Güncel

Deza Fehmi Vefat etti.

Dün çok acı bir haber aldım. Dezam (Zazacada amcaoğlu) Fehmi Kaya, yaşamını yitirmişti. Yaklaşık olarak  on yıl benden büyüktü. Ve onun yaşam öykümde çok önemli bir yeri vardı. Daha ben yedi yaşımdayken, Fehmi abi arkadaşlarıyla “avcı tavşan oyunu” oynamış, elindeki av tüfeği patlamış, teyzemin oğlu Rıza yaşamını yitirmişti.

Bu olaydan dolayı Fehmi abi, köyümüzü terk etmişti. Onunla birlikte iki komşumuz, soyisimleri Günay ve Ateş (evlerimiz birbirine bitişikti) köyden ayrılmış, Adana’nın Ceyhan Kasabasına yerleşmişti. Rıza’nın ölümüne sebep olan av tüfeği bu akraba ailelere aitti.

Ben o çocuk yaşımda küçük bir köyde sadece Rıza’yı değil, Fehmi’yi, komşularımız, aynı evlerde yaşadığımız Mahmud’u, Abdurrahman’ı, Mala Rüşti’yi, Pakize’yi, Nazire’yi, Hasan ile Ali Ateşi’ de kaybetmiştim. Çocukluğumun en büyük felaketiydi yaşadığım. Annemle birlikte günlerce ağladığımı hatırlıyorum. Harabe haline gelen komşularımızın evlerinin sancısı, hala içimde kabuk tutmuş bir yara gibi duruyor.

Fehmi 18 yaşından küçük  ve kaza kurşunuyla Rıza’nın ölümüne sebep olduğu için uzun süre cezaevinde yatmadı. Tahliye olunca, köye gelemedi. Adana’ya yerleşti. İnşaatlarda çalıştı. Müthiş bir zekaya sahipti. Siz 1240 x 2380x 13x 12345x 123456 kaç eder deseydiniz, sorunuz biter bitmez o doğru yanıtı aniden verirdi. Bir binanın yüksekliği ve genişliğini öğrenince, kaç tane kiremit kullanıldığını bir dakika içinde söyler ve siz bir gün boyunca hesaplar yapsanız onun verdiği sonuç dışında başka bir sonuca ulaşamazdınız. Matematiksel kafasıyla inşaat işleriyle uğraşmaya başlamış, ekonomik durumunu düzeltmişti.

Köyü terk ettikten sonra onu artık göremedim. Köyümüzden dayısının kızı Zahire ile evlendiği günü hatırlıyorum. Fehmi köye gelemediği için Zahire’yi o küçük köyümüzden damatsız olarak Suveren istasyonunda trene bindirip Adana’ya göndermiştik.

1969 larda Tuunst köyünü terk ederek Çılkani’ye gidince, Fehmi Abi ile Zahire de köye gelip yerleştiler.  O zaman biz Kürdistan sorunundan dolayı uyanan dört kişiydik.

 Mehdi Özsoy, Ahmet Kasımoğlu, Sait Özsoy ve ben. Başta köyün imamı ve köylüler karşısında zorlanıyorduk. Çünkü hem “solcu hem de Kürtçüydük.” Köyün gençlerini ikna etmek için gece gündüz çalışıyorduk. Adana’dan dönmüş, zeki ve köyde etkisi büyük olan Fehmi Abi’yi kazanmak bizim için çok önemliydi. Şeyh Mehdi ile pek araları yoktu, Ahmet de köye sık uğramıyordu ama ben ile Şeyh Said onunla çokça tartışıyorduk.

Bir gün kendisine Cemil Sena’nın “Hazreti Muhammedi’in Felsefesi” adlı kitabını verdim. O kitabı okuyup bitirdikten sonra bizimle hareket etmeye, Kürt sorunu konusunda bilgilenmeye başladı. Süre içinde Kürdistan davasına tamamen iman etti. Bu öylesine bir iman etme idi ki tepeden tırnağa Kürdistan ‘la doldu.

1993 Yılının Kasım ayında ben ile Eşim Aysel Bremen’de bir evin çatı katında “Apo’nun Ayetleri”ni temize çekerken, telefonla kendisini aramış, “Deza örgütten bazıları seni arayıp aleyhimde konuşabilirler, ben cezaevinden çıktıktan sonra gördüklerimi kitap olarak yazıyorum, bitsin sana yollayacağım, okuduktan sonra nasıl davranacağını kendin bilirsin” dediğimde: “Ne var? bana telefonla söyle veya mektupla yaz” dedi. Ben de: “Demokrasi yok, Diyarbakır Cezaevinde Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran karşısında konuşabiliyorduk, Öcalan karşısında konuşamıyoruz” dedim.

Fehmi abi: “Ben demokratik bir ortamın olduğunu çok iyi biliyorum, sakın kitap yazma seni öldürürler!” deyince, “Deza, hem çok iyi demokratik bir ortamın olduğunu biliyorsun, hem de kitap yazma seni öldürürler diyorsun! Bu iki cümle birbirini yalanlamıyor mu?” dediğimde sustu ve karşılıklı telefonları kapattık.

Aradan yedi yıl geçti ve birbirimizle konuşmadık. 1999 larda kızı örgütten ayrılınca, kendisini görmek için Almanya’ya geleceğini, benimle de görüşmek istediğini arkadaşım Halim söylemişti. Kızıyla görüştükten iki gün sonra kaldığı eve gittim. Sırtüstü bir yatakta yatıyordu. Kalp sorunu olduğu için kullandığı bir ilaçtan dolayı kanı incelmiş, dudağındaki bir kabukla uğraşınca, kan akmaya başlamış, kanın durması için bant üzerine bant yapıştırmışlardı.

Ben yattığı odaya girdiğimde alt dudağının tümü bantlanmıştı. Sarıldım öptüm, hal hatır sorduktan sonra: “Deza, gel Allahın işine bak, yedi yıl boyunca beni dinlemedin, Allah seni ta oralardan aldı buralara getirdi, bir yatağa yatırdı, ağzına da bant vurdurttu, şimdi ben konuşacağım sen de dinle” dediğimde yanına oturdum.

Bana baktı, duyabileceğim bir ses tonuyla: “Diyorlar ki Şam’daki Evinde havuz var, orada kızlarla birlikte yüzüyor, bu da doğru mu?” diye sordu. Biraz düşündüm: “Deza siz gericiydiniz, kızların yüzme öğrenmesine müsaade etmediniz, dağa çıktıklarında çoğu nehirlerde boğuldu. O da nehirlerde boğulmamaları için evinin bahçesindeki havuzda genç kızlara yüzme dersleri veriyordu” dediğimde, tek bir cümle sarf etti:

 “Benim hakkım tek bir kurşundur”

Öcalan Türkiye’ye döndüğünde Konya’da ırkçı saldırıların hedefi oldu. On binler evinin üzerine yürüyerek onu linç etmeye çalıştı. Mal varlığını yitirerek zor bela canını kurtardı.  Uzun süre yatalak olarak kaldı, iki yıl kadardır gözlerini yitirdi.  Telefonla her görüşmemizde Kürdistan hakkında görüşlerimi merak ederdi.

Eşi Zahire aralıksız on yıldır bir bebeğe bakar gibi Fehmi abiye baktı. Sabrından, sevgisinden, ilgisinden dolayı kendisine çok çok teşekkür ediyorum.

 Şimdi ebedi israhatgahına çekildi. Çılkani mezarlığında Dr. Said ve arkadaşlarına kavuştu.  Acıları bitti. Doğruluğun abidesi gibiydi, asla hiçbir zaman hiç kimseye boyun eğmedi, hiçbir zalime şapka çıkarmadı, Kürdistan hassasiyetinden dolayı gerçekleri bazen hepimiz gibi geç gördü, çarpıldı ama imanını son ana kadar yitirmedi.

Fehmi Abi hepimizin iç dünyasında büyük bir boşluk bırakarak gitti. Başta Eşi Zahire’ye kızlarına, oğluna, Ablasına baş sağlığı diliyor, acılarını paylaşıyor, sabırlı olmalarını istiyorum.

Güle güle Fehmi abi, sabırlı ol bir gün ben de gelirim.

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu