ULUSAL ÖNERİ
Güney Kürdistan Siyasi Liderliğine,
Sayın Mesud Barzani,
Sayın Bafıl Talabani,
Sayın Mustafa Hicri,
Basına yansıyan bilgiler doğrultusunda, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile yapılan görüşmede, İran’a karşı olası bir savaş senaryosunda Kürt güçlerinin karadan harekete geçmesinin talep edildiği ifade edilmektedir. Bu görüşmede tarafınızdan nasıl bir değerlendirme yapıldığı kamuoyunca henüz bilinmemektedir. Bir Kürt yazar ve aktivist olarak, milletimizin tarihsel tecrübelerini ve geçmişte yaşanan ağır bedelleri göz önünde bulundurarak aşağıdaki görüş ve önerilerimi saygıyla arz etmek isterim.
Güney Kürdistan’da yaklaşık çeyrek asırdır fiili bir federatif yapı bulunmaktadır. Ancak Irak Anayasası’nın 140. maddesinde öngörülen referandum hâlâ gerçekleştirilmemiş; tartışmalı bölgeler meselesi çözüme kavuşturulmamış; Kürt halkının anayasal hakları tam anlamıyla güvence altına alınmamıştır.
Bu durum, mevcut statünün sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Eğer uluslararası güçler, özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve İsrail gibi etkili aktörler, bölgede yeni bir askeri süreci gündeme getiriyorlarsa; Kürtlerin bu sürece katılımı ancak kendi ulusal statülerini (Bağımsız devlet ilanını)açık, bağlayıcı ve uluslararası hukuk zemininde güvence altına alan bir çerçeve içerisinde değerlendirilmelidir.
Bu bağlamda önerim şudur: Güney Kürdistan’ın statüsü Bağımsız devletin ilanı, açık biçimde tanımlanmalı ve bağımsızlık İlanı uluslararası platforma taşınmalıdır. Birleşmiş Milletler nezdinde sürecin resmileştirilmesi için girişimde bulunulmalıdır. Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı uluslararası hukuk çerçevesinde tanınmalı ve güvence altına alınmalıdır.
Sağlanacak askeri iş birliği, geçici taktik ihtiyaçlar temelinde değil; eşitler arası stratejik ortaklık temelinde kurulmalıdır. Kürt halkı, tarih boyunca bölgesel ve küresel çatışmalarda ağır bedeller ödemiştir. Bu nedenle, yalnızca “sahada kara gücü” rolü üstlenmesi beklenen; geleceğe dair siyasi statüsü belirsiz bırakılan bir yaklaşım, milletimizin onuruna ve tarihsel hafızasına uygun değildir.
Uluslararası ilişkilerde her halkın kanı ve emeği eşit değerdedir. Kürtlerin katkısı da ancak eşitlik, karşılıklılık ve güvence temelinde anlamlıdır. Şayet Amerika, Fransa ve ilgili diğer aktörler; Kürtlerin ulusal haklarını açık biçimde tanıyan, uluslararası güvenceye bağlayan ve siyasi statüsünü netleştiren bir çerçeve ortaya koyarlarsa, Kürt halkının kendi geleceği için sorumluluk almaktan kaçınmayacağına inanıyorum.
En büyük temennim, Kürt milletinin bir daha tarihsel olarak yalnız bırakılmaması ve geçici jeopolitik hesapların konusu hâline getirilmemesidir. Bu önerilerimin, milletimizin uzun vadeli çıkarları doğrultusunda değerlendirilmesini saygıyla arz eder; selam ve hürmetlerimi sunarım.
Selim Çürükkaya Kürt yazar ve aktivist




