Güncel

Güle Güle Xale Mehdi

Güle Güle Xale Mehdi

Dostum, avukatım ve arkadaşım İsmet Ateş’in vefatının acısı henüz tazeyken, bugün Diyarbakır’ın eski belediye başkanı Mehdi Zana’nın hayatını kaybettiğini duydum. Bu acı haber beni derinden sarstı.

Beynimde yıllardır kapalı duran bir arşiv yeniden açıldı. 1980 öncesi Diyarbakır’da yaşadığımız günler, insanlar, sokaklar, konuşmalar ve mücadeleler birer birer gözlerimin önünde canlandı.

Mehdi Zana, Diyarbakır’ın belediye başkanıydı. Seçimlerde Kürtçe, yani Kurmancî konuşarak halkın karşısına çıkmış ve büyük bir zafer kazanmıştı. Cumhuriyet tarihinde, Kürt kimliğini ve dilini açıkça taşıyan ilk belediye başkanlarından biriydi.

Paris Belediyesi’nin Diyarbakır Belediyesi’ne hibe ettiği otobüslerin üzerine “Kürdistan” yazdırması, Türkiye’de büyük bir siyasi tartışmaya ve skandala yol açmıştı. O yıllarda bu tek kelime bile başlı başına bir meydan okumaydı.

Ben Mehdi Zana ve arkadaşlarıyla 1979 yılının Haziran ayında tanıştım. Kürdistan meselesi üzerine uzun ve derin tartışmalarımız oldu. O günlerde onun kararlılığını, açık sözlülüğünü ve halkına bağlılığını yakından tanıma fırsatı buldum.

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Mehdi Zana da tutuklandı ve Diyarbakır Zindanı’na getirildi.

Onunla, “35. Koğuş” olarak adlandırılan hücreler bölümünde karşılaştık.

Mehdi Zana, tanıdığım Kürt belediye başkanları arasında en dürüst ve en onurlu insanlardan biriydi. Zindanda işkencecilere asla boyun eğmedi. Mahkemelerde Kürt halkının davasını savundu. Umutsuzluğun kol gezdiği, karanlığın insanın üzerine çöktüğü o günlerde bile çevresindekilere umut vermeye çalıştı.

Bize toplu dayaklar atılırdı. Dayakçılar hücrelerden çıkıp gittikten sonra Mehdi, sanki yaşananları küçümsercesine:

“Bir dolu yağdı, geçti.”

derdi.

Bu birkaç kelime, onun karakterini anlatmaya yeterdi. Acıyı inkâr etmiyor, ama acının insanı teslim almasına da izin vermiyordu.

Direnen tutuklulara yiyecek yasağı uygulandığı zamanlarda, elinden geldiğince gizlice iaşe ulaştırırdı. Gazete haberlerini geceleri bize ulaştırır, bunun karşılığında çoğu zaman dayak yerdi. Ama yine de vazgeçmezdi.

Mehdi Zana’nın Kürt halkı içinde geniş bir seven kitlesi vardı. Bunun farkında olan Abdullah Öcalan’ın da Mehdi Zana’ya karşı mesafeli ve düşmanca bir tutum içinde olduğunu düşünüyordum. Leyla Zana’nın daha sonra Öcalan’ın çevresine çekilmesiyle Mehdi’nin etkisizleştirilmek istendiğine inandım. Fakat Mehdi boyun eğmedi. Öcalan’a bağlanmadı.

Bunun bedelini yalnızlıkla ödedi.

Bir dönem Diyarbakır’dan uzak kaldı. Stockholm’de bir yaşlılar evinde yaşadığı günleri oldu. Hayatının son dönemlerinde yeniden Diyarbakır’a döndüğünü, Hastanelerde kaldığını ve orada hayata gözlerini yumduğunu duydum.

Şimdi geriye baktığımda, onun hayatında yalnızca bir belediye başkanını değil, bir dönemin dirençli ve suskun tanıklarından birini görüyorum.

Bazı insanlar çok konuşur, ama geride fazla bir şey bırakmaz.

Bazıları ise susar.

Fakat suskunlukları, söyledikleri bütün sözlerden daha ağırdır.

Mehdi Zana da böyle bir insandı.

Boyun eğmeyen bir adamdı.

Anlamlı susan bir adamdı.

Suskunluğuyla çok şey anlatan bir insandı.

Onu son gördüğüm günün üzerinden yıllar geçti. Ama Diyarbakır Zindanı’nın karanlığında söylediği o birkaç kelime hâlâ kulağımda:

“Bir dolu yağdı, geçti.”

Güle güle Xale Mehdi…

Güle güle boyun eğmez yiğit adam.

Güle güle, anlamlı susan insan.

Güle güle, suskunluğuyla çok şey anlatan dost.

Seni unutmayacağız.

Ellerinden öperim, Xale Mehdi.

Ruhun şad olsun.

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu