Çarşamba, 25 Nisan 2018
Anasayfa Yazılar Güncel

Güncel

Sehr Geerter Herr Ministerpräeident

Recep-Tayyip-ErdoganMittwoch, 31.12.2012  11:44 Selim Çürükkaya
Sehr geehrter Herr Ministerpräsident!
Herzlich Willkommen in Deutschland, in dem alle Sprachen frei gesprochen werden, alle Völker in Freiheit leben! In dem Land, aus dem Sie kommen, hat Ihr Staat die Sprache der Kurden seit 87 Jahren verboten.
 
In Ihrer Regierungszeit wurde erlaubt, in Radio und Fernsehen die kurdische Sprache zu verwenden, an einigen Universitäten wurden Kurse eingerichtet. Aber die kurdische Sprache darf im öffentlichen Bereich noch immer nicht verwendet werden, als Unterrichtssprache wurde sie nicht anerkannt. Die Sprache eines Volkes mit etwa 40 Millionen Menschen nicht als Unterrichtssprache anzuerkennen, sie zu verbieten, sie als Verteidigungssprache vor Gericht nicht zuzulassen – das ist eine Logik, die es allein in Ihrem Land gibt. Sie sind Ministerpräsident eines Landes, in dem die Sprache von etwa vierzig Millionen Menschen  - von denen mindestens 20 Millionen in Ihrem Land leben – verboten ist und dafür gibt es in der Welt kein anderes Beispiel! 

Son Güncelleme (Perşembe, 01 Kasım 2012 00:26)

Devamını oku...

 

Türkiye başbakanına çağrımdır

caSelim Çürükkaya / Sayın Başbakan;   Bütün dillerin serbestçe konuşulduğu, bütün halkların özgürce yaşadığı Almanya’ ya hoş geldiniz! Geldiğiniz ülkenizde devletiniz Kürtlerin dilini  87 Yıldan beri yasaklamıştır. Sizin hükümetiniz döneminde Kürt dilinin radyo ve televizyonlarda kullanılmasına müsaade edilmiş, bazı üniversitelerde ise kürsüleri kurulmuştur. Ama Kürt dili kamusal alanda hala kullanılamamakta, eğitim dili olarak kabul edilmemektedir. Dünyada sayısı 40 Milyondan fazla olan bir halkın dilinin eğitim dili olarak kabul görmemesi, yasaklanması, mahkemelerde savunma dili olarak kabul edilmemesi mantığı sadece sizin ülkeye aittir. Yani gezegenimizde böyle başka bir örneği bulunmamaktadır. Siz kırk milyonluk bir halkın dilinin yasak sayıldığı bir ülkenin başbakanısınız ve dünyada sizin başka bir örneğiniz yoktur!
Almanya’ ya her gelişinizde Almanya’ da yaşayan Türklerin kendi anadillerine sahip çıkması gerektiğini vurgular ve “asimilasyon insanlık suçudur” diyorsunuz. Eğer sizlerin bu  görüşlerinizi doğru olarak kabul edersek , en büyük insanlık suçunun kendi ülkenizde yaşandığını da kabul etmemiz gerekmez mi?
 

 Almanya’ nın Bremen Eyaleti senatosu Eyalette yaşayan Türk vatandaşlarının kendi anadilleri ile eğitim yapabileceği kararını bu yıl aldı. Bundan mutlaka sizinde haberiniz vardır.

Son Güncelleme (Çarşamba, 31 Ekim 2012 23:42)

Devamını oku...

 

Kamuoyuna açıklama

acselimSelim Çürükkaya / Şubat 2012 nin başından beri Kürdistan Aktuel sitesi, Benim Facebookum, e maillerim sürekli sanal bir saldırı altındadır. Saldırıyı yapanlar kendilerini "Vatan TİM veya Türkiye’ nin baronu"olarak tanıtmaktadır. İnternet üzerinde yaptığım Araştırmaya göre saldırının kaynağı Ankara Bahçeli evler ve Almanya’nın Düsseldorf  kentidir. Devamlı olarak saldıraya uğrayan Kürdistan aktuel sık sık çökmüştür. Kürdistan Aktuel' in bir e maili saldırganların eline geçmiştir. Ayrıca benim facebook taki hesabım ve gulgez2000yahoo.com heasabım yine bu saldırganlar tarafından gasp edilmiştir.
 
 
E maillerimdeki bilgileri aleyhime şantaj olarak kullanıp, beni tehdit etmeye kalkışan bu saldırganlara boyun eğmeyeceğimi bilmelerini isterim.
Bana yolladıkları mesajlarda belirttiklerine göre savcılarına ve hakimlerine küfür etmişim, ondan dolayı benimle uğraştıklarını ve beni yaşatmayacaklarını söylüyorlar, hatta adresimin bile kendilerinde olduğunu, beni öldürmekten büyük zevk alacaklarını da çekinmeden söylüyorlar. Bu yılın Şubat ayının başında Ülke TV nin anahaber bülteninin sunucusu  Ersoy Dede, Skype üzeri beni arayarak Türkiye basınında benim ile ilgili  yayınlanan bazı haberler üzerine röportaj yapma isteğini bildirdi, bende kabul ettim.

Devamını oku...

 

We Stranê Bêjê Diyarbekir

UnbenanntN. Ferhat Sağnıç / Selim Çürükkaya’ nın daha önce Komal basım evinden çıkan 'O Türküyü Söyle' adlı kitabın filmi çekildi.
 
Diyarbakır 5 nolu cehennemini anlatan romanı yazıldı. Sıra filmindeydi o da yapıldı.
 
Birkaç yıldır sabırsızlıkla beklemiş olduğum film nihayet 9 Haziran 2012 de Stockholm’ da galası yapıldı. Kalabalık bir seyirci ve davetliler tarafından izlenen film duygusal anlar yaşandığın Selim'in makalesinden anlıyoruz. Av Hüseyin Yıldırım, Mehdi Zana , Laleş Qaso, Bubê Eser, Aysel Çürükkaya gibi mağdurlar, tanıklar galada bir araya gelmişler.
 
Film; Fuat Çavgun, Psikolog Hişyari Dirok, Avukat Mustafa Gözcan ve birkaç tanıkla yapılan söyleşilerle Diyarbakır cezaevinin vahşetini tanık anlatımları ile güçlendirilmiş. 
 
Selim Çürükkaya 5 dakikalık filmin fragmanını bana izlettiğinde aynı duyguları bende yaşadım. Film Kürdçe Türkçe olarak hazırlanmış büyük bir emek verildiği, çokça zaman ve para harcandığını anlıyoruz. Film tümüyle anlatım ve canlandırma olarak çekilmiş yarı belgesel sinema filmi. 
 
Kürdler sert yapıları ile bilinirler. Direngen, tavizsiz bilinirler. Evet direngendirler yüz yıldır sömürgecilerine karşı direniyorlar. Tavizsizdirler asla ruhlarında ki bağımsızlık düşüncesinden taviz vermediler. Ama sert değillerdir. Dış görünüşleri sert olabilir. Sert doğa koşulları onları biçimlendirmiş olabilir. Ancak iç dünyaları bir çocuk kadar temiz , bir ana kadar yufkadır yürekleri. Ama ne hikmetse saklarız gözyaşlarımızı . işte bu filimde ne oyuncu, ne olayların kahramanları, ne de seyirci göz yaşlarını saklama gereği duymuyor.
 
Şıvan ‘ın Kürdçe anlatımı; filimi seyirciye dinletme, izletme de iyi bir seçim olduğunu düşünüyorum. Tanına, bilinen, sevilen bir ses olarak Şıvan Perwer’in seçilmesi isabetli olmuş. Yine Türkçe kısmında Dara Kutlay’ın sesi ya biz Kürdlere de ne cevherler varmış dedirtiyor.
 
Film Avrupa da gösterime girdi. Türkiye de ve Kürdistan da ise salon bulmakta zorluklar çekiyor. Yani asıl seyircisi ile sanırım bu film çok sonra buluşacak. Umarım bu film Amed te Dilan Sinemasında gösterilir. Ve zulümü yapanlara zulmün yapıldığı topraklarda bir tokat daha vurulur.
 
Filimle ilgili geniş bir yazıyı filmin tümünü izlediğimde yazarım Selim’in sözü var bana gönderecek filmi!
 
Ekonomik kaygıdan uzak olan bu filme emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ederim. Kalıcı bir belge olarak Kürdistan’ın arşivine böylesi bir belgeyi bize verdiği için Selim ve film ekibine çok şey borçlandığımızı düşünüyorum.
 
Wê Starnê Bêjê Diyarbekir Filmi Kürdçe düşünülüp Kürdçe yapıldı ancak; Fransızca, İngilizce, Almanca da çevirileri de yapılıyor. Türkçe olanı ise bitmiş. Fransızca olanı ise bitmek üzere. Kürdçe’ in diğer lehçesi olan Soranice için ise çalışmalarını sürdürüyor Selim. İşin özü Selim Çürükkaya tüm dünyaya görsel bir şekilde 1980 ve 1983 yılları arasında Diyarbakır da yaşanan vahşeti gözler önüne serecek .
 
Tabii ki Filmle ilgili eleştirilerde olacak 4 yılda yaşanan zulmü kısa bir sineme filminde anlatmak zordur. Çünkü orada yaşanan vahşetin boyutu akla hayale gelemez nitelikteydi. Bundan sonra Diyarbakır vahşetini film yapacak olanlar bu filmde anlatılamayanları anlatırlar. Ve devam niteliğinde olur.
 
Senaryo: Selim Çürükkaya .Yönetmen: Akif Hasan Sponsor: Murat Satık. Kürdçe anlatım: Şıvan Perwer, Türkçe anlatım: Dara Kutlay
 
Filimde; Fırat Başkale bir deliyi canlandırırken rol kabiliyetine hayran olmamak mümkün değil, Recai Put ise Esat Oktay’ı hakkıyla canlandırıyor. Ayrıca filmde Xeyro Abbas ta rol alıyor.
 
İyi seyirler diyeceğim ama bu ülkede bu filmi gösterecek bir sinema salonu veya bir film şirketi bulunamadı henüz.
 
N.Ferhat Sağnıç
 
19/06/2012 İstanbul
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Son Güncelleme (Salı, 19 Haziran 2012 19:25)

 

Selim Çürükkaya Ülke Tv de zindanı anlatacak

bugeceMadiya.net / Bu Gün 12 Ocak Perşembe, 2012 Türkiye saatiyle saat 20 de Sitemizin yazarlarından M. Selim Çürükkaya Ülke TV nin ana haber proğramının konuğu.Proğramda Ünlü Diyarbkır cezaevi, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya için Savcının hazırladığı iddianame, Diyarbakır sivil cezaevinin altında çıkan kemikler konuşulacak. Gazetemizin yazarlarından Selim Çürükkaya 24 Mayıs 1980 ile Mart 1987 arasında Diyarbakır cezaevinde kalmış. Orada insanlara yapılmış bütün işkennceleri görmüş, işkencelere karşı çıkmıştır. Sıkıyönetim mahkemelerinde bu işkenceleri dile getirmiş ve 146 sayfalık savunması ile bu işkencelerin detaylarını yazarak askeri mahkemenin huzurunda okumuştur. Henüz cezaevinden tahliye olmadan "12 Eylül karanlığında Diyarbakır şafağı" adlı iki ciltlik romanını kaleme alıp dışarda yayınlatmıştır.

Son Güncelleme (Cumartesi, 28 Ocak 2012 01:31)

Devamını oku...

 
Diğer Makaleler...