Güncel

Dağ ve Ada dan Yönetilmek

Selim Çürükkaya / Bir haftadan beridir Kürdistan kamuoyunda bir konu tartışılıyor. Güneybatı Kürdistan’da Amerika, Fransa heyetlerinin içinde yer aldığı bir ekip, ENKS ile QSD’yi bir araya getirmeye çalışıyor.

Öncelikle ENKS ile QSD nin ne olduklarını, neden birbirlerinden ayrı olduklarını, neden bir araya gelmek veya gelmemek istemediklerini / istediklerini izah etmem lazım.

ENKS (SURİYE KÜRT ULUSAL KONSEYİ)

Güneybatı Kürdistan’da çok sayıda Kürt örgütünün bir araya gelmesi ile oluşmuş bir yapıdır. Suriye’de İç ayaklanma başlayınca, Esad Rejiminin güçleri Güney Batı Kürdistan’dan çekildi. PKK’nin Suriye kolu PYD , rejimin de desteği ile bölgeye hakim olmaya başladı.

 İŞİD le savaşan PYD, kendi dışındaki diğer bütün Kürt örgütlerini tasfiye etti. Tasfiye etmekle yetinmedi, “bunlar Türk rejiminin yanlılarıdırlar” diyerek bütün örgütlerin bürolarını kapattı, taraftarlarını da ülkeden kovdu.

Duhok ve Erbil’e göç etmek zorunda kalan bu örgütlerin taraftarları, adını yukarıda verdiğim konseyde bir ara geldiler.  Bir yanda gençlerini ROJ Peşmergeleri adı altında Güney Kürdistan’da eğittiler, diğer yandan diplomatik çalışmaları yürüttüler.

PYD bu yapıyı Türk Rejiminin yanlısı olarak lanse etti. Bu görüşe karşı ENKS: “Türkiye – Suriye Kürtlerine karşı değil, PKK ve PYD ye karşıdır” diyerek Ankara’da diplomatik bürosunu açtı. PYD, hem Suriye, hem de İran rejimi yanlılığını görmek istemiyordu. Aslında ESNK de PYD nin İran rejiminin yanlısı olduğunu söylüyordu.

Bu konunun daha iyi anlaşılması için QSD’nin (Demokratik Suriye Güçleri)  nasıl oluştuğunu izah etmem lazım. PKK nın 1981 Yıllarından beri Güney Kürdistan’da Kürtler içinde siyasi çalışması vardı. Abdullah Öcalan 1999 yılında Suriye’den ayrılmadan önce, PYD nın temellerini atmış, kurulan yeni partinin başına Suriye El Muhaberat’ının Kürt Masası Şefi Mervan Zikri’yi getirmişti.

PYD Suriye’deki iç isyanla birlikte, İran Irak, Suriye cephesinde yer almış ve Güneybatı Kürdistan topraklarında egemen olmuştu. İŞİD’de karşı savaşta ABD ve müttefik güçlerinin de desteğini alınca, kendi dümen suyunda olan irili ufaklı, pek çok örgütle bir araya gelerek QSD’yi oluşturdu.

İşte bu QSD’ye göre ENKS Türk devletinin yanlısıdır. ESNK’ye göre ise, QSD İran rejimi yanlısıdır. Aslında her iki taraf da biraz doğru söylemektedir. Yani birbirlerini suçlamıyorlar, maalesef İran ve Türkiye Kürtlerin ulusal bir temelde birleşmemesi için, her birisi bir tarafa el atmıştır. ENKS içinde Türkiye yanlısı bir damar vardır.

 ABD ve Müttefik Güçler, hatta Rusya, Güneybatı Kürt’lerinin birlikte hareket etmelerini istemektedir. Ama Türkiye, İran Suriye, hatta Irak bu durumdan rahatsızdır.

Bu rahatsızlıklarını nasıl dile getiriyorlar?

Ona bakalım; Türkiye açıkça “Biz sınırlarımızda bir Kürt oluşumunu istemiyoruz ve böyle bir oluşumu savaş nedeni sayıyoruz” diyor. Kontrolü altındaki Öcalan’ın kullanıyor, Öcalan’ın temsilci Sabri Ok’u sahada tutuyor.

İran ise, kontrol altında tuttuğu Qandil aracıyla müdahalesini yapıyor.
Geçenlerde PKK basınından sorumlu olan Avukat Ferda Çetin bu konuyla ilgili bazı makaleler yazdı. Fransa ile ABD’nin ENKS ile QSD yi bir araya getirme çabalarından rahatsızdır.

Niye rahatsız, biliyor musunuz?

Diyor ki PKK, (onun deyimi ile KNK 31 örgütten müteşekkildir) KDP ve YNK ile bir Kürt kongresi toplamak istedi, neden Amerika ile Fransa buna destek olmadı?

Tabi ona göre PKK bütün Kürt Örgütlerini ve partilerini bir araya toplamak isteyince, karşılık bulmadı, Güneybatı Kürdistan’da ABD ile Fransa’nın Kürt Örgütleri arasında birliği gündeme getirmeye çalışması ise samimiyetsizliktir.

Ferda Avukat ’tır, ama hukuk bilgisini kullanmak istemiyor. Bir kere KDP ile YNK, Güney Kürdistan’da Irak anayasasına ve Kürdistan Federasyonun anayasasına göre resmi ve meşru partilerdir. Her iki parti Güney Kürdistan da Koalisyon hükümetin de yer almaktadır. Güney Kürdistan Federasyonu Birleşmiş Milletler ve bütün dünya devletleri tarafından tanınmaktadır.

PKK illegal bir partidir. Dünya’nın hiçbir devleti veya birleşmiş milletler tarafından tanınmamaktadır. Başka bir deyimle bütün uluslararası kurum ve kuruluşlar, Avrupa ve Amerika tarafından “terörist” bir örgüt olarak bilinmektedir. PKK siyasi partilerin hiçbir kuralına uymaz:
 Kendi içinde eleştiriye açık değildir.
Görüşlerine uymayan üyelerini öldürür.
Onları mezara koymaz.
Egemen olduğu alanlarda başka düşüncede olan hiçbir partiye hayat hakkı tanımaz.
Tartışmasız bir biçimde demokrasi düşmanıdır.
Kürtlerin Birliğini isterim” maskesi altından Kürtlerin Birliğini bozacak şekilde kodlanmıştır. Anti demokratik ve sömürgeci yapıya sahip bölge devletlerinin kontrol ederek kullandığı bir özelliktedir.
Kuzey Kürdistanı kendi siyaseti ve pratiği ile harabe duruma getirmiştir.
Doğu Kürdistan’ı İran’a teslim etmiştir.
Güney Kürdistan federasyonuna ait bazı alanları zorla alarak, köylüleri göçe zorlayarak bu alanları önce askeri ve yasak bölge ilan etmiş, ardından Türk devletinin işgal güçlerinin yerleşmesine gerekçe ve zemin hazırlamıştır.

 Bu özellikte ve yapıda olan bir parti ile Güney Federasyonu hükümetini oluşturan partilerin bir kongrede veya meşru bir organizasyonda yer alması mümkün değildir. PKK yı hiçbir hükümet meşru göremezken, güney Kürdistan federasyonunun onu meşru görmesi imkansızdır. PKK istihbarat örgütlerinin görüştüğü, hükümetlerin görüşmeden kaçındığı “lanetli” bir yapıdır.


 Ferda Çetin’in öncelikle bu konuların üzerinde düşünmesini istiyorum. Kendisi çok iyi bilmelidir ki Suriye Kürt’lerinin bir statüye kavuşabilmeleri için “Ada” ve “Dağ’ı aşmaları gerekiyor. Şu anda bir “Ada” ile bir “Dağ’dan idare edilmektedirler. “Ada” Türkiye Cumhuriyeti, “Dağ” ise İran ile özdeştir.

QSD ne kadar Qandil’in egemenliğindedir?
 Suriye rejiminin QSD içindeki organize hali nedir?
QSD nin denetlediği topraklar üzerinde ne kadar Kürt, ne kadar Arap yaşıyor?
Arapların ne kadarı Suriye rejimine karşıdır?
 Kürtlerin kaçı PYD’nin yanında kalır?
PYD veya QSD, “Dağ’ı ve “Ada’yı dinlemeye devam edecek mi?

Birileri bütün bu soruların cevaplarını orta yere koymalıdır.

Kürt Ulusunun Devlet kurmasını isteyenler,  Güneybatı Kürt Örgütlerinin bir çatı altında birleşmelerini, Roj Peşmergelerinin kendi toraklarına geri dönmelerini isterler. Orada kurulacak bir koalisyon hükümetinin Amerika ve müttefik güçleri ile iş birliği yapmasının doğru olduğunu söylerler. Hatta Güneybatı Kürdistan ile Güney Kürdistan’ın birleşmesini, bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasını arzu ederler.

Neden Amerika ve müttefik güçleri ile işbirliği? diyenlere cevabım şudur:

Türkiye Kürtlere yardımcı olmaz, çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi tarihi ve anayasal görüşüne göre “Kürtler yoktur” varım diyen Kürdü yok etmek ulusal bir görevdir.


İran devletinden yardım beklemek veya almak mümkün mü? Kendi egemenliği altındaki Kürtlerin durumuna bakın, İran yardımının ne anlama geldiğini görürsünüz.


Peki Suriye ve Irak Kürtlere yardım eder mi? Maalesef doksan yıldan beri bu devletlerin Kürtlere yaptığını, insan bile hayvana yapmamıştır.

 Amerika ile Fransa, Türk ile İran Kumaşından bir elbise dikmeye çalışıyorlar.
Bu iki devleti etkisiz hale getirmeden “Dağ” ile “Ada’yı Kürt halkı nezdinde teşhir etmeden o elbiseyi Kürtlere giydirmek biraz zordur!

Etiketler

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı