Makalelerim

Tunceli de Ergenekon İzi

Selim Çürükkaya / Türkiye nin Cumhurbaşkanı Turgut Özal mart 1993 tarihinde, Bu günkü Irak Cumhurbaşakanı, o günün YNK başkanı Mam Celal, yani Celal Talabani’yi Ankara’ya çağırmış, onunla konuşmuş: demişiti. Mam Celal Şam’a gitmiş, Öcalan ile görüşmüş, ardından ateş kes ilan edilmişiti.

Oysa Türkiye’de Kürtlere karşı savaşı daha da tırmandırmak isteyen ergenekoncular, ateşkesin ilan edilmesine karşı oldukları gibi, Kürtlere karşı yumuşak davranmak isteyenlere, Kürtlere bazı hakları verelim diyenlere karşı harekete geçmişlerdi bile. Ergenekon’un ilk kurbanı Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis oldu.

Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın hem hemşehrisi, hemde onunla çok yakın düşünen biri olarak Kürt sorununun şiddet yoluyla çözülmeyeceğine inanan biriydi. Şiddet dışında başka yöntemlerin bulunması gerektiğini düşünüyordu. Ergenekoncular Özal’ın ekibi içinde yer alan ve Ergenekoncu olmayan bu komutana karşı süikast düzenledi, uçağı düşürülerek öldürüldü. Ve Bu suikaste kaza süsü verildi. Ama kaza olarak kamuoyuna sunalan olayın bir kaza değil, bir tasfiye olduğuna dair belirtiler sonradan açığa çıktı.

 

Turgut Özal’ın Mam Celal aracılığıyla sağladığı ateş kes devam ederken, bu kez kendisi öldürüldü. Orta Asya gezisinden dönünce: demişti. Onun ölümü kalp kırizi olarak kamuoyuna yansıtıldı. Doğru dürüst otopsisi yapılmadı. Alınan kanı kaybedildi. Cumhurbaşkanı köşkünde görevli olan Ergenekon şefi Kemal Yamak’ın himayesinde gömüldü. Böylece Ergenekoncular Kürt sorunu konusunda yumuşak bir politikanın devreye sokulmasına yana olan bu politikanın iki mimarını uygun yöntemlerle ortadan kaldırmışlardı.

Bu önemli iki engeleden kutulan Ergenekoncular 24 Mayıs 1993 tarihinde Bingöl’ de vukuu bulan 33 askerin ölümünü iyi değerledirerek yeni bir süreç başlattılar. Bu süreçte Sadece Kürtler katl edilmeyecekti, Turgut Özal ve Eşref Bitlis ekibinde olan ordudaki subaylar da bir biçimde yok edilecekti.

Eşref Bitlis’ten sonra Ergenekon’un hedef aldığı ilk kişi Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ dı. Bahtiyar Aydın’ın bölge halkına karşı yumuşak davrandığı, operasyonları azalttığı, şiddet yanlısı olmadığı, halk arasında hala söylenmektedir. Ergenekon’un düzenlediği Lice provakasyonu ile oraya çekildi ve Ergenekon tarafından vuruldu. PKK tarafından vurulduğu açıklaması kamuoyuna yansıtıldı. Oysa bu olayın altında PKK nin imzası yoktu.

Bölgede olup bitenleri iyi bilen Cem Ersever, komutanı Eşref Bitlis öldürüldükten sonra, Ergenekon’un karanlık ilşkilerinin bir kısmını kamuoyuna açıklamaya çalışırken susturulmak istemiş, ordudan istifa ederek deşifrasyonu gerçekleştirme hazırlığı içinde iken, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve ekibi tarafından kaçırılarak 04 Kasım 1993 günü infazı gerçekleştirilmiştir.

Cem Ersever’ den sonra sıra Tunceli jandarma Alay komutanı Kazım Çiloğlu’ na gelimiştir. Tunceli esrarengiz bir yerdir. Ergenekonun adamları burada kümelenmiştir. Tunceli Valisi Aslan Yıldırım, Tunceli Alay Komutanı Ahmet Yıldırım aynı ekiptendir. Ve Tunceli alayında asker olmayan bir sürü katil barınmaktadır. Bunlardan biri Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, diğeri Ayhan Çarkın’ dır. Bunun dışında Bozo lakabıyla tanınan TİKKO itirafçısı Yusuf Geyik’ tir. Bu katillerin hem Tunceli Alay Komutanı Ahmet Yıldırım, hemde Tunceli valisi Aslan Yıldırım ile araları çok iyidir. Tunceli’de işlenen bir çok cinayetin altında bu ekibin imzaları vardır. Örneğin Ayten Öztürk cinayeti bu ekibin işidir. Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk meclis araştırma komisyonuna verdiği ifadesinde Tunceli Alay Komutanı Ahmet Yıldırım’ın kendisini ve kızlarını alaya çağırdığını, kızlarını Yeşil’le tanıştırdığını, adreslerini Yeşil’e verdirttiğini söyledi. Bu olaydan hemen sonra memur olan iki kızının Tunceli valisinin yazılı emriyle Tunceli’ den uzak yerlere sürüldüğünü, kızı Ayten kaçırılıp öldürüldükten sonra, yine aynı valinin yazılı talimatıyla evinden çıkarıldığına dair elinde belgeler bulunduğunu basına açıkladı. Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk, Ayhan Çarkın’ın da Tunceli de olduğunu, Alay komutanı Ahmet Yıldırım ve Yeşil ile birlikte çalıştığından emin olduğunu söylemektedir.

 Ayhan Çarkın’ı Tunceli Alay komutanının makamında gördüğünü, hatta bir keresinde Bankada karşılaştıklarını, Çarkın’ın kendisine yanaşarak dağdaki kızından bir haber alıp almadığına dair sorular sorduğunu anlatmaktadır.

Henüz bilmediğimiz bir nedenle ve yine bilmediğimiz bir tarihte Tunceli Alay komutanı Ahmet Yıldırım’ın tayini başka bir yere çıkmıştır. Onun yerine Kazım Çiloğlu alay komutanı olarak atanmıştır. Eşref Bitlis’in ekibinden olan Kazım Çiloğlunun ölüm kararı çok önceleri Ergenekoncular tarafından verilmişti. Aslında O, Eşref Bitlis paşa ile birlikte düşen uçakta öldürülecekti, fakat şansı yaver gitti, annesi hastalandı, uçağa binmedi ve ölümden kıl payı kurtuldu. Bu kurtulma tam olarak bir kurtulma sayılmazdı.Tunceli de kendini Ergenekoncu ekibin tam ortasında buldu. Eski alay komutanı gitmiş, ama ekibi olduğu gibi duruyordu. İşe başladığında bu adamlar dikkatini hemen çekti. Asker kökenli olmayan kişiler, emrindeki yüzbaşılardan, binbaşılardan daha yetikiliydi, hatta onunla konuştuklarında onu bile küçümsüyorlardı. Kısa süre içinde bir önceki Alay komutanının bölgede yarattığı korkunç korkuyu dehşeti ve vahşeti anladı, tüyleri diken diken oldu. Bölgede bir yumuşaklık politikasını uygulamaya koydu. Eski Alay komutanı ayrılmış gitmişti, ama ekibini yönlendiriyordu, onlardan olan bitenler hakkında günlük haber alıyordu. Ergenekon’a dahil olmak istemeyen Çiloğlu boyun eğmedi, bundan dolayı bir önceki alay komutanının ergenekoncu ekibi tarafından 3 Şubat 1994 tarihinde öldürüldü. Olay bir intihar olarak kamuoyuna yansıtıldı. Olay yeri incelemesi yapan Komutan’da ergenekoncuydu. Raporla olay karartıldı. Kimse olayın üzerine gidemedi, olayın muaması çözülmedi. Ama Kazım Çiloğlu öldürüldükten hemen sonra Dersim bölgesinde PKK’nin en önemli komutanı Dr. Baran’ da PKK nin bir iç infazı sonucu öldürüldü. Ne gariptir ki PKK adına yapılan açıklamaya göre’ de Dr. Baran da intihar etmişti.

Bu gün artık daha iyi anlaşılıyorki, Ergenekon ile o günden beri irtibatlı olan Öcalan, Dr.Baran’ın ölümünden hemen sonra yaptığı bir değerlendirmede şunları söylemişti:

Ergenekon Mardin Jandarma Alay komutanı Rıdvan Özdeni de öldürdü. Olayı PKK ile girdiği çatışmada öldürüldü olarak komuoyuna yansıttı. Ama herkes bu gün artık biliyor ki, ne Rıdvan Özden, ne Bahtiyar Aydın PKK tarafından öldürülmemiştir. Turgut Özal kalp kırizi sonucu yaşamını yitirmemiştir. Eşref Bitlis’in uçağı buzlanma sonucu düşmemiştir. Tunceli alay komutanı Kazım Çiloğlu ve PKK nin Dersim bölgesi komutanı Dr. Baran, intihar etmemişlerdir. Ve Tuncelide Ayten Öztürk’ü öldüren, Cem Erseveri ve Kazım Çiloğlunu öldüren ekip aynı ekiptir. Bunlara ulaşmak için Tunceli eski alay komutanı Ahmet Yıldırım ve Tunceli eski valisi Aslan Yıldırım’ın ayak izlerini takip etmek yeterlidir. Çünkü o ayak izleri sizleri katillerın barınağına kadar götürür.


Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı