Makalelerim

Neden Çocuklar dağa çıktı?

Selim Çürükkaya /    ” Ve siz gidenleri bekleyen çocukların bir hafta sonra babalarının cesetlerinin kasaplar deresinde köpeklere atıldığı haberini aldıklarını işitmediniz mi?… “

 

Bu akşamın geç saatlerinde e mailime baktım, bir gazeteci şu satırları yazmış:

“Merhaba,  PKK’nın çocuk asker kullanması hakkında haber hazırlıyorum.  Çok geniş bir konu.  Taş atan (attırılan) çocukların yanında dağa götürülen ve de ailesinin ulaşmak istediği,  hatta kayıp olan çocukların da işleneceği bir dosya hazırlamak istiyorum.  Bana bu konuda yardımcı olabileceğinizi düşündüm. Sevgiler”

 

Gazeteci hanımefendinin mantığına göre PKK çocuk asker kullanıyor, bu suçtur, çocuk yaşta olan, henüz kendi adına karar verme yetkisine sahip olmayan çocukların eline silah vermek, onları savaştırmak ise insanlık dışıdır!

Silahın dışında taş atan veya  (attırılan) çocuklar da vardır, hanım efendiye göre bunlarda kandırılmış çocuklardır.

Birde kayıp çocuklar var, bunların akıbetini araştıracak, ona göre bu çocuklarda PKK nin elindedir, böylece geniş olan bu konuda bir dosya hazırlamak istiyor ve yardımlarımıza baş vurma niyetindedir.

Ne kadar insancıl bir gazeteci!

Gerçekten Kürt çocuklarına yüreği yanmış! Baksanıza birileri ortalıkta hiç bir sorun yokkken, çıkmış onları asker olarak kullanıyor, eline taş verip polise fırlattırıyor, birde birileri onları kayıp ettiriyor ve hanım efendi bu çocuklara acıyor, bunun için konuya el atıyor!

Kürdistan da ne olup bittiğini bilmeyen, saf, dünyadan habersiz insanlar böyle düşünebilir.

Belki bu zavallı gazetecide böyle birisidir.

Onun için konuyu kendisine anlatmak istiyorum.

Gazeteci hanım, siz otuz yıldan beri Kürdistan’da Türk polisi ve askerlerinin, çocukların anne ve babalarına neler yaptığını biliyor musunuz?

Siz yüzlerce askerin ellerindeki silahlarla bir köyü kuşattığını, erkek kadın ve çocukların hepsini köy meydanına topladıklarını, çocukların babalarını kadın ve çocukların gözleri önünde döverek anadan üryan soyduklarını, erkeklik organına bir ip takarak, çocukların gözleri önünde analarının eline ipin ucunu vererek çektirdiklerini duymadınız mı?

Siz geceleri evlerin basılıp babaların yataktan alınarak, ellerinin arkadan iple bağlanarak  götürülürken ağlayan ve babalarını isteyen çocukları, bir yerlerden okumadız  mı?

Ve siz gidenleri bekleyen çocukların bir hafta sonra babalarının cesetlerinin kasaplar deresinde köpeklere atıldığı haberini aldıklarını işitmediniz mi?
 
O çocuklar babalarını çok güçlü bilirlerdi, kimselerin babalarıyla baş edemeyeceklerine inanırlardı, ama sizin askerleriniz gitti, evleri bastı, babaları çocuklarının gözlerinin önünde dövdü.

Kahramanlarını yıktı, dünyalarını tar ü mar etti. Bununla yetinmedi, çocukların analarını işkence hanelere yolladılar, orada da  çırılçıplak soyarak tecavüz ettiler.

Ya çocukların ablalarının abilerinin başına gelenler?

Araştırın, okuyun, her gün bir toplu mezar ortaya çıkıyor, Hitler sonrası Almanya bile böyle değildi! Kürdistan kırsalının neresine kazma vurulsa, insan kemiklerine değiyor.

İşte bu kemikler ya babaların yada  abilerin kemikleridir. Ya asit bidonlarında yok edilen babalar ve abiler?

Ya ordunun kalorifer dairesinde yakılan babalar? Çocuklar bunları da duymuşlar… Belki de anneleriyle aralarında şöyle diyaloglar geçmiştir..

-Anne, babam artık gelmeyecek mi?

-Bilmem ki oğlum!

-Anne, gözaltında olmadığını sen söyledin, hapishane de de değil, peki ne yaptılar babama?

-Bilmem oğlum!

-Anne, yoksa benim babamı da Remzi’ nin babası gibi askerlerin kazan dairesine mi atılmış?

-Yok öyle bir şey oğlum!

-Anne, vala Erkan abi var ya,  Zeke’nin oğli, o bana dedi, dedi ki; eve gelmeyen babaları var ya! Ya yakıyorlar, ya da asit e atıyorlar..

-Yok oğlum, öyle kötü şeyler düşünme, Allah büyüktür, baban gelir…

Birde Türk polisi ve askerlerinin Kürt çocuklarına kameraların önünde ve karanlık odalarda nasıl işkence yaptıklarının görüntülerini izleyin, öykülerini dinleyin bir, ben bir gün önce Parastın.com sitesinde izledim.

Onlarca polis ellerinde Cop ve sopalarla bir Kürt çocuğu linç ediyorlardı. 

Bu manzaraları izleyince, daha küçük bir çocukken yolunu şaşırıp bizim köyün içine giren bir domuzu, müslüman köylülerin ellerindeki sopalarla vahşice nasıl öldürdüklerini yeniden hatırladım.

Müslüman köylünün domuza karşı kini ile Türk polisinin Kürt çocuğuna karşı olan kini aynıydı.

İşte bayan gazeteci önce bunları öğrensin. Çocukların babalarına bu yapılanların suç olduğunu bir kavrasın.

Analarına yapılanların utanç verici olduğunu düşünsün, çocuklara yapılan bu vahşeti bir görsün.

Ondan sonra düşünsün ve şu soruyu kendine sorsun. Bu çocuklar neden dağa gitti, niye silah aldı? O zaman cevabını çok kolay bulur.

Ben kişi olarak çocukların ellerine silah almasını ve savaşmasını asla istemem. Birleşmiş milletler bile bunu yasaklamıştır. Peki çocuğun gözleri önünde babasına işkence yapılması suç değil mi?

Babasının erkeklik organına ip takılıp annesine çektirilmesi günah değil mi?

Babasının asite atılıp  eritilmesi, kazanlarda odun yerine yakılması suç değil mi?

Bütün bunlara karşı çocuk ne yapsın?

Evde nasıl kalabilsin?

Kalabileceği bir evini bıraktınız mı ki?

Babasını öldürdünüz, anasının ırzını geçtiniz!

Bu çocuk size taş değil gül mü atsın?

Siz yaradana dua edin ki; o çocuklar cahildir

Taş dışında size atacak bir şey bulamıyorlar.

Ya birde bilimi tekniği bilselerdi, ellerinde imkan olsaydı üzerinize atom bombası  atsalardı bile yürekleri soğumazdı.

Türk basını İsrail askerine taş atan çocukları “Arafat’ın Genaralleri” diye manşetlerden düşürmezdi. Ama Kürt çocuğu taş atınca işeler değişirdi.

O Çocuklar bilir neden dağa çıktıklarını, o çocuklar bilir neden boyunlarından büyük silahları taşıdıklarını, o çocuklar bilir neden taşları attıklarını……

Aslında gazeteci de bilir, ama milleti ahmak yerine koymak niyetindedir.

Aşağıdaki linki tıklarsanız dağa çıkan bir kız çocuğu, size anlatır neden dağa çıktığını!

http://www.t24.com.tr/haberdetay/85180.aspx 

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı