Kitap YorumlarıMakalelerim

Kafdağındaki Filozof Ve Çürükkaya

Selim Çürükkaya’nın Felsefesi: İktidar, Özgürlük, İnsan ve Hakikat

Giriş

Selim Çürükkaya’nın yazarlık serüveni yalnızca bir siyasal dönem tanıklığı olarak okunamaz. Onun eserlerinde tarih, siyaset, insan, iktidar, özgürlük, ölüm, ahlak ve hakikat gibi kavramlar sürekli birbirine bağlanır.

Bu düşünsel çizginin en dikkat çekici örneklerinden biri Kafdağı’ndaki Filozoftur. Kitap, 2024’te yayımlanan ilk baskısından sonra 2025’te yeni baskılarla yayımlanmıştır. Google Books’taki 2025 baskısı 174 sayfa olarak kayıtlıdır ve “Political Science / Essays” kategorisinde yer alır. Eserin tanıtımında Asur Sarayı’nın yakılması, Dahak’ın ölümü ve “özgürlük ateşi” özellikle öne çıkar. (Google Books⁠)

Bu nedenle Kafdağı’ndaki Filozof, teknik anlamda akademik bir felsefe kitabı olmaktan çok, tarih, mitoloji, siyaset ve felsefenin edebî bir anlatı içinde birleştiği bir eser olarak değerlendirilebilir. Kitap üzerine yapılan değerlendirmelerde de eser, “tarihsel, kültürel ve felsefi bir muhasebe” olarak nitelendirilmiştir. (Madiya⁠)

  1. Çürükkaya’nın düşüncesindeki temel mesele: İnsan nasıl özgürleşir?

Çürükkaya’nın düşünsel dünyasının merkezine bir soru yerleştirilebilir:

İnsan kendisine dayatılan kaderi kabul etmek zorunda mıdır?

Kafdağı’ndaki Filozofta Asur Sarayı’nın ateşe verilmesi ve bu ateşin Mezopotamya’ya yayılması yalnızca tarihsel bir olay gibi anlatılmaz. Ateş, aynı zamanda özgürleşmenin sembolüdür.

Dahak’ın ölümünden sonra Asur askeri karargâhlarının dağılması ve karakterlerin “özgürlük ateşi”ni izlemesi, siyasal iktidarın yıkılışını insanın özgürlüğüyle ilişkilendirir. (Google Books⁠)

Buradan şu düşünce çıkar:

Özgürlük, iktidarın lütfu değildir; insanın kendi iradesiyle kazandığı bir durumdur.

Bu bakımdan Çürükkaya’nın düşüncesi pasif insan anlayışını reddeder. İnsan yalnızca tarihin nesnesi değildir; gerektiğinde tarihin öznesi olabilir.

  1. İktidar ve Dahak

Kitabın girişinde Dahak “zalim” olarak tanımlanır. Dolayısıyla Dahak yalnızca belirli bir tarihsel veya mitolojik kişilik değildir.

Dahak’ı, sınırsızlaşmış iktidarın sembolü olarak okumak mümkündür.

Burada temel karşıtlık şöyledir:

Dahak → iktidar, korku, zulüm ve itaat

Kawa/direnen insan → özgürlük, irade ve başkaldırı

Bu karşıtlık Çürükkaya’nın daha önceki eserleriyle birlikte düşünüldüğünde daha da anlamlı hale gelir.

Örneğin Apo’nun Ayetleri iktidarın bir hareketin kendi içindeki biçimini sorgularken, 12 Eylül Karanlığında Diyarbakır Şafağı devlet şiddetinin insan üzerindeki etkisini anlatır.

Kafdağı’ndaki Filozof ise aynı sorunu daha eski bir tarihsel ve mitolojik düzleme taşır:

İktidar neden insanı kendisine boyun eğdirmek ister?

Ve daha önemlisi:

İnsan neden boyun eğer?

  1. Özgürlük yalnızca siyasal değil, zihinseldir

Çürükkaya’nın düşüncesinde özgürlüğü yalnızca bir devletin kurulması veya siyasal bir statünün kazanılması olarak değerlendirmek yetersiz kalır.

Bir insan korkudan kurtulmadan özgürleşmiş sayılmaz.

Bir insan düşüncelerini sorgulamadan özgürleşmiş sayılmaz.

Bir insan kendisine anlatılan “hakikatleri” sınamadan özgürleşmiş sayılmaz.

Bu nedenle Çürükkaya’nın özgürlük anlayışının iki boyutu vardır:

Dışsal özgürlük: Zulüm ve baskıdan kurtulmak.

İçsel özgürlük: Korkudan, dogmadan ve sorgulamamaktan kurtulmak.

Bu ikinci boyut, “filozof” kavramını önemli hale getirir.

Çünkü filozof, hazır cevapları kabul etmeyen insandır.

  1. Filozof neden Kafdağı’ndadır?

Kitabın başlığı aslında başlı başına felsefi bir metafordur:

Kafdağı’ndaki Filozof.

Kafdağı, ulaşılması güç ve sırlarla çevrili bir mekân olarak düşünülür.

Filozofun orada bulunması, onun toplumdan kaçtığı anlamına gelmek zorunda değildir. Tam tersine, dünyayı daha geniş bir perspektiften görebilmek için yükselmesi anlamına gelebilir.

Bu açıdan Kafdağı:

Hakikati aramanın zirvesidir.

Filozof ise:

O zirveye çıkıp aşağıdaki dünyayı sorgulayan insandır.

Bu nedenle kitapta “filozof” kavramı akademik bir meslekten ziyade bir zihinsel tutum olarak okunabilir.

  1. Zerdüşt ve hakikat problemi

Eserin anahtar kelimelerinde Zerdeşt, Avesta, Ahura Mazda ve Ehrimen gibi kavramların bulunması tesadüf değildir. (Google Books⁠)

Zerdüştî düşüncenin iyilik-kötülük, ışık-karanlık ve hakikat-yalan karşıtlıkları, Çürükkaya’nın anlatısına güçlü bir sembolik zemin sağlar.

Burada:

Işık → hakikat

Karanlık → yalan ve zulüm

Ateş → arınma, bilinç ve özgürlük

şeklinde bir sembolik yapı ortaya çıkar.

Bu nedenle romandaki ateşi yalnızca fiziksel bir yangın olarak değerlendirmek eksik olur.

Ateş aynı zamanda insanın karanlıktan çıkma arzusudur.

  1. Kawa’nın felsefi anlamı

Kawa figürü Kürt kültüründe yalnızca bir kahraman değildir.

Kawa’nın asıl önemi, zulme karşı çıkma iradesini temsil etmesidir.

Bu nedenle Kawa’yı Çürükkaya’nın düşüncesinde şöyle yorumlamak mümkündür:

Kawa, insanın “artık yeter” diyebilme yeteneğidir.

Bu “yeter” sözü aslında felsefi bir eylemdir.

Çünkü insan, kendisine dayatılan düzeni doğal ve değişmez kabul etmeyi bıraktığı anda düşünmeye başlar.

Dolayısıyla:

Sorgulama → bilinç → irade → direniş → özgürlük

şeklinde bir düşünsel zincir kurulabilir.

  1. Kader ve insan iradesi

Kafdağı’ndaki Filozof üzerine yapılan eleştirilerde özellikle insanın iradesi ile kaderi arasındaki çatışmaya dikkat çekilmektedir. (Madiya⁠)

Bu, Çürükkaya’nın düşüncesindeki en önemli felsefi sorunlardan biridir.

Eğer insan kaderinin tamamen kurbanıysa, özgürlüğün anlamı kalmaz.

Fakat insan kaderini değiştirebiliyorsa tarih değiştirilebilir.

Çürükkaya’nın anlatısında ikinci görüş ağır basmaktadır:

Tarih insanı belirler; fakat insan da tarihi değiştirebilir.

Bu nedenle onun düşüncesi katı bir kaderciliğe değil, insan iradesine dayanır.

  1. Tarih neden sürekli geri dönüyor?

Çürükkaya’nın eserlerinde tarih yalnızca geçmişi anlatmak için kullanılmaz.

Geçmiş, bugünü anlamanın aracıdır.

Asur’un zulmü ile modern çağın siyasal baskıları arasında doğrudan tarihsel özdeşlik kurmak doğru olmayabilir. Fakat yazar, farklı dönemlerde ortaya çıkan ortak bir mekanizmaya dikkat çeker:

İktidar → korku → itaat → direnme → özgürlük

Bu döngü tarih boyunca farklı biçimlerde ortaya çıkabilir.

Bu açıdan tarih, Çürükkaya için bir arşiv değil, insan davranışının laboratuvarıdır.

  1. Kürt tarihine bakış

Kitap üzerine yapılan değerlendirmeler eseri Kürt halkının tarihsel ve kültürel serüveniyle ilişkilendiriyor; Firdevsî’nin Şehnamesi, Zerdüştî gelenek ve Sasani dönemine ilişkin anlatıların eserde önemli yer tuttuğu belirtiliyor. (Madiya⁠)

Burada önemli bir mesele ortaya çıkıyor:

Tarih kimin tarafından yazılır?

Çürükkaya’nın anlatısında unutulmuş veya bastırılmış geçmişin yeniden aranması, aynı zamanda kimliğin yeniden kurulmasıdır.

Bu nedenle tarih yazmak yalnızca geçmişi anlatmak değildir.

Tarih yazmak, hafızayı yeniden kurmaktır.

Hafızasını kaybeden toplumun kendi kimliği üzerinde söz söyleme gücü de zayıflar.

  1. Mitoloji neden kullanılıyor?

Çürükkaya’nın mitolojiye başvurması, tarihsel kanıt ile mitolojik anlatının aynı şey olduğu anlamına gelmez.

Burada mitoloji başka bir işlev görür:

Mitoloji, toplumların kendileri hakkında oluşturdukları büyük anlatıdır.

Kawa, Dahak, Zerdüşt ve Kafdağı bu nedenle yalnızca geçmişe ait karakterler değildir.

Onlar bugünün insanının da kendisini sorgulamasına yarayan sembollerdir.

Bu açıdan Kafdağı’ndaki Filozof, mitolojiyi bir düşünme aracına dönüştürmektedir.

  1. İnsan anlayışı

Çürükkaya’nın ortaya çıkan insan anlayışı oldukça mücadelecidir.

İnsan:

  • acı çeker,
  • korkar,
  • yanılır,
  • yalnız kalır,
  • fakat yeniden ayağa kalkabilir.

Burada insanın değeri kusursuz olmasından değil, yeniden başlayabilme yeteneğinden kaynaklanır.

Bu nedenle umut da kitabın önemli kavramlarından biridir.

Umut, pasif bir bekleyiş değildir.

Umut, geleceğin bugünden farklı olabileceğine inanma iradesidir.

  1. Ahlak anlayışı

Çürükkaya’nın düşüncesindeki ahlakın merkezinde soyut kurallar listesinden çok insanın zulüm karşısındaki tutumu vardır.

Burada temel soru şudur:

Zulüm karşısında tarafsız kalınabilir mi?

Eğer insan hakikati görüyorsa ve zulmü biliyorsa, sessizlik de ahlaki bir tercih haline gelir.

Bu bakımdan Susmak Ölmektir başlığıyla birlikte düşünüldüğünde, Çürükkaya’nın ahlak anlayışında tanıklık etmek ve konuşmak özel bir yere sahip görünür.

Konuşmak yalnızca iletişim değildir.

Konuşmak, insanın kendi varlığını savunmasıdır.

  1. Çürükkaya’nın düşünsel yolculuğu

Çürükkaya’nın kitaplarını kronolojik bir düşünce çizgisi içinde okumak oldukça ilginç sonuçlar verebilir.

Birinci dönem: Tanıklık

12 Eylül Karanlığında Diyarbakır Şafağı gibi eserlerde merkezde yaşanmış tarih vardır.

Soru:

“Bize ne yapıldı?”

İkinci dönem: İktidarın sorgulanması

Apo’nun Ayetleri ile iktidarın yalnızca devlet içinde değil, devrimci örgütlerin ve liderlik ilişkilerinin içinde de ortaya çıkabileceği sorgulanır.

Soru:

“İktidar adına yola çıkanlar iktidara geldiklerinde neye dönüşür?”

Üçüncü dönem: İnsan ve özgürlük

Kafdağı’ndaki Filozof ile soru daha geriye taşınır:

“İktidar neden vardır, insan neden boyun eğer ve özgürlük nereden doğar?”

Bu açıdan Kafdağı’ndaki Filozof, Çürükkaya’nın düşüncesinin daha evrensel bir düzleme taşındığı eser olarak okunabilir.

  1. Çürükkaya bir filozof mudur?

Burada dikkatli olmak gerekir.

Akademik anlamda Çürükkaya’nın sistematik bir felsefe okulu kurduğunu veya belirli bir felsefi sistem ortaya koyduğunu söylemek için yeterli dayanak yoktur.

Fakat bu, eserlerinde felsefi düşünce olmadığı anlamına gelmez.

Tam tersine, eserlerinin temelinde sürekli felsefi sorular bulunmaktadır:

İnsan nedir?

Özgürlük nedir?

İktidar neden insanı yönetmek ister?

İnsan neden zulme boyun eğer?

Hakikat nedir?

Tarih değiştirilebilir mi?

Kader ile irade arasındaki ilişki nedir?

İnsan kötülük karşısında nasıl davranmalıdır?

Bunların tamamı felsefenin temel sorularıdır.

Dolayısıyla daha doğru ifade şudur:

Selim Çürükkaya, akademik bir filozof olmaktan ziyade, eserlerinde felsefi problemler üreten ve bunları tarih, siyaset, mitoloji ve edebiyat aracılığıyla tartışan bir yazardır.

  1. Çürükkaya’nın felsefesini beş kavramla özetlersek
  2. Özgürlük

İnsanın kendisine dayatılan kaderi reddedebilmesidir.

  1. Hakikat

İktidarın ve dogmanın söylediğini olduğu gibi kabul etmemektir.

  1. İrade

İnsanın tarihi değiştirebileceğine inanmasıdır.

  1. Direniş

Zulüm karşısında insanlığını koruma eylemidir.

  1. Hafıza

Geçmişi hatırlayarak geleceği yeniden kurabilme yeteneğidir.

Sonuç

Selim Çürükkaya’nın düşünsel dünyasına bakıldığında karşımıza klasik anlamda sistematik bir felsefe değil, yaşanmışlıkların, siyasal mücadelelerin, tarihsel hafızanın ve mitolojik anlatıların içinden gelişen bir düşünce dünyası çıkar.

Kafdağı’ndaki Filozof bu dünyanın en yoğun örneklerinden biridir.

Kitabın Asur Sarayı’nın yanmasıyla başlayan anlatısı aslında yalnızca bir imparatorluğun çöküşünü anlatmaz. Ateş burada daha büyük bir düşüncenin sembolüdür:

Karanlık ne kadar güçlü olursa olsun, insanın özgürlük arzusu tamamen yok edilemez.

Dahak ölebilir.

İmparatorluklar yıkılabilir.

Korku düzenleri sona erebilir.

Fakat bunların gerçekleşmesi için insanın önce kendi içindeki korkuyu yenmesi gerekir.

İşte Çürükkaya’nın düşüncesinin en güçlü tarafı burada ortaya çıkar:

Özgürlük önce insanın zihninde başlar.

Kafdağı’ndaki filozof da bu nedenle yalnızca bir roman karakteri değil, insanın kendisini, tarihini ve kaderini sorgulama halidir.

Bu açıdan Selim Çürükkaya’nın eserleri birlikte okunduğunda şu temel düşünsel çizgi ortaya çıkmaktadır:

İnsan → sorgular → hakikati arar → korkuyu aşar → irade kazanır → direnebilir → özgürleşebilir.

Bu çizgi, Çürükkaya’nın yazarlığını yalnızca siyasal tanıklık alanından çıkarıp özgürlük, iktidar, insan ve hakikat üzerine düşünsel bir edebiyat alanına taşımaktadır.

Kaynak notu

Bu incelemede özellikle Kafdağı’ndaki Filozofun bibliyografik kaydı ve tanıtım metni ile eser üzerine yayımlanmış değerlendirmeler esas alınmıştır. Google Books, 2025 baskısını 174 sayfa ve epubli yayınevinden gösterirken; başka kataloglarda 2024 tarihli 112 sayfalık ve 2025 tarihli 296 sayfalık baskılar da kayıtlıdır. Bu nedenle farklı sayfa sayıları farklı baskılardan kaynaklanmaktadır. (Google Books⁠)

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu