıya alıyorum. Ve ondan sonra yorumumu yazmak istiyorum.

“Daha sonra Kürtler üzerinde etkili olabileceğine inandığı Parmaksız Zeki kod adıyla efsaneleşen Şemdin Sakık’ı, Selim Çürükkaya’yı, Şükrü Gülmüş’ü, daha sonra Osman Öcalan, Nizamettin Taş, Faysal Dunlayıcı gibi isimleri denedi. 

Burada açıkça söyleyeyim ve yazayım. Beni, Nizamettin Taş’ ı Faysal Dunlayıcı’ yı, Şükrü Gülmüş’ü kimse çalamamıştır. Biz Türkiye cumhuriyetinin elinde değiliz. Ve Kürt halkının bütün ulusal hakları, (bağımsız devlet kurma hakkı dahil) için mücadele ediyoruz. Abdullah Öcalan “çalındığı”, örgütün başına geçirildiği için ve Kürt halkının ulusal kurtuluş mücadelesini tasfiye etmek amacıyla bir araç olarak kullanıldığı için, biz bunu fark ettik ve bu duruma karşı tavır alarak Kürt halkına açıkladık. Bana göre Leventoğlu, yukarıdaki parağrafa Şemdin Sakık ’ın adının hemen arkasına Abdullah Öcalan adını yazsaydı. Benim, Nizamettin’in, Faysalı’ın ve Şükrünün adını silseydi daha gerçekçi olurdu.

Çünkü en büyük “çalınma” o dur. Şemdin onun yanında ne ki? Şemdin Apo nun Türk devletine sığındırdığı bir Kürt komutandı.. Şimdi itirafçı olmaya çalışıyor! Ama Abdullah Öcalan sırtını Türk ordusuna dayamış bütün Kürtleri itirafçı yapmak istiyor!

Siz Sayın Leventoğlu bu gerçeği ne zaman göreceksiniz? Demokratik Kürdistan cumhuriyetini kurmak için yola çıkan PKK yi, tasfiye edip ,“Demokratik Türkiye cumhuriyeti” için hayatının geri kalanını harcamaya yemin eden ve “demokratik” kelimesini de sizleri kandırmak için kullananı ne zaman kavrayacaksınız?

Leventoğlu ‘nun sadece son sözüne katılıyorum:

“Çünkü istisnasız her hırsız, çaldığını sadece geçici ve gerekli süre sahiplenir… “

Bilgin geçinen nice cahil varmış ortalıkta da bizim haberimiz yokmuş!

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı