Makalelerim

Yine Mahmut Şakar

Selim Çürükkaya / Mahmut Şakar „Ateş et demiş” başlığını taşıyan bir makale yazdım.
Bu yazımda yeni keşfettiğim hiçbir şey yoktu.
Çok önceden yazılmış, kimsenin dikkatini çekmemiş
bir haberin üzerine büyüteç tuttum sadece………

Kongre Gelin’in eski yöneticisi Faysal Dunlayıcı, kaleme aldığı makalesinde „Bir Avukat ‘bu kongreden savaş kararı çıkmalıdır’ diye  bir cümle yazmıştı. Bende aynı Kongreye katılan delege Gülnaz Altun’dan avukatın adının Mahmut Şakar olduğunu öğrenmiştim.
Bu haberi bir çağrı halinde yayınladım. Ve bu korkunç durumdan haberi olan, ama susanlara seslendim.

Seslendiğim kesimleri ikiye ayırdım:

Birinci kesime, bildiğiniz bu olayı açıklayın dedim.

İkinci kesime ise susmalarının nedenlerini bildiğimi söyledim.

Benim yazdıklarımı; ya iyi okumayanlar ya da ard niyetlerini dışa vurmak isteyenler, mal bulmuş mağribi gibi saga sola çekiştirdiler.

 

„Çölaşan ve Oktay Ekşi’ye çağrıda bulunuyor ihbar yapıyor” dediler.

Demokrasi kültürüne sahip olmayanların, fikri fikirle çürütme yeteneğinden yoksun olanların bu gibi durumlarda yapabilecekleri iki şeyleri vardır;

Ya vurmak ya da bu düşmandır deyip konuy kapatmaktır.

Oysa gündeme getirdiğim konunun ispiyonculukla yakından ve uzaktan hiçbir ilişkisi yoktur. Tam tersine Kürt halkına yapılan bir Komplonun ardında olan kişi ve kurumları açığa çıkarıp teşhir etmek vardır. Şöyle ki Avukat Mahmut Şakar Nisan Ayında Abdullah Öcalan’la görüşmek için İmralı’ya gitmişti. İmralı adasında yapılan bütün görüşmeleri, Türk devleti izliyordu.

Karşı karşıya oturan Öcalan ve Mahmut Şakar’ın bütün kelimeleri ve yüz mimikleri dahil kamera kaydına geçiyordu.
İşte bu görüşmede ve devlet kameralarının karşısında Abdullah Öcalan Mahmut Şakar’a şunları söylüyordu:

„11 Eylül’e kadar umudum şuydu. Devlet çatışmayı bitirir,
Ecevit hükümetteydi, sonra seçim oldu, AKP’ye 6 aylık bir süre verdim, o dönem ki Başbakana mektup yazdım. Hiçbir ses çıkmadı. Bu ne demektir? Demek ki biz bildiğimizi yapacağız diyorlar. 2003’ün ilk yarısına kadar bekledik, olmadı.
Yapacağım birşey kalmadı. Bundan saldırma anlamı çıkmaz, hayır kendi kararlarıdır. Ben burada gerilla yönetmem. Bunu arkadaşlara da, savcıya da söyleyin. Ben hukuk nedir bilirim. Siyaseti de bilirim. Arkadaşlara söyleyin siz karar verin. Savaşabiliyorsanız savaşın! “

(2004.04.07 Tarihli Görüşme notu www.welatparez.com)

Bu cümleler o gün kayıda geçiyor. Bunun daha öncesi de vardır. Ama benden bunun belgesini istemeyin. Öcalan‘ı idare eden Türk Genel Kurmayının yetkilileri Öcalan’ın avukatlarına konuyu nasıl izah etmesi gerektiğini de hukuki ve politik yönden izah etmişlerdir.

Bu emiri alan Mahmut Şakar devletin bilgisi hatta talimatları doğrultusunda Qandil‘e gitmiş ve „bu kongrede savaş kararı çıkmalıdır” demiştir.

Bu durumdan, Emin Çölaşan‘ın, M.Ali Brand‘ın, Doğu Perinçek’in, Ertuğrul Özkök‘ün, Oktay Ekşi‘nin ve Hasan Cemal‘in, Barolar Birliği’nin ve Adalet bakanlığının haberi vardı. Ve olmuştu.

Bütün bu kişi ve kurumlar susmuştu ve hala susuyorlar. Çünkü bu bir devlet politikasıdır. Ve adını sıraladığım kişi ve kurumlar devletin bu politikasına uyum sağlıyorlar. Ben bu ikincilere „gelin bu oyunu açıklayın, diyecek kadar saf değilim. Ama onaları teşhir etmek, onların gerçek yüzlerini açığa çıkarmak için şu satırları yazdım. Yeniden okunmasını istiyorum:

Türkiye Cumhuriyeti’nin sayın Adalet Bakanı;
Türkiye Barolar Birliğinin üyesi olan ve yasal olarak avukatlık yapan Mahmut ŞAKAR, hükümetinizin yasadışı ve „terörist” olarak değerlendirdiği KONGRE GEL‘in kongresine katılmış ve „savaş” kararı çıkmasını sağlamışsa; yapabileceğiniz yasal bir işlem var mı?

Yapabileceğiniz bir işlem yoksa, nedenleri konusunda kamuoyunu Aydınlatma imkanınız da mı yoktur?
Görüldüğü gibi yukarıdaki satırlarda Türkiye Adalet Bakanlığını tiye almışım. Yani açıkçası onunla dalga geçmişim.  Mahmut Şakar devrimci veya yurtsever bir avukat olmuş olsaydı, Abdullah Öcalan’da Türk Genel Kurmayının kendisine dikte ettirdiği görüşleri değilde; Kürt halkının çıkarları için politika yapmış olsaydı. Öcalan’ın sarf ettiği o sözler, sarf edildiği anda onları taşımaya çalışan Şakar Adalet Bakanının talimatıyla derhal tutuklanır, Türk Ceza Kanununun 168/1 maddesinden yagılanır, en az yirmi yıl hapis cezasına çarptırılırdı.

Durum bilindiği gibi olduğundan. Adalet Bakanı hukuka bağlı bir insan olsa bile suskun kalır. Bu oyunu Türk Genel Kurmayı tezgahladığı için, sivil bir hükümetin adalet bakanının yasal işleme baş vurması, (Genel Kurmaydan gizli bir emir gelmediği müddetçe) mümkün değildir. Ve demokrasi adına öylesine utanç verici bir durumdur ki Adalet Bakanı neden susmak zorunda olduğunu kamuoyuna açıklama yapma yetkisine bile sahip değildir! Eğer Öcalan Kürt halkının çıkarı için politika yapmış olsaydı ve Türk Genel Kumayını dilemeseydi.

Bu haliyle Mahmut SAKAR’a „Savaşabiliyorsanız savaşın” dediğinde, Şakar bu emri Qandil‘deki toplantıda „Bu kongrede savaş kararı çıkmalıdır” biçiminde dile getirdikten sonra çatışmalarda yüzlerce insan hayatını yitirseydi.

Ne yapardı Emin Çölaşan?

Ne yazardı Oktay Ekşi?

Ne Söylerdi Doğu Perinçek?

Ne Yorumlar dizerdi M.Ali Birand?

Nasıl Düşünürdü Hasan Cemal?

Muhtemelen Çölaşan:

“Sayın okuyucular, örgütler artık hapishanelerden yönetiliyor, savaş kararları oradan veriliyor, Şamı İmralı’ya taşımışız, Avukatları bölücü başına kurye yapmışız, savaş kararı imralıdan verildi, devletin yetkilileri bu emri taşıyan avukatları gemi ile taşıdı” diye makalesine başlayacaktı.
Hasan Cemal hemen adaya koşar, ada yetkilisi generalle röportaj yapmak isterdi. Fakat ne yazik ki görevden alınan ve akibeti hakkında bilgi alınamayan general haberini üstü kapalı yazmak zorunda kalacaktı.

Mehmet Ali Brand CNN Türkte konuşmasına şu cümlelerle başlayabilirdi:

Sayın seyirciler, biraz sonra İmralı adasında tutuklu olan bölücü başınınn avukatlarına verdiği “savaşı başlatsınlar” talimatınınn cezaevi kamerasıyla çekilen görüntüerini yayınlayacağız”

Oktay Ekşi makalesine şu satırlarla başlardı:

“Bundan sonra Türkiye´de eksik demokrasi vardır diyenlerin yüzüne nazikçe tükürmemiz gerekiyor! Hangi demokratik ülkenin hapishanelerinden Terörist örgütler içerden yönetilebiliyor?nHangi demokratik ülkede o ülkenin barolarına üye olan Avukatlar, terör örgütlerinin gizli kongrelerine katılıp savaş kararları aldırtabiliyor?” 

Doğu Perinçek „İmralı adasına atanan bütün subaylar Amerikancıydı. Amarika kendi işbirlikçisi subayları aracılığıyla ülkemizde savaş çıkartmak istemiş, Şakar denilen CIA ajanı avukatıda uzun süreden beri yetiştirmişti” diyebilirdi.

Ama görüyorsunuz ki; Tıss yok!

Çünkü orkestra şefi böyle buyurmuş! “Türkiye Basınının mümtaz kalemleri; Ülkenizde Barolar Birliği’nin üyesi Avukat Mahmut ŞAKAR Kandil (Qandîl) Dağı’nda bir kongreye katılarak orada savaş kararı aldırtmışsa! Siz bundan habersiz olamazsınız!” Sayın Fikret Bila, Sayın Hasan CEMAL, Sayın Emin ÇÖLAŞAN, Sayın Mehmet Ali BİRAND, Sayın Doğu Perinçek, Sayın Oktay Ekşi, Sayın Ertuğrul Özkök ve Sayın Ali Kırca! Sizin kulaklarınız delik, çok iyi biliyorum, suskunluğunuzun nedenlerini ne zaman öğreneceğiz?
Burada gelin açıklama yapın demedim.

„Suskunluğunuzun nedenini ne zaman öğreneceğiz?” diye sordum.

Çünkü biliyorum ki bu adamlar beş veya on yıl sonra anılarını yazacaklar ve diyecekler ki; Devletimiz Abdullah Öcalan‘ı kullanıyordu, hukuk dışı çok şeyler oldu. Biz haberdardık. Ama böyle durumlarda ülkenin birliği ve beraberliği için susmak gerekiyordu.

Son satırları yine tekrarlıyorum:

Burada Kürt Türk, gazeteci, politikacı herkese çağrıda bulunuyorum:

„Gelin bu oyunu birlikte bozalım!”

Ama devletin kulu gazeteci ve politikacılara bu çağrıyı yapmıyorum. Çağrı yaptığım birinci kesime gelince;
Bunlar, Osman Öcalan, Nizamettin Taş, Kani Yılmaz ve İnsan hakları derneği yöneticileridir. Eğer bunlarda susarlarsa;
Oktay Ekşi ve Emin Çölaşan hangi gerekçelerden dolayı susmaya devam ederlerse; bunlarda aynı gerekçelerden dolayı susuyorlar derim!

 

10.3.2005

 

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı