Makalelerim

Kardeşimin davası

Selim Çürükkaya / Türk devletinin istemi üzerine Kardeşim Sait Çürükkaya
30.9.2004 günü Hamburg’da Alman güvenlik güçleri tarafından
gözaltına alınarak Bremen’e götürüldü;
burada nöbetçi bir hakim tarafından tutuklanarak cezaevine konuldu……..
Bundan sonra ne olacak? Asıl kavga bundan sonra başlayacak!

Bremen‘de kurulacak mahkeme kimlerin terörist olduğuna karar verebilecek bir güce ve insiyatife sahipse; biz hakimler karşısına çıkmaya hazırız. Zaten  uzun süreden beri böyle bir mahkeme arıyorduk! Kürt halkının şahsında kardeşim Sait Çürükkaya ve Türk devleti bu mahkeme tarafından yargılanmalıdır ve gerçekten hangi taraf terörist ise bu mahkeme karar vermelidir.

 

 

Türk devletinin kardeşim hakkında hazırlayıp gönderdiği dosyayı inceledim. Bu dosya, elle tutulur hiç bir delil içermemektedir. Birinci delil, Özgür Politika gazetesinde yayınlanan „Kösül Çetesi” başlıklı yazıdır. Bu yazının baştan sona düzmece ve yalanlardan ibaret olduğu dört yıllık zaman zarfında anlaşıldı.Kardeşim ve o yazıda adları anılan kişilerden hiç birisinin bir çeteye mensup olmadıkları, tam aksine o­nları çete olarak damgalamaya kalkışan Öcalan ve şebekesinin bir çete olduğu, Kürtlerin haklı, meşru mücadelelerini terörize etmek için kullanılan bir çete oldukları anlaşılmıştır.

 

Bu çete 1990’dan sonra Türkiye ve Suriye tarafından kullanılarak, özellikle Avrupa’da şiddet eylemleri yaptırıldı ve böylece Kürt halk hareketi “terörist” olarak damgalandı. Bugün, bu çete Türk Genel Kurmayı tarafından aynı amaçla kullanılmaktadır. Kösül Çetesi yazısının kardeşimin davasında belge olarak kullanılması, bize „davulcunun yalancısı zurnacıdır” atasözünü hatırlatıyor.

Kardeşimle ilgili ileri sürülen diğer deliller, değişik yerlerde gözaltına alınan sanıkların poliste “verdikleri!” ifadelerdir. Türk polisinde gözaltına alınan kişilerin ifadelerinin nasıl alındığını bilmeyenler var mı? Bilemiyorum! Ama orada “İsayı ben çarmıha gerdim” diyen insanlara bile rastlamış biri olarak diyorum ki; Poliste yazdırtılan ifadeler, Türk mahkemelerinde bile delil olarak artık kabul görmüyor.

Buna rağmen Türk devleti nasıl kardeşimi Alman devletinden istedi ve Alman devleti niye kardeşimi tutukladı?
Asıl mesele buradadır ve bu da siyasi bir sorundur! Tarihe uzanmaya hiç gerek yoktur. Türkiye devleti bizim topraklarımızı işgal etmiştir. Dilimizi yasaklamıştır, kültürümüzü yok etmeye çalışmıştır. Ülkemizi sömürge olarak kullanmıştır. Dağlarımızın, nehirlerimizin, vadilerimizin insanlarımızın Kurmancî, Zazakî isimlerini değiştirmiştir. Geleneklerimizi göreneklerimizi horlamıştır. Ve biz buna itiraz etmişizdir. Silahla üzerimize gelmiş, baskı zulüm yapmıştır bize. Nerede baskı ve zulüm yapılmıştır diye soranlara açık örnekler vereceğiz. D.Bakır Cezaevi’nde yapılan zulüm yaklaşık otuzbin Kürde yapılmıştır. Yalnız orada yatan PKK      liler değil, bir halktır orada tutsak edilen. Ve sömürge ülkelerde yapılan vahşetlerin aynısı burada Kürt halkına yapılmıştır. Orada Kürt halkına bok yedirilmiştir! Orada yüzlerce kişinin makatına cop sokulmuştur. Orada yüzlerce erkek tutuklu tecavüze uğramıştır. Orada baba oğulun, oğul babanın erkeklik organını çekerek havalandırmada dolanmıştır. Orada Kürtlere fare yedirilmiştir. Orada insanlara kıçtan cigara içirilmiştir. 

 

Ve 1984 tarihinden sonra bu işkence yöntemleri.  Kürdistan‘ın bütün köylerine taşınmıştır. Bu muameleye, bu şerefsizliğe, bu vahşete karşı çıkmak gerekmiyor muydu? Bunlara karşı çıkmak teröristlik mi? Hangi kitapta, hangi yasada, hangi dinde, hangi felsefede bu yazıyor? Benim kardeşim böyle bir ortamda böyle şerefsiz bir düzene başkaldırmak zorunda kaldı! Eğer kardeşimin vahşete başkaldırması suçsa, Kürdistan’da 3000 köyü boşaltanların hiç mi suçu yoktur?

 

Kürdistan’daki bütün gür ormanları yakanların, kadınların ırzına geçenlerin, o­nbine yakın sivil, 40 bine yakın insanı öldürenlerin, iki milyon insanı Avrupa‘ya göçmen olarak gönderenlerin hiç mi bir suçu yok? Ve hele Kürtleri öldüren silahları Türk devletine hibe olarak verenlerin de mi hiç suçları yoktur?

 

Devlet olunca bütün katliamları, canilikleri, vahşilikleri her türlü terörizmi yapabiliyorsun demek! Ve üstelik terörizmine karşı çıkanlara terörist damgasını da vurabiliyorsun? Ve bir ulusun varlığını inkar da edebiliyorsun; o ulusun haklarını da gasp edebiliyorsun! Ve senin caniliklerine karşı çıkanları hangi ülkeye giderlerse orada o­nların yakasına yapışabiliyorsun! Eğer varsa bu güneşin altında adalet diye bir şey, eğer varsa adil hakimler, eğer varsa mazlumların hakkını veren yasalar, eğer varsa vicdanlar, o­nların karşısında biz Bremen mahkemesinde yargılanmaya hazırız!

 

Ve bu mahkemede biz bize ve halkımıza yapılan bütün zulümleri, katliamları nedenleriyle birlikte izah edeceğiz.
Ve mazlumların sesini bir kez daha dünyanın vicdanlı kulaklarına ulaştıracağız.

Güçlü olanların her zaman haklı olmadıklarını herkese göstereceğiz.

 

03.10.2004

 

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı