Çarşamba, 26 Eylül 2018
Anasayfa Yazılar Güncel PYD VE TURHALI

PYD VE TURHALI

selim curukkaya 490x490
Selim Çürükkaya/ Sevgili okurlar, Afrin oyunu sürüyorken ve Kürtler şaşkınken, PYD nin Afrin yönetimi kendi resmi internet sitesinde Suriye devletine, “gel Afrin’i al” diye bir çağrı yaptı. Bu çağrı, tamamen ulusal ihanet çağrısıdır.

Hem Kürt örgütü geçineceksin, hem Kürt evlatlarını “Kürdistan sömürgedir” diye savaşa süreceksin, hem de bir sömürgeci güce karşı başka bir sömürgeci güce Kürtlerin topraklarını armağan edeceksin! Bununla yetinmeyecek, “Biz Kürtler bu güne kadar Suriye için savaştık” diyeceksin.

PYD Afrin yönetimine göre Afrin bölgesi Suriyenin bir parçasıymış!

Bu gün de bunu biz Kürtler adına tasdik ediyorlar!

PYD 6 Yıldır Suriye toprakları üzerinde gözle görülür ulusal (yani Suriye yurtseveridir) görevini yerine getiriyor.

Günümüze kadar bölgeyi korudukları gibi, bundan sonra da Suriye ye bağlı kurumları savunacaklarmış! (Çoğu aymaz Kürdistan için savaştıklarını biliyordu)

Türkiye’nin Afrin operasyonunun amacı,  Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozmakmış!

Suriye hükümetinden devlet olma görevini yerine getirme ve Afrine gelip yerleşmesi için çağrı yapıyoruz.

Bunlar PYD Afrin yönetimin samimi görüşleridir.  Suriye’de  iç savaş başladığından beri PYD Suriye devletinin milis gücüdür dedim. Arkadaşım, Hüseyin Turhallı, Hasan Bildirici, Dursun Ali Küçük, Ayhan Çiftçi ve Dego’ya inandıramadım.

“Takke düştü kel göründü” diyeceğim.

Ama Kürtler’de keli görecek kaç göz kaldı ki?

İşte Bütün Kürtlerin yüzünü pancar gibi kızartacak PYD Afrin yönetiminin açıklaması:

 “Efrin Kantonu Yönetimi olarak bir kez daha Afrin bölgesinin Suriye’nin bir parçası olduğunu tastikliyoruz. Halk Savunma Birliklerimiz (YPG) 6 yıldır, Suriye toprakları üzerinde IŞİD, El Kaide ve diğer terör gruplarına karşı gözle görülür ulusal görevini yerine getirmiştir. Günümüze kadar bölgeyi koruduğumuz gibi bundan sonra da Suriye’ye bağlı kurumları korumaya devam edeceğiz.

Türkiye’nin yaptığı haksız operasyon Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve Efrin’de yaşayan sivillerin hayatını tehdit etmektedir. Türkiye’nin asıl amacı, Efrin’i işgal ederek Suriye’den daha fazla toprak almaktır. Her türlü dış saldırıya karşı bölgeyi korumayı sürdüreceğiz.

Suriye hükumetinden devlet olma ve Efrin’e karşı egemenlik görevini yerine getirerek, Türkiye’nin işgaline karşı sınır güvenliği güçlerini bölgede konuşlandırmasına çağırıyoruz.”
Kaynak Rudaw

Sevgili Hüseyin Turhallı’ya yanıt!

Deza Hüs, Türk ordusu Rusya, iran, Suriye’nin Mutabakatıyla Afrin’i sarmış durumdadır.

Birleşmiş milletler, Nato suskun! Amerika puşt.

Sen tam bu durum karşısında bana çözüm ve reçete diyorsun. Şu an benden çözüm ve reçete istemek, neye benziyor biliyormusun? Hani kanser hastalığana yakalanan kişi, bütün yalvarmalara rağmen doktora gitemez, artık tam öleceği sırada gider ya; doktor muayene yaptıktan sonra “yapılacak bir şey yok” der ya, tamda Afrin olayı böyledir.

Ama şu anda Afrin’de yapılacak iki şey var: ya bırakıp kaçacaksın, (Suriye ordusuna terk edeceksin.) Buna geri çekilme taktiği deyip halkı aldatacaksın.

Ya direnip son nefere kadar öleceksin. (Afrin giider geriye kahramanlık destanların kalır) Her İki durumda Afrin gitmiş olacak!

Bu sonuca Afrin Halkını getiren benim politikam değil. Senin ile Duran Kalkan’ın politikasıdır.

Eğer siz, Suriye başkaldırsı olduğu gün, “Türkiye, Suriye, iran, İrak’ı demokratikleştireceğiz”saçmalığından vaz geçseydiniz.

Eğer siz, “Türkler Araplar ve Farslarla kardeş olacağız” demeseydiniz. Bunun için tam 19 yıl çaba harcamasaydınız. Kürt örgütleriyle, kardeş olsaydınız. Kürt halkıyla kardeş olmak için çaba harcasaydınız. Sapık ideolojinizden dolayı sizi terk edenlerle kardeş olsaydınız. Suriye Kürtleri ile Irak Kürtleri arasındaki sınırı kaldırmak için anlaşsaydınız. Dara düşen sömürgecilerinizin kafasına vurup Kürt devletini kurma stratejisine sahip olsaydınız, sömürgecilerinizin yardımına koşup onların askeri olmasaydınız, (ki bunu hem güneyliler hem Apocular yaptı.) bu gün ne Kerkük elden giderdi, ne de Afrin saldırıya uğrardı. Nede dünya bize yüz çevirirdi

Dün yazdım. Kürtleri bu süreçte yenilgiye götüren ne dünyanın bize ihaneti, ne de düşmanlarımızın zalimliğidir.

Bizi yenilgiye götüren asıl neden, mevcut Kürt örgütlerinin ittifaksızlığı ve bu örgütlerin yönetimlerinin düşmanlarımıza bağlılığıdır.

Kürt düşmanlarının birlik olması, Kürtlerin ise paramparça durması bundandır.

Bundandır ki, bazı yerlerde Kürtler tek bir kurşun sıkmadan şehirlerini dağlarını düşmana terk ediyorlar.

Bazı yerlerde ise, gençlerinin tümünü düşmana imha ettirerek harebeye dönmüş şehirlerini düşmanının insafına bırakıyorlar.

Bana bunlardan hangisi daha iyi diye sorma! Kırk katır ile Kırk satır tercihini bana yaptırma!

Ben, bana ve halkıma kırk katır ve kırk satır seçeneğini kuranları biliyorum, tanıyorum ve kavgam onlarladır.

Sen ise, istediğini seçmekte hürsün. “Kahraman” olmak için ister satırın altına yatarsın, istersen kendini kırk katıra bağlatıp parçalatırsın.

Ben yarınlar tarafından unutulacak, bir “kahraman” olmaktansa, halkıma kurulan tuzakları bozacak ve en azından bu tuzakları ona gösterecek bir yazıcı olmayı yeğlerim.

Umarın Duran Kalkan ile seni aynı kefeye koyduğum için bana kızmazsın. Bu satırları yalınız sana yazmıyorum. “Duvarım sana söylüyorum gelinim sen anla” misali, burada seni duvar yerine koyuyorum!

Tek çare: KÜRT HALKINI, “DÜŞMANLARIMIZIN EŞEKLERİ” HALİNE GELEN KÜRT ÖRGÜTLERİNİN ELİNDEN KURTARMAKTIR